Makale

Dikkat, oyun içinde oyun var…

Türkiye aslinda degisim adi altinda büyük bir ameliyat geçiriyor.

Hüseyin Gülerce – Dikkat, oyun içinde oyun var…

Hesaplasma, yüzlesme, rövans alma gibi tabirler bu operasyonu izah edemez. Önyargili yaklasimlar, meselenin özünü karartma gayretleri de bir ise yaramaz.

Bu bir kaderdenk noktasi. Ayni güne sigan haberlere bakmak bile yeterli. En uzun sinira sahip oldugumuz Suriye ile ilgili gelismeler firtina öncesi sessizligi andiriyor. Terörle mücadelede yeni bir dönemden söz ediliyor. Yargida, darbeye tesebbüs davalari Ergenekon’u, Balyoz’u, Internet Andici ile devam ediyor. Evvelsi dönemin Genelkurmay Baskani yargilaniyor. Tutuklu onlarca general ve amiral var. Yeni bir Anayasa için hem gayretler hem de tereddütler, belirsizlikler ortadan kalkmis degil. Egitimde 4+4+4 yüzünden yasanan cephe savaslari var. Bunlarin hepsine birden baktiginizda, evet, bir degisim sancisi çekiliyor.

Degisim, statükoyu, statükonun sahiplerini, bekçilerini rahatsiz ediyor. Kolay degil, ellerindeki imkânlarini, statülerini, konumlarini, güçlerini kaybediyorlar. Direnme refleksi vermeleri bu yüzden sasirtici gelmemeli.

Degisimin taraflari var. Birinci taraf statüko. Yani askeri vesayet rejimi. Bu rejimi savunanlar ummadiklari bir zemine savruldular. Hesap sorulmaz, üstlerine gelinmez zannediyorlardi. Layüsel olduklarina öyle inanmislar, kendilerini öyle kaptirmislardi ki, olan biteni bir türlü kabullenemiyor, bu durumun geçici olduguna inanmak istiyorlar… Onlarin öfkeleri, hisleri, tepkileri, saskinliklari, pervasizliklari var. Bütün bunlari vesayetin medyasi diyecegimiz yayin organlarinda ve siyaset ayaginda görmek mümkün.

Degisimin diger tarafinda ise vesayet yerine demokratiklesmeyi isteyen genis bir kesim var. Onlarin taleplerinin ne kadar somut oldugunu, taleplerinde ne kadar kararli olduklarini anlamak için sadece 12 Eylül 2010’daki referandumun sonucunu hatirlamak yeterli. Referandumdaki yüzde 58 evet, son bir asirlik tarihimizin belki de en büyük demokrasi olayidir. Bu olayin kahramani, Türkiye’nin makul çogunlugudur. Mevcut AK Parti iktidari, makul çogunlugun arzu ettigi siyasi iradeyi sergilemek açisindan, kaderdenk noktasindaki önemli aktörlerden biridir. Zaman’in da içinde bulundugu alternatif medya, diger önemli aktördür.

Bu iki önemli aktöre, degisim dalgalarinin kabardigi bu dönemde iki büyük sorumluluk düsmektedir. Birincisi, usul ve üslup meselesidir. Ikincisi hedeften sasmamak basiretidir.

Usul ve üsluptan kastim sudur: Darbe tesebbüsü davalarinda, vesayetin medyasi, davalari özünden saptirmak ve itibarsizlastirmak için dâhiyane yollara basvurmakta, hamle üstüne hamle yapmaktadir. Benim sulandirma-bulandirma diye tabir ettigim bir kafa karisikligi çabasi var. Her seyi alet ediyor, her firsati degerlendiriyorlar. Gayeleri yüzde 40’lik bir kamuoyunun kafasini karistirmak ve bir taban edinebilmek… Iste usul ve üslup burada devreye girmeli. Onlara hep gerçekleri hatirlatma yoluna gidilmelidir. Sivas katliaminda hâlâ vesayetin üstünü mü örtmek istiyorlar, o dönemin siyasi sorumlularinin durusunu, asker ve emniyetin, valinin sorumlulugu hatirlatilmalidir. Ki, bu yil bu yapildi. Balyoz davalarinda CD’lerle oynandi mi diyorlar, “Depremdede” sulandirmalari mi yapiliyor, hemen “güncelleme”nin belgeleri ortaya konmalidir. Mehmet Baransu Taraf’ta tam isabetle kaç gündür bunu yapiyor.

Hedeften sasmama basiretine gelince. Vesayetçilerde oyun çok. Beynelmilel güç odaklarindan da profesyonel destek aliyorlar. Asla unutmayalim ki, Türkiye’nin bütün iç meseleleri ayni zamanda dis meseledir. Hele demokratiklesme ile güçlenecek bir Türkiye, ne kadar çok odagi rahatsiz eder, hiç aklimizdan çikarmayalim. Onun için demokratiklesme cephesini zaafa ugratmak, onlari birbirine düsürmek en büyük hedefleridir. Dikkat, oyun içinde oyun var…

Hedef belli. Demokratik ve istikrar içindeki bir Türkiye’de farkliliklarimizla birlikte, huzur içinde yasamak…

——————————————-

Zaman-30 Mart

Hüseyin Gülerce

Balkêş e ?
Close
Back to top button