Nivîsar

HAK-PAR’IN DIRENCINI KIRMAYA YÖNELIK ÇABALAR

Hak ve Özgürlükler Partisi kurulurken Kürt halkinin ulusal demokratik taleplerine programinda genis yer ayirdi.Parti kurulurken ‘milli ve demokratik bir birlik ‘ projesi olarak dogmustu. HAK-PAR bilesenlerinin bir kismi daha sonra kurulusunda bulunduklari partiden; ‘makul ve ikna edici’sebepler ileri sürmeden ayrildilar. Ayrilanlarin gerekçeleri birbirine çok yakin oldugu halde, ayrildiktan sonra kendileri de bir arada kalmadilar, her kes kendine yeni bir parti/örgüt kurdu.

Aslinda bu durum önceden planlanmis bir senaryonun sonucuydu. Senaryo HAK-PAR’in direncinin kirilmasi senaryosuydu. Partiyi ele geçirip bir yerlere eklemleme operasyonuydu. Parti ele geçmeyince bu kez onu zayiflatip seçime girmesini önlemek ve Kürt halkina alternatif olmasini engellemek içindi. Bunun ilk adimi parti seçime girmek için Yüksek Seçim Kuruluna evraklar götürüldügünde bilerek bir il dosyasinin eksiltilmesi ve böylece partiyi seçime girmekten alikonulmasi ile gerçeklesmisti.

Devam eden süreçlerde ‘HAK-PAR, PSK’nin vesayetindedir’ diyerek ayrilanlar daha sonra PSK ile birlesmek için yillarca çabaladi. PAK’in birlesmek konusundaki tüm iyi niyetli ve içten çabalarina karsin PSK son anda yine ‘makul’ ve ‘tatminkâr, ikna edici’ gerekçeler ileri sürmeden birlesmekten vaz geçti. Daha da önemlisi, PSK; HAK-PAR’i bölüp ayrildiktan sonrada ayrilma gerekçesi olarak PSK’nin vesayetini ileri sürenler, PSK gittikten sonra da partiye geri gelmediler. Bu manidardir.

Ayrilanlarin ortak gerekçelerinde biri de ‘HAK-PAR adini degistirsin, Kürdistan adini alsin ‘di. Bu öneri HAK-PAR organlarinda tartisildi sonra kabul görmedi. Aslinda kabul görse de bu eldeki kazanimlarin heba olmasi demekti. Böyle bir sey belli ki bir tuzakti. Parti adini degistirirse ‘Kürdistan’ adi ile seçimlere girmesi zordu.

Türkiye tarihinde ilk defa legal demokratik bir parti programina ‘federasyonu’ koymus ve Anayasa mahkemesinin çogunluk üyelerinin oylari ile federasyon istemek kapatilma nedeni olmaktan çikmis. Bu Kürtlerin milli haklari yolundaki mücadelede simdiye kadar elde edilmis en önemli kazanimdir. HAK-PAR elde ettigi bu önemli kazanimla gurur duymaktadir. Ayrilan arkadaslar bu kazanimin önemini görmezden gelerek organlar reddettigi halde hala bu gerekçenin arkasina saklanmaktadirlar. Kurduklari partilerin hemen hepsinin basinda Kürt ve Kürdistan ibareleri olmasina ragmen, bu adi kendileri avantaja çeviremediler. Demek ki sorun baska.

‘Kemal Burkay ile olmuyor’ diyerek ayrilanlar da oldu.

Kemal Burkay ömrünü Kürt ulusal mücadelesine adamis önemli bir siyasetçi ve düsünce adamidir. O HAK-PAR’in üyesidir. Kuskusuz ki, Kemal Burkay’in da parti politikalari konusunda her üye gibi görüslerini belirtmeye ve elestiriler yapmaya hakki vardir. Her ne hikmetse onlar konusunca hak, ama Kemal Burkay konusunca kabahat sayildi. Kaldi ki Sayin Burkay partiye genel baskanlik yapmis, parti programinin ve parti anlayisinin da önemli bir mimaridir. Demek ki bu bahane de mesnetsiz bir bahaneydi. Bu da bir senaryoydu.

