Egitim Surasi
Geçtigimiz hafta boyunca Milli Egitim Surasi’ndan muhalif basina epey is çikti. Komisyonlardan her birinde tartisilan her konuyu, getirilen her teklifi, olmus bitmis ve yasalasmis gibi yansitarak günlerce bir bardak suda firtina kopardilar.
Öyle ki, sadece o gazeteleri okuyan birinin Türkiye’de karma egitimin sona erdigine, bütün okullarin cinsiyete göre ayrildigina, bütün çocuklara zorunlu Osmanlica ögretilecegine inanmasi isten bile degildi.
Oysa isin aslini bilenler, bu tip suralarda her türlü önerinin bu arada en uç önerilerin de dile getirilebilecegini, uçlarda gezinen bu önerilerin genel kurulda elenecegini ve geri kalanlarin hükümete tavsiye karari seklinde çikacagini, hükümetin de bir eleme daha yaparak toplumun büyük çogunlugu tarafindan makul karsilanacak olanlari ayirip gündemine alacagini bildikleri için telaslanmadilar.
Sonuçta, gördügünüz gibi karma okullara bir sey olmadi. Osmanlica sadece Anadolu Imam Hatip Liseleri için zorunlu hale geldi. Zorunlu din dersinin kapsaminin genisletilerek ilkokul 1, 2 ve 3’üncü siniflara kadar indirilmesi yönünde bir tavsiye karari çikti ki, ben bu tavsiyenin de hükümet tarafindan elenecegini tahmin ediyorum. Toplumda genis bir kesimin zorunlu din derslerinin kaldirilip seçmeli yapilmasini istedigi bilinirken, AIHM kararlari da bu yöndeyken, hele bir de Alevi meselesi çözülmeye çalisiliyorken, hükümetin zorunlu din dersini ilkokul birinci sinifa kadar indirerek yangina körükle gidecegini hiç sanmiyorum.
Peki, kötü bir sey olmamasi yeter mi? Egitim Sura’sindan beklentimiz bu kadarcik mi olmalidir?
Hatirlarsaniz, Basbakan Davutoglu Egitim Surasi’ndan birkaç hafta önce, Dersim gezisinde yaptigi bir açiklamada ‘Devlet artik ideolojik olmayacak’ demisti.
Bu laf büyük bir lafti; topluma yapilmis çok önemli bir vaatti.
Eger hükümet bu vaadinde samimiyse ve içini doldurmak niyetindeyse, biz 19. Egitim Surasi’nda bu niyetin yansimalarini görmeliydik.
Çünkü biliyoruz ki, ideolojik devletin elindeki en önemli araç egitimdir. Eger siz, devleti ideolojik olmaktan çikarmak istiyorsaniz, birinci is olarak egitimde paradigmal bir degisikligi gündeminize almaniz gerekir. Örnegin ne Atatürkçü ne dindar ne de baska türlü nesiller yetistirmekten söz edebilirsiniz. Çünkü ideolojik olmayan bir devlette egitimin amaci tek tip kusaklar yetistirmek degil, yetkin bireyler ortaya çikarmaktir. Egitim çocugu su ya da bu kaliba dökmek için bir araç degil, kendi basina amaçtir. Egitim her ögrencinin kendi sinirlarina ulasmasinin, kendi potansiyelini gerçeklestirmesinin yollarini, yöntemlerini arar, buna göre örgütlenir.
Ideolojik devletin terki, devletin egitim alanindan tedricen çekilmesini gerektirir. Devlet, eger sosyal bir devletse, diger alanlarda oldugu gibi bu alanda da finansal katkida bulunur. Vatandaslar arasinda firsat esitligi saglamaya çalisir ama egitimin içerigini belirleyen, kontrol eden, yöneten konumda olamaz.
Ideolojik devlet olmamak, Tevhid’i tedrisat gibi tek tiplestirici yasalarin kalkmasi, egitimin çesitlenmesi demektir. ‘Nasil bir egitim’ sorusunun tek bir cevabi olmamasi, bu sorunun cevabinin egitim piyasasinin ‘müsterisi’ haline gelen ögrencilerin ve velilerin talep ve ihtiyaçlari tarafindan belirlenmesi ve bu ihtiyaçlarin serbest piyasa tarafindan karsilanabilmesi demektir.
Böyle bir sistemin ögretmeni de farklidir. Ögretmen, kendini devlete karsi sorumlu hisseden, devletin belirledigi amaçlar dogrultusunda kusaklar yetistiren, ‘kutsal’ligini da bu misyonundan alan bir kamu görevlisi olmaktan çikar; karsisina gelen küçük bireylerin kisiliklerine saygi gösteren, onlarin kendilerini gelistirmeleri için yol göstericilik yapan bir meslek sahibine dönüsür.
Ideolojik bir aygit olmaktan vazgeçen devletin egitim alaninda yapmasi gereken bu büyük transformasyonun bir ya da birkaç surada gerçeklesmesini bekleyemeyiz elbette.
Ama hiç degilse bu yönde bir degisikligin isaretlerini, öncü tartismalarini görmeliydik.
Ne yazik ki, hiçbir sey göremedik. Gördügümüz sadece, artik iyice demode olmus eski ideolojik elbisenin çikarilip ‘yeni’ bir ideolojik elbise giydirilmesi yönünde gösterilen çabalardi.
Evet, bu çabalarin çogu akim kaldi ama ben sahsen bu kadarina da sevinecek degilim.
————————————————————–
Aksam-9 Aralik
Gülay Göktürk