Heyecanli gazetecilik ve ‘Dava’
Insan nefesinin rutubetle yogunlastigi adliye koridorlarinda üç buçuk aydir ‘heyecanli’ oldugu gerekçesiyle hapse konulan 21 yasindaki Beritan Canözer’in annesiyle konusuyordum. Durusmaya ara verilmisti. Bu dava için Diyarbakir’a ‘Haber Nöbeti’ için gelen gazeteciler, bölgede çalisan gazeteciler, avukatlar, HDP milletvekilleri, ailesi ve yakinlariyla mahkemenin kararini bekliyorduk.
Ona kizinizin gazetecilik yapmasindan endise duyuyor musunuz, serbest birakilirsa isini yapmasina engel olur musunuz, dedim. Hiç düsünmeden ‘Hayir’ dedi. Kulagi içerden gelecek olan haberlerdeydi. Kaygilarini, öfkesini heyecanla titreyen sesinin arkasina gizlemeye özen göstererek konusuyordu; ‘O bizim ilk çocugumuz. Iki senedir gazetecilik yapiyor. Isini seviyor. Tehlikeli oldugunu biliyor. Gerçekten mesleginden heyecan duyuyor. O mutluysa ben de olurum. Onun göze aldigi her seyi biz de göze aliyoruz’ dedi, basit ve sade bir ifadeyle.
O sirada içerden gelen haberle birlikte koridorda sevinç çigliklari yükseldi. Beritan’in tahliyesine karar verilmisti. Tutuksuz yargilanacakti ve biz buna bile seviniyorduk. Arkadaslari ve kiz kardesleri birbirlerine sariliyordu. Annesi aylardir biriktirdigi korkusunu ve gerginligini onlara destek olmaya gelenlerin omuzlarina birakti. Agliyordu. ‘Insan hep isyan eder, iyi ki de eder’ dedim. Kafka’nin ‘Dava’ romanindaki K’yi hatirladim bir an; ‘Bu sistemin saçma sapanligi karsisinda, memurlarin yolsuzluk yapmasi nasil engellenir? Engellenemez, beyler’ diyordu.
Beritan’in avukatlari iddianamenin mantiksizligini örneklerle mahkemeye sunarken ve gazetecilere yönelik sistematik baskilari ve hukuksuzlugu anlatirken bizimle ayni sirada durusmayi izleyen Can Dündar, üç aylik tutuklugundan sonra yine hakim karsisina çikacakti. ‘Casusluk’ suçlamasiyla! Genç meslektasina ve gazetecilik meslegine destek olmak için gelmisti. Adliye kapisinin önündeki basin açiklamasinda ‘Bütün davalar düsene, bütün gazeteciler serbest birakilana kadar dayanismamizi sürdürmeliyiz’ demisti.
Nöbetlerle yasiyoruz
Nöbetlerle yasadigimiz bir dönemin karanligindan geçiyoruz. Umut Nöbeti, Haber Nöbeti, Özgürlük Nöbeti ve zulme direnmek için meslek gruplarinin olusturdugu ‘nöbet dayanismalari’ hayati savunmak için birer umut isigi. Elimizde bu, meslek onurunun anlamini bilenler var ve haklilik var. Hiç de küçümsenecek bir güç degil. Birbirimize sikça ‘aramiza hos geldin, geçmis olsun, basin sag olsun’ dedigimiz böylesine zor bir dönemde, isini heyecanla yapanlarin dayanismasini önemsiyorum dogrusu. Bugünler geçer, her sey geçiyor. Bizlerden sonra geriye dönüp bakanlar çürüyen bir adalet mekanizmasinin zaman içinde nasil degistigini de görecekler.
Tam da bu yüzden bu dönemin tanikliklari da önemli.
‘Elinde kamera olan kizil saçli bir kiz’, defterindeki rutin haber takibi notlari ve Twitter paylasimlari nedeniyle dosyasinda hiçbir suç unsuru olmadigi halde aylarca hapiste tutuldugunu bilsinler, mesela.
Gazetecilerin, akademisyenlerin, hukukçularin, sistemi, devleti, iktidari elestirdigi için önce tutuklanip sonra dosya olusturmak için haklarinda delil üretildigini bilsinler.
