HAK-PAR Kongresi ve Tartismalara Dair…
Geçtigimiz günlerde yapilan HAK-PAR kongresinin ardindan, partinin yönetici kadrolarinin arasinda bir gerilim yasandigini gözlemliyorum. Tartismalarin kimseye bir zarari olmaz. Tartismak iyidir. Gelistirir. Fakat söz konusu tartismalari eger Kürtlerin sol siyasal kadrolari yapiyor ise, tehlike çanlari çaliyor demektir. Çünkü sol hareketlerin genlerinde ‘ Güçlenmek için ayrismak’ gibi, uygun kosullar buldugunda hortlayacak bir çekirdek gizlidir.
Yapilan açiklamalar ve röportajlarda ortaya konulan görüslerin, arka planini iyi bilmedigim ve içinde bulunmadigim için, konularin içerigine fazla dokunmadan, genel bir kaç sey söylemek üzere bu yaziyi kaleme alma ihtiyaci hissettim. Asagiya siraladigim nedenler beni yazmak için tesvik etti.
Hak-Par ve PSK ( Özetle Özgürlük Yolu) dostluk duygulari besledigim ve Kürt siyasetinin gelecegi için degerli buldugum bir siyasal gelenektir. Gelenek diyorum çünkü PSK, 40 yillik geçmisi, Kürt mücadelesine katkilari, iç demokrasisi, siyasal durusu ve savundugu degerlerle, Kürt siyasal tarihinin önemli bir çizgisine dönüsmüstür. PSK, Kürt siyasetinin bir kaç ana damarindan bir tanesidir.
Ikincisi, PSK Kürtlerin gelecegi açisindan mutlaka olmasi ve sorumluluk üstlenmesi gereken bir partidir. Kuruldugu günden bu yana savundugu siyasal çizgisini sürdüren, yalpalamayan ve israr eden bir harekettir. Kürt-Kürdistan probleminin çözümüne iliskin ortaya koydugu görüsler tutarlidir. Kürtlerin siyasal bir statüko elde etmesini istedigi için, Kürtleri statükosuzluga mahkum etmek isteyen anlayislara karsi bir karsi koyus ve bir elestiridir ayni zamanda.
Üçüncüsü, Kürt demokrasisi için önemlidir çünkü, olusturuldugundan bu yana geçen sürede barisçil bir yol izlemesi, kendi içinde ve disinda demokratik tartisma kültürüne bagli kalmasi, farkli düsünenlere, kendisinden ayrilanlara karsi herhangi bir yaptirima basvurmamasi ve siddet kullanmamasi onu bu konuda örnek bir gelenek durumuna dönüstürüyor. Ortadogu gibi, demokratik olmayan degerlerin kutsallastirildigi, bastaci edildigi toplumlarda, demokratik degerleri benimseyen, uygulayan ve israr eden bir parti, sadece bu nedenle bile olsa önemsenmesi, ciddiye alinmasi ve destek olunmasi gereken bir partidir.
Dördüncüsü, PSK Kürdistan toplumunda, henüz iliskilenmemis olsa da toplumsal karsiligi olan bir partidir. PSK’nin savundugu, görüslere ve kullandigi barisçil, mücadele yöntemlerine yakinlik duyabilecek ama henüz PSK veya HAK-Par ile organik olarak bulusamamis çok sayida insan vardir. Kürt sorununun kavgasiz, dövüssüz çözümünden yana olan, Türk halkiyla esit kosullarda ayrismaksizin birlikte yasamak isteyen, evrensel degerleri benimseyen, laiklige ve demokrasiye inanan, ötekilestirmeyen, çagdas bir toplumda farkliliklarla bir arada yasama kültürüne sahip, ait oldugu ulusun degerleri ile barisik Kürtler ile PSK’nin sosyolojik ve kültürel dokusu aynidir. Kosullarin uygun hale gelmesi ile birlikte (Özellikle silahlarin çözüm araci olmaktan çikarildigi ve siyasal mücadele kosullarinin tam olustugu bir süreçte) bu kitlelerin PSK veya HAK-PAR ile bulusmasi kaçinilmazdir. Yeterki o gün geldiginde Özgürlük yolu geleniginin siyasal olusumlari buna hazir olsun.
Özgürlük yolu ve onun kurumlari (PDK-Bakur, PAK, Azadi ve digerleri gibi) Kürdistan cografyasinda olmasi gereken bir renktir. Bu hareketin güçlenmesi ve kitlelerle bulusmasi Kürtler için degerlidir. Alternatiflerinin çogalmasi toplumumuzu güçlendirir, dinamiklerini harekete geçirir, kazanimlarini artirip güvenceye kavusturur.
Yukarida bu hareketin niteliklerine iliskin yaptigim belirlemelerden sonra, bu hareketle hiç bir organik bagi olmamasina ragmen, bu arkadaslarla bir dost olarak, karsilikli saygiya dayali bir iliski yürüten bir Kürt bireyi olarak yazmaya karar verdim. Çünkü son zamanlarda hareketin yönetici kadrolarinin kendi aralarinda yürüttükleri tartismalarin, bu harekete zarar verecegi endisesi içindeyim.