HAK-PAR’dan ayrilanlarin kendi aralarinda da ayrilmalar bas gösterdi. Örnegin Azadi Hareketi birkaç bölünme geçirdi, kimileri Azadi’den ayrilip HDP’ye eklemlendi. KDP adi ile birçok parti var ve hepsi de bir digerini öteleyerek ‘gerçek KDP benim’ demekte. Bu mevcut KDP’lerin bir kismi da ‘Kürdistani’ çikarlar için HDP’nin kapisinda yatip kalkiyor.

Makul gerekçeler sunmadan HAK-PAR’dan ayrilan bu arkadaslarin bir kismi simdi, HAK-PAR’a ‘birlik’ çagrisinda bulunmaktadirlar. Bu görüste olanlar kendi içlerinde örnek ve kalici bir ‘birlik’ kuramamisken; birlik projesi olarak hayata atilan HAK-PAR’dan ayrildiktan sonra dönüp ‘HAK-PAR birlige yanasmiyor’ demeleri ne kadar inandirici olabilir ki? Aslinda amaç HAK-PAR ile ‘birlik’ degil.Tersine ‘birlik’ adina HAK-PAR’in direncini kirmaktir.

Bu konuyu, yani HAK-PAR’in birlige yanasmadigi konusunu sürekli olarak her yerde anlatmakla ne umuyorlar acaba? Bizce tek bir anlami var: HAK-PAR’in direnci kirilsin, elde ettigi kazanimlari heba olsun, bugüne kadarki emekleri yok sayilsin, sonra ruhunu teslim etsin. Bu tavir aslinda HAK-PAR’i bir döngünün içine çekip islevsizlestirmeyi amaçlamaktadir. Yani ‘birlik’ adina HAK-PAR’in hedeflerinden uzaklastirilmak istenmesi konusundaki yaklasim içten degil ve ulusal çikarlara hizmet etmez.

Eger milli bir çati altinda bir araya gelmek isteniyorsa kararli, inançli ve net olunmali, muglak ve yari gönüllü olmamali. Bu tavri gösteren her kes ile HAK-PAR bir arada olur.

HAK-PAR’in direnci kirilirsa bu durumdan kim faydalanir. Ya da bu durum kimin isine yarar? Elbette ki Kürtlerin milli çikari bu yönde degil. HAK-PAR’in kazanimlarini kaybetmesi Kürtlerin yararina ve çikarina degil. Bu durum Kürt temsiliyetini gasp etmis devlet ve HDP/PKK’nin daha çok isine gelmektedir.

HAK-PAR’i ‘makul olmayan’ gerekçelerle terk edip gidenlerin önerilerinde samimi olmadiklari ortadadir. Isin asli baska. Eger samimi olsalardi, geçmiste ileri sürdükleri ayrilma gerekçeleri simdi yok. Ayrilmalarinin farkli bir nedeni olmamis olsaydi eger, görüs ve düsüncelerini korumak, hatta tüzel varliklarini bile sürdürmek kaydi ile de gelip HAK-PAR’daki eski koltuklarina oturacaklardi. HAK-PAR her firsatta kendilerine bu meyanda çagrilar yapti, hala da yapmaktadir.

Belli ki, HAK-PAR’in güçlenmesi, giderek ulusal tek seçenek olma yönünde ilerlemesi, Kürt milletine milli bir adres olmak yolunda dogru politikalarda israr etmesi, kimi çevrelerde sikinti yaratiyor.

Demek ki HAK-PAR’dan ayrilanlar, ayrilma gerekçelerinde samimi davranmamis. Eger yukarida saydigim ve ‘ikna etmekten’ uzak buldugum gerekçelerinin disinda baskaca da gizli tuttuklari gerekçeleri varsa biz bilemeyiz.