Bir anayasal vatandaslik hakki olan sokak protestolarinda isini yapan gazetecilerin kendilerine siddet uygulayan polislere direnmeleri nedeniyle ‘karanlik arabalara’ bindirilip göz altina alindiklarini bilsinler.
Suçlulari yakalamak için isini yapan savcilarla, ‘örgüt üyeligi’ diye uydurulan hayali suçlarin olmadigini kanitlamak için ugrasan avukatlarin hiçbir hukuki gerekçe olmadan hapislere atildigini bilsinler.
Bilsinler ki, hukuk sistemini ezip geçen totaliter bir rejimde, hakimlere, savcilara, mahkemelere talimat veren siyasetçilerin zaman içinde nasil yok olduklarini daha iyi kavrasinlar.
‘Bunun arkasinda koca bir teskilat var’
Hayatin güncel siyasi sigliklardan ibaret olmadigini bilenler, bu dönemde Kafka’nin yüz yil önce yazdigi Dava adli romanini hatirliyordur benim gibi. K. isimli bir karakter yaratmisti. Bir gün tutuklandigini ögreniyordu, baslangiçta sebebini merak etse de olup biteni saçma, anlamsiz buluyordu. Suçlanan, özgürlügü elinden alinan biri olarak K. davaliydi. Ve bütün hayati artik bu ‘Dava’ olacakti.
Kafka, esas itibariyla toplumun ve otoritenin baskisiyla yalnizlasan insanin çaresizligini asma çabasini göstermek istemisti. Herkesin K.’nin ki gibi bir davasi vardir. Ve herkes birbirinin davasindan haberdardir. Dava devam ederken K.’nin kafasi karisir; ‘Suçlaniyorum ama suçum ne bilmiyorum. Beni neyle itham ediyorlar’ der. Sonra anlamaya baslar; ‘Simdi anliyorum ki..Benim tutuklanmamin ve bu sorusturmanin arkasinda koca bir teskilat var. Masum insanlari tutuklayarak onlara karsi sorusturma baslatiyorlar’.
Kafka, bürokrasinin, kurumlarin ezici gücünü, çogunlugun isteklerine karsi çikamayanlarin siradanligini, kendi var olusunu belirleyemeyen insanin çaresizligini olmayan bir davayla anlatti. Bunu 1914’de yazmisti. K’nin gelecekte derin yalnizligiyla hastalanan toplumlara ümit verecegini bilmiyordu henüz.
Umut, adalet, vicdan, bu kavramlar insanlik tarihinin basindan beri var. Her dönemin yazari kendi çaginin tanikligini kendi diliyle, bakisiyla ifade eder. Kafka’nin K.’si ‘Dava’da mahkeme salonundaki insanlara sesleniyordu: ‘Benim basima gelenler diye devam etti K; biraz daha alçak bir sesle, konusurken de sürekli ilk siradaki insanlarin yüzlerine baktigi için biraz dikkati dagiliyordu, benim basima gelen, herkesin yasayacagi türden bir dava degildir ve ben bunlari pek ciddiye almadigim için pek önemli de sayilmaz, fakat bunlar bir hareket tarzinin, birçok insana karsi yapilan muamelelerin bir göstergesi. Bunun için buradayim, kendim için degil’.
Bugünlerde devam eden davalarin, baskinin neden oldugu toplumsal travmalari, sonuçlarini elbet birileri kendi diline tercüme eder dogru vakit geldiginde. Mühim olan insan kalabilmek için dayanismayla sadece kendimiz için degil baskalari için de var oldugumuzu hatirlamak ve bunun için ihtiyaç duydugumuz umudu yitirmemek.
21 yasindaki ‘heyecanli’ gazeteci Beritan Canözer, serbest kaldiktan sonra ‘Bedenimiz tutsakti sadece, düsüncelerimiz gökyüzünde kanat çirpiyordu’ yazmis destek olanlara tesekkür ederken. Gelecekte baska zulümlere karsi mücadele edecek olanlar bunu da bilsin. Tarihe küçük bir not.
—————————————————–
Haberdar-31 Mmart 2016
A.Esra Yalazan