Özgürlük yolu çizgisinden gelen ister HAK-PAR ister PSK içinde bulunan yönetici arkadaslarin bir çogu sanirim, 1980 öncesi ve sonrasini bilen ve bizatihi içinde yasamis arkadaslardir. Bu arkadaslar, 80 öncesinde bir çok Kürt ve Türk solu hareketinin, aslinda hiçte ayrilmayi, bölünmeyi gerektirmeyecek nedenlerle ayristiklarini, ikiye hatta üçe, dörde bölündüklerini, daha sonrasinda da bir birlerinden ayrilan taraflarin bir daha toparlanamadiklarini sanirim hatirlarlar.
Arkadaslar siyasal hareketlerin örgütsel birliklerini korumalarinin çok önemli oldugunu, bunu yapamayan örgütlerin etkisizlestigini ve giderek yok olduklarini bilecek kadar deneyim sahibidirler.
Kürt siyasal tarihinden iki örnek vereyim.
1980 öncesi Kürdistan’in güçlü hareketlerinden olan Kawa önce ikiye bölündü. Daha sonra ikiye bölünenler tekrar bölünmeler yasadi ve yok oldu. Yine Rizgari hareketi ikiye bölündü sonra ikiye ayrilan taraflarin içlerinde bölünmeler yasandi ve artik yoklar.
Günümüze kadar kendi içinde bölünme yasamayan iki hareket PSK ve PKK ise günümüzde örgütsel varligini devam ettiriyor. (PKK’nin örgütsel birlikteligini nasil sagladigini biliyoruz fakat konumuz o olmadigi için kapatiyorum.)
Seksen öncesinin ideolojik eksenli ayriliklari, sol hareketlerin çocukluk dönemine denk gelen, sonuçlari hiç düsünülmemis fevri ayriliklardi. Büyük örgütsel yikimlara yol açti. Sol hareketler neredeyse dünyanin her tarafinda güç kaybetti, edilgen durumlara düstü ve giderek etkisizlesti.
Geçmis tarihlerin sol dünyasinda düsünsel kavgalarin yikici etkisinin yogunlugu, kendi dönemi ve kosullari içinde degerlendirildiginde hak verilmese de anlasilabilir. Çünkü devrim yapmak sonuçta bir siddet ve yikma eylemidir. Hem içeride hemde dista tahrip edici sonuçlar dogurabilir.
Günümüzün kosullari ise eskisinden farklidir. Bir çok sey degismistir. Düsünceler arasinda derin uçurumlar yoktur. Tek önderlerin tanrilastirildigi bir takim çag disi örgütleri saymazsak, farkli düsünceler ayni yapi içinde birlikte tek bir vücut gibi davranabilmektedir. Hele hele ayni gelenekten gelen kadrolarin arasinda nüans ve yöntem farkliliklari ayrismaya neden olmuyor. Geçmiste yasanan aci deneyimlerden sonra, sol’un bu konuda ki tepkisel davranislari, niteliksel degisimlere ugradi. Artik düsünsel farkliliklar örgütü güçlendiren bir zenginlik olarak algilaniyor ve kabul görüyor. Bizde de eskinin ‘ Güçlenmek için Ayrismak’ söylemi, yerini ‘ Güçlenmek için Birlik’ yaklasimina birakmak zorundadir. Çagimizin özelliklerini kavramis ve içsellestirmis modern örgütlerin niteligi böyledir. Kürt toplumunun da böyle yapilanmalara ihtiyaci vardir.
Kendi içinde hosgörüyü, sabirli davranmayi, yapilanlarin yanlis oldugunu görse bile itidalli davranmayi benimseyen kadrolar, yönetmek üzere aday olduklari topluma örnek olabilirler. Bazen susmanin, konusmaktan daha etkili bir yöntem oldugunu bilecek kadar olgun davranmak ve ‘ isin sirrina’ ermis bir dervis gibi tevekkül göstermek, sadece bugünü degil ayni zamanda gelecegi de kurtarmak için gereklidir.
Bir kahvenin kirk yil hatiri vardir derler. Birakin birlikte içilmis bir kahvenin hatirini, kirkyildir birlikte çile çeken, emek harcayan ve bir çok bakimdan geleceklerini feda eden insanlar birbirleri için neye katlanmazki.
Hos görünüze siginarak bir kaç tespitte bulunmak istiyorum. Saniyorum tartismalardan birisi Kürdistan ismiyle legallesme veya HAK-Par’in isminin önüne Kürdistan ismini almasi konusundadir.
