Erdogan sonrasi dönem basladi
Uzun süren bir dönemin kapandigini anlamak bazen uzun zaman alir. Siyasette Erdogan dönemi sona erdi.
Sayet Türkiye baskanlik sistemine geçerse veya tipki Özal’in son zamanlarinda tesebbüs ettigi gibi Cumhurbaskani’nin basina geçecek bir partisi olursa, o zaman II. Erdogan Dönemi’nden bahsedebiliriz. Uzunca bir dönemin sona erdigini idrak edebilmek için su sorunun gerçekçi cevabi yeterli: Türkiye ve bir iktidar partisi, Cumhurbaskanligi makamindan yönetilebilir mi? Erdogan’in kisiligine ve liderligine -basta kendisi olmak üzere- olaganüstü anlamlar yükleyenler ikisini de mümkün zannettiler. Aradan geçen yedi ay, siyasette böyle bir kerametin mümkün olmadigini göstermis olmali. Fark edemeyenler için içinde yasadigimiz siyasî düzenin temel özelliklerini hatirlatalim.
Türkiye’de siyaset, çok partili-parlamenter-demokratik düzenin sadece kurallari ile degil, ayni zamanda bu düzenin mekanizmalari ile isliyor. Halkin sandiga yansiyan iradesini “girdi”, sandiktan çikan tabloya göre olusan yasama ve yürütme erkininin çikardigi yasalari ve icraî faaliyetleri “çikti” olarak kabul ederseniz, seçmen tercihini dogrudan siyasete dönüstüren her kurum ve kural bir araya gelerek demokratik siyasî sistemi olusturur. Girdilerin çiktilara dönüsme düzenegini, bir fabrikanin enerji ve hammadde girisi ile mamul madde çikisina benzetebilirsiniz. Parlamenter sistem dedigimiz, bu düzenegi siyasî partilerin Meclis’te kazandigi çogunlukla isletiyor. Halktan destegi alan siyasî parti lideri hem yasama gücünü, hem de icra yetkisini eline geçirerek sistemi isleten güce dönüsüyor. Yargi erkinin bagimsiz olmasi, hem yasama hem de icrayi denetlemesi her hal ve sartta demokratik hukuk devletinin varligi için zaten bir mecburiyet.
Girdiler ile çiktilar arasindaki süreci bu sekilde düzene sokan parlamenter sistemde cumhurbaskani kenarda bir yerde camdan bir fanusun içinde sessiz sedasiz oturmak zorunda. Cumhurbaskani bu isletim sisteminin temel unsurlarindan biri degil. Peki oturmazsa ne olur? Bugün tecrübe ettigimiz gibi iktidarin tekerine sürekli çomak sokan bir cumhurbaskani ve bu yüzden yönetilemeyen bir ülke ile karsi karsiya kalirsiniz. Sadece dolarin yükselen atesini, bir sorun alani olarak düsünün. Erdogan cumhurbaskani degil de basbakan olsaydi dolar bu kadar yükselir miydi? Ahmet Necdet Sezer’in anayasa kitapçigini Evevit’in yüzüne firlatmasi ile Erdogan’in Merkez Bankasi Baskani’ni vatana ihanetle suçlamasi arasinda hem içerik hem de yol açtigi sonuçlar açisindan ne fark var? Erdogan’in hafta sonu Balikesir’de seçmene mesaj olarak söyledigi “Kardesim ne Kürt sorunu, artik böyle bir sey yok.” sözünün AK Parti’ye bir faydasinin olmasi artik mümkün mü? Demek ki, Cumhurbaskanligi’nda kaynayan kazan, iktidar ve muhalefet iliskisinde sistem krizinin kaynagini olusturuyor. Cumhurbaskani istiyor ama yönetemiyor. Basbakanlik, bütünüyle ona baglansa bile yönetemez. Çünkü siyaset fabrikasinin üretim bantlari, Cumhurbaskanligi Sarayi’ndan geçmiyor. Cumhurbaskani gücünü ve siyasetteki iddiasini ancak siklikla yaptigi gibi sesini yükselterek, yani kriz çikartarak hissettiriyor. Kriz üretmek, yönetmek olmadigina göre? Bugüne kadar yasadiklarimiz temel sorunu göstermediyse önümüze çikacak olanlara bakalim.
Iktidar partisi seçime resmî genel baskaninin liderliginde mi, yoksa Cumhurbaskani’nin gölgesinde mi giriyor? Erdogan’in gidip dogrudan AK Parti için oy istemesi sadece tarafsizligini zedelemiyor, ayni zamanda partiler demokrasisini de sakatliyor. Iktidar iki ayri seçim kampanyasi mi yürütecek? Hukuk ve ahlâk nezdinde konuyu tartismiyorum, pratikte böyle bir ikilemi siyasetin dogasi kaldirabilir mi?
Parlamenter sistemin basbakanligi, baskanlik sisteminin icra baskanindan daha güçlü. Basbakan hem icraya hem de yasamaya hakim. Erdogan, cumhurbaskanligina geçerek sadece kendini güvenceye aldi, basbakanligi oraya tasiyamadi. Sözleri, bir tür herkesin isine karisan ve her konuda fikir beyan eden bir emekli polis sefi psikolojisini yansitiyor.
Erdogan dönemi sona erdi, Cumhurbaskanligi’nda üretilen siyasî ve ekonomik krizler bize bu gerçegi anlatiyor. Yeni dönem ise baslamadigina göre, henüz kuralsiz bir geçis evresindeyiz.
——————————————-
Zaman-17 mart
Mümtazer Türköne