Peki esas sorun ne o zaman.

Bize göre sorun HAK-PAR’in öncelikleri ve giderek halka mal olmus tutumunun verdigi tedirginliktir. HAK-PAR demokratik zeminde, siddet disi, siyasal diyalog öneren, demokratik-barisçi eylem ve politikalarla mücadele ederek amaçlarina ulasmayi yegleyen bir partidir. Her parti gibi o da ülkede iktidar olmak istiyor. Kürt halkinin gasp edilmis temsil hakkini ulusal iradeye teslim etmeyi amaçliyor. Kürtlerin aidiyet baglarini yeniden geri getirmek istiyor.

HAK-PAR Kürt seçmenlerin oylarinin yönünü ulusal demokratik bir adrese çevirmek istiyor. Onun için il, ilçe ve belde teskilatlarini kurmak, seçime girebilme kosullarini elde etmek ve olasi bir seçimde Kürt halkina oylari için bir adres olmak istiyor.Yani kisacasi HAK-PAR amaçlarina ulasmak istiyor. Bu durum ‘temsiliyet’ iddiasinda olanlari tedirgin edici bir durumdur.

HAK-PAR seçimlere girip sirf milletvekili çikarsin, sonra da yan gelip yatsin diye seçimlere katilmayi önemsemiyor. Elbet Kürt mili hareketinin Türk parlamentosunda temsil hakkini elde etmesi de önemli. Ama seçimlere katilmak için alternatif yaratmak yalnizca bununla sinirli degil. Esas sorun, Kürt oylarinin Kürtlere hiçbir statü istemeyen partilere akisini önlemektir. Kolektif ulusal iradenin demokratik yollarla tecelli etmesini saglamaktir amaç. HAK-PAR bu önemli amaçlar için seçime girme hakkini yeniden kazanip ‘milli’ bir adres olusturmak istiyor. Bu nedenle HAK-PAR’in bu baglamda desteklenmesi bir yurtseverlik görevidir. HAK-PAR, Siddeti reddeden bir parti olarak siddet disi mücadeleyi, seçimlere katilmayi, yerelde iktidar olup programini hayata geçirmeyi istiyor.

Iste HAK-PAR’in farki burada.

Bizce günümüzün en büyük milli mücadele kalemlerinden biri Kürtlerin kaybettirilmis tüm degerlerini yeniden kazanmaktir.

Kürtler için makul bir siyasal statü talebi ile halkin karsisina çikmali, seçimlere katilarak oylarinin yönünü degistirmeli ve kaybolmus olan Kürt aidiyet, kimlik, dil ve tüm ulusal degerleri yeniden geri getirmek için çaba içinde olunmali, milli iradenin tecellisini saglamak için demokratik zemin zorlamalidir. HAK-PAR bunlari yapmak istiyor çünkü demokratik zeminde sürdürülebilinir makul politika budur. Bu nedenle HAK-PAR’in amaci, çalismasive öncelikleri bunlardan olusmaktadir.

Simdi soru su: Peki siddet disi politikalari benimseyen diger Kürt ve ‘Kürdistani’ örgütlerin programi nedir: Örnegin tarim, egitim, saglik, gençlik, kadin, çevre, idare biçimi,ekonomi, dis iliskiler ve bunun gibi konularda ne diyorlar; bir partide olmasi gereken program hedefleri nelerdir ve bu amaçlarina ulasmak için ne tür mücadele yöntemlerini ileri sürüp destek istiyorlar? Kürt ulusal haklari nasil elde edilecek? Tüm bu amaçlara nasil ulasacaklar?

Bu dostlarimiz seçimler gibi bir çalismayi umursuyorlar mi? Yoksa bu tür seyler Kürt halkini ilgilendirmiyor düsüncesinde midirler? Örnegin seçim olsa halka nereye oy ver diyecekler? Seçim tavirlari ne olacak? Dogru bir adres gösterebilecekler mi? Dogru adres ulusal demokratik bir alternatifin yaratilmasidir. Bu alanda bir çalismalari var mi?