Partilerin aldigi isimler önemlidir fakat içerikten bagimsiz olarak isimler, tek baslarina bir sey ifade etmezler. Bir partinin Kürdistani olup olmamasi, tek basina önünde Kürdistan isminin olup olmamasi ile bagdastirilmamalidir. Kürtlere statükosuzlugu savunan partilerin isimlerinde, Kürdistan ibaresi var diye Kürdistani mi oluyorlar? Bir partinin niteligini onun programi, söylemi, durdugu yer ve kadrolarinin niteligi belirler. Ve bu nitelik HAK-PAR’in programinda, durusunda, ve kadrolarinin niteligi ve savunduklarinda yeterince mevcuttur. Kürdistan isminin HAK-PAR’a eklenmesini çesitli kaygilarla erken bulan arkadaslarin endiseleri anlasilabilir.
HAK-Par için Kürdistan isminin eklenmesinin gelecege birakilmasi, yasamsal önemde bir ‘politik öngörüsüzlük’ olarak görülmemelidir. Parti isimleri bir hareketin gelismesini, kitlesellesmesini saglayan temel bir unsur degildir. Bir partinin büyümesini saglayan çok daha farkli faktörler vardir.
HAK-PAR siyasal rotasini kalin çizgilerle basindan beri belirlemistir, içerik budur. Sekli meseleler zaman içinde kosullarin daha elverisli ve herkesin ikna olmasiyla halledilebilir.
Sanirim HAK-PAR içinde yer alan yönetici kadrolarin hiç birisi, bir digerini Kürdistani olmamakla veya buna deger vermemekle suçlayamaz. Böyle düsünenler varsa, bu çok büyük bir yanlislik ve çok büyük bir ayip olur. Böyle bir seye kimsenin tenezzül edebilecegini aklimdan dahi geçirmem.
Kürdistan isminde israr eden arkadaslar ‘zamanin ruhuna uygun davranmak ve ani yakalamak, firsati kaçirmamak’ düsüncesinden hareketle israr ediyor muhtemelen. Inanin bu Kürdistan hamuru daha çok su kaldirir. Zamanin bir yere kaçtigi yok. Daha gidilecek çok yol, asilacak çok dag var. Öyle bir cografyada yasiyoruz ki, hiç kimse yarina kadar bile, nelerin degisebilecegini tam olarak kestiremez. Kürdistan ismine mesruyet kazandirmak pekala dogru bir yöntemdir, kosullar olustugunda mutlaka olmasi gerekir fakat, ayni zamanda görüyoruz ki salt bu ismi aldiklari için kitlele, kisa bir süre önce kurulan iki partiye kosmuyor. Sonuçta politika sonuç alma eylemidir. Öze bagli kalmak kosuluyla sekil farkli olabilir.
HAK-PAR 6. Kongresinde Celal Baykara’yi saymazsak iki baskan adayi ve iki yönetim listesi çikmistir. Baskan adaylarindan Fehmi Demir ve listesi oy çoklugu ile iki yil yönetmek üzere kongreye kazanmistir. Kongre’de delegelerin tercihi böyle olmustur. Delegelerin tercihine saygili olmak gerekir. Yeni yönetime yardimci olmak, demokratik degerlerin ne kadar içsellestirildigininde göstergesi olacaktir. Kürt kadrolari böyle davranmak zorundadir çünkü, baska türlü davranma lüksüne olanaklarina sahip degildir. Bu nedenle naçizane düsüncem, kongre üzerine yapilan tartismalari bir kenara birakmaktir. Eger delegenin iradesi demokratik yollarla ortaya çikmissa, yapilacak tartismalar o mesru iradeye gölge düsürür. Bugün ki yönetimden farkli argumanlara sahip olan arkadaslar, iki yil sonrasi için düsüncelerini iktidara tasimak üzere bugünden hazirlanabilirler. Bu onlarin en dogal haklaridir.
Yine dikkat edilmesi gereken hususlarin basinda Kemal Burkay’in durumu gelmektedir. Sayin Burkay bu hareketin kurucusu ve arkadaslariyla birlikte günümüze kadar getiren en büyük degerlerden birisidir. Çok önemli katkilari vardir. Sadece Özgürlük yolu’na degil bir bütün olarak Kürt siyasal dünyasina degerli birikimler sunmustur. Düsünceleri, söylemleri, durusu, emegi, siirleri vs. Kürtler için çok müstesna bir yerde durmaktadir. Bu tür insanlar sadece bir partiye ait olmazlar. Onlar ulusun degerleri olarak kabul edilir, edilmelidir. Melle Mustefa Barzani, Celal Talabani, gibi. Bu nedenle giderken onlari günlük tartismalarin içine çekmemeye büyük özen göstermek gerekir. Hosumuza gitmeyen seyler olsa da bu gerçek degismez. Vefali olmak ve asla unutmamak gerekir diye düsünüyorum. Kaldi ki PSK son derece duyarli arkadaslardan olusmaktadir.
Sonuç olarak: Tartismak iyidir, güçlendirir. Tartismayi yüzde bir milyon reel nedenler yokken örgütsel bütünlügü zorlayacak yerlere tasimak kötüdür, güçten düsürür. Sürçü lisan ettiysek affola.
20.11.2014
Murat Dagdelen