Makale

GÜNDEM Irak dagilir, Kürdistan kurulursa…

El Kaide baglantili Irak ve Sam Islam Devleti (ISID) örgütünün Irak’in Sünni Arap çogunluklu bölgelerini ele geçirip Bagdat’a dogru yürümesi, Irak’in gelecegini sorgulanir hale getirdi.

ISID’in statükoyu derinden sarstigi açik, ne var ki Suriye ve Irak’ta bir Islam devleti kurma projesinde basari saglamasi beklenemez. Sadece Sii Araplarin ve Kürtlerin degil, bölgedeki ve bölge disindaki bütün devletlerin, hem Iran hem de Suudi Arabistan’in, hatta Sünni Araplarin çogunun karsi olduklari bir projenin gelecegi olamaz. ISID ayaklanmasinin anlami, Sünni Araplarin Nuri el-Maliki’nin kendilerini dislayan otoriter yönetiminden duyduklari derin huzursuzluga tercüman olmasi. Yoksa Sünni Arap asiretlerinin çogunun, hele Baasçilarin ISID’e sempatiyle bakmalari söz konusu degil.

ISID’in gündeme getirdigi esas sorular sunlar: Bugünkü haliyle Irak’in sonu geldi mi? Irak dagilacak, Kürdistan Bölge Yönetimi (KYB) bagimsizliga mi yönelecek? Bu takdirde Türkiye’nin tavri ne olacak? Hatirlamakta yarar var: Kabaca 1990’daki birinci Körfez Savasi’ndan baslayarak, Ankara’da esas olarak iki görüs çarpisti. Askerlerin agirlikta oldugu, Kürt sorununu bir güvenlik sorunundan ibaret görenler, PKK isyaninin bastirilmasi için öncelikle Irakli Kürtlere göz açtirilmamasi gerektigini ileri sürdüler. Buna karsilik sivillerin agirlikta oldugu, Kürt meselesini siyasi sorun olarak anlayanlar ise, giderek tüm Kürtlerle uzlasmayi çözümün anahtari olarak gördüler. Sivil yaklasim, ancak AKP iktidariyla, iki ileri bir geri olsa da, adim adim uygulamaya konuldu.

Görünen su: Eger Irak bütünlügünü koruyacak ise, bu ancak Kürtlerin yaninda Sünni ve Sii Araplarin da birer federe devlete sahip olduklari, gevsek bir federal yapi içinde mümkün olabilir. Nuri el-Maliki’nin temsil ettigi, Irak’in tamami üzerinde Sii çogunlugun tahakküm kurdugu rejimi ne Kürtler kabul eder, ne de Sünni Araplar. KBY Basbakani Neçirvan Barzani, BBC’ye ‘Sünni Araplarin da bir özerk bölgesi olmali’ derken bu gerçegin altini çizmekte.

Peki, Irak’in bütünlügü gevsek bir üçlü federasyon halinde dahi korunamazsa ne olur? Bu durumda Türkiye’yi kuskusuz en çok ilgilendiren konu, Irakli Kürtlerin bagimsizlik ilan etmeleri halinde Ankara’nin takinmasi gereken tavrin ne olacagi, olmasi gerektigi. Irak’in dagilmasi halinde Ankara’nin 2008’den bu yana giderek derinlesen siyasi ve iktisadi iliskiler kurdugu, ortak çikarlara sahip oldugu, kendi Kürt sorununun demokratik bir çözüme kavusmasina destek veren KBY’nin bagimsizlik ilanina karsi çikmasi, gerçekçi bir seçenek degil. AKP Genel Baskan Yardimcisi Hüseyin Çelik, yakinlarda, Irakli Kürt haber ajansi Rudaw’a, ‘Irak bölünecek olursa, Kürtler kendi kaderlerini tayin hakkina sahiptir…’ derken bu gerçegi ifade etmekte.

Uzun yillar seslendirilen, Irak Kürtlerinin bagimsizliginin Türkiye’de ayrilikçiligi tesvik edecegi iddiasi inandirici degil. PKK dahil Türkiye Kürtlerinin ezici çogunlugu, Türkiye’nin bütünlügü içinde çözümden yana. Açiktir ki Türkiye’nin bütünlügü, Irakli Kürtlerin bagimsizligina karsi çikarak degil, Türkiye Kürtlerinin demokratik talepleri özgürlükçü ve çogulcu yeni bir anayasa ile karsilanarak güven altina alinabilir.

Irak’in dagilmasinin, muhakkak ki, Türkiye açisindan olumsuz sonuçlari olacaktir. Bunlarin basta gelenleri, Araplarla (özellikle Bagdat ile) artacak gerginlikler ve domino etkisiyle Ortadogu’da sinirlarin altüst olmasi olasiliklaridir. Türkiye’nin bu olumsuzluklari kendi basina degil, Kürtlerle ittifak halinde gögüslemesi çok daha akillica olur.

—————————————-

Zaman-21 Haziran

Sahin Alpay

Back to top button