Görünen o ki kendileri seçimlere girme yeterliligine ulasamiyor, sansi olan HAK-PAR’a da destek verme niyetleri yok. Seçimleri boykot etmek de mantikli degil, ragbet görmez. Bagimsiz adaylarla da seçimlere girmek pek kabul görmüyor. Bu durumda ‘Kürdistani’ tavir ne olmali?

Geriye bir tek seçenek kaliyor, HDP kapilarina dayanmak. ‘Alevere dalavere Kürt Memet nöbete’.

Kürtler bu maküs talihi yenmelidir. Bunun yolu Ulusal bir alternatif yaratmaktir. Biz HAK-PAR ile bunu yapmak istiyoruz. Kibrimiz de yok, gelin birlikte yapalim diyoruz, ama gelmiyorlar. Simdi kim ulusal birlikten kaçmis oluyor?

Kendileri bakimindan seçim gibi bir dertleri varsa, -mesru demokratik mücadeleyi savunuyorlarsa seçim bu anlamda önemlidir- Kürtlerin milli iradesinin tecelli etmesini istiyorlarsa ellerinde böyle bir adres olmasi gerekmez mi? Örnegin kendi partilerini seçime hazirlamak gibi bir telaslari var mi? Cevap bekleyen sorular, sorular…

‘Kürdistani’ siyaset sadece adina Kürt ya da Kürdistan sözcügünü eklemek, her firsatta Kürdistan bayragi ile poz vermekten ibaret degildir. Özgür ve demokratik bir Kürdistan’a kavusmak için siyaset kurumu somut anlasilir, yakin ve uzak hedefler önüne koymalidir. Kürdistan’i nasil özgürlestirmeyi ön görüyorsan, halka açikça göstermelisin. Gizli güresmek, ‘ama’li ‘fakat’ li,’ iki arada bir derede’ olmakla siyaset olmaz. Net, açik ve istikrarli bir durus ile siyaset yapmak Kürtlerin yararina olan gerçeksiyasettir. Biz Bakur parçasiyiz, öncelikle buradaki mücadele konusunda yogunlasmali ve alternatif çözümler gelistirmeliyiz.

Bakiniz bugün, tüm dünya PKK’yi ‘siddet örgütü’ olarak lanse ediyor ve eylemlerini kiniyor. Buna karsin sagir sultan da biliyor ki, HDP, PKK’ye yaslanmis tarzda siyaset yapiyor. HDP Kürtlere hiçbir statü istemedigi halde seçimlerde Kürt seçmen HDP’ye oy veriyor. HDP alti milyon Kürt oyu ile parlamentoya giriyor, yerel yönetimlerde iktidar oluyor. Ama Kürtlerin Kolektif haklarini elde etmesi için hiçbir ciddi adim atmiyor.

Hal böyle iken Uluslararasi toplum sirf Kürt oylarini aldi diye HDP’ye Kürt partisi gözü ile bakiyor.Türk siyaset kurumuna alan açan ve Türk siyasetine politik malzeme saglamaktan baska hiçbir sey yapmayan HDP hala Kürtlerle es aniliyor. Neden? HDPgerçekte Kürt Partisi mi, Kürtler için statü talebinde mi bulunuyor? Hayir.

Çünkü HDP Kürtlerin oyunu aliyor, bu nedenle Kürt seçmenin iradesi HDP’de temerküz etmis oluyor.

Bu algiyi degistirmek önemli ulusal bir görevdir. Bu yazgiyi degistirmek elimizdedir.

Kürtlerin bu maküs talihi yenebilmesi için alternatif olup halka umut vermek gerekir.

Latif EPÖZDEMIR /HAK-PAR Genel Baskani

Latif Epözdemir

Balkêş e ?
Close
Back to top button