Makale

Idlib Dügümü

Suriye’de alti yili askin bir süredir devam eden iç savasin sonun gelindigine dair isaretler çogaliyor. Rakka ver Deyra Zor’da devam eden operasyonlarin çok uzak olmayan bir tarihte neticelenecegi tahmin ediliyor. Her iki merkezden ISID’in çikarilmasi ve savas perdesinin Idlib’te inmesi bekleniyor.

Idlib, birçok bakimdan önem arz ediyor. Evvelen sehir ciddi bir nüfusa sahip. Normalde 2.4 milyon olan nüfusa özellikle Halep’te yasanan büyük yikimdan sonra büyük bir nüfus daha eklendi. 1.3 milyon insan ölümden kaçip Idlib’e sigindi. Saniyen, Idlib’de birçok silahli grup var. Savasta dengelerin degismesine bagli olarak çok sayida silahli gruplarin üyeleri, aileleri ile birlikte, Idlib’e yerlestiler. Ve salisen, Idlib’de su anda El Kaide baglantili Heyet Tahrir El Sam hakimiyet sürüyor. Zaten buraya dönük bir operasyonu ivedi kilan unsur da budur.

Astana: Cenevre’nin Anahtari

Idlib’e müdahale, Astana’da alinan bir kararin sonucu. Astana’yi kuran irade Rusya ve Türkiye’ye ait. Iran ise Suriye sahasinda fiilen yer aldigi için üçüncü bir aktör olarak sürecin içine dahil edildi. Böylece üç ülkenin garantörlügünü üstlendigi bir süreç tesekkül etmis oldu. Astana’ya önem kazandiran iki nokta var:

Birincisi, Suriye’de siyasi bir çözüme agirlik kazandirmasidir. Astana’nin gayesi, Cenevre’ye bir alternatif olmak degildir. Aksine Cenevre’de bir araya getirilemeyen muhalifler ile rejimi bir araya getirmektir. Her bir garantör ülkenin kendisine yakin olan güçleri kontrol altina alarak onlar arasinda önce çatismasizligi olusturmak ve ardindan masaya oturmalarini saglamaktir. Bu itibarla Astana, Cenevre’nin anahtari olarak degerlendirilebilir. Süphe yok ki, eger Astana’da öngörülenler basarilirsa Rusya, Türkiye ve Iran’in sözleri, Suriye yeniden tanzim edilirken daha fazla para edecektir.

Ikincisi, Türkiye’ye destekledigi muhalifleri koruma olanagi saglamasidir. Çünkü savas alanindaki en etkin güç olan Rusya, muhalifleri ‘ilimli muhalif’ ve ‘radikal muhalif gibi bir ayrima tabi tutmuyor. Rejime karsi isyan eden her gruba ayni nazarla bakiyor ve üzerlerine ayni siddetle gidiyor. Eger Astana olmasaydi, Rusya ve Iran bütün muhalif gruplarin üzerinden silindir gibi geçeceklerdi. Astana sayesinde Türkiye, isbirligi yapti muhaliflerin tamamen ortadan kalkmalarini engellemeye ve varliklarini korumaya çalisiyor. Böylece bu gruplarin, Astana Cenevre’ye çevrildiginde, masadaki yerlerini almalari temin etmeye gayret ediyor.

Rusya: Suriye’nin patronu

Erdogan’in Putin ile birlikte kotardigi ‘çatismasizlik bölgeleri’ fikrinin altinda yatan saik buydu. Astana’da dört çatismasizlik bölgesi belirlendi: Güneyden kuzeye dogru bir hat üzerinde; Dera-Kuneytra, Dogu Guta, Humus-Hama ve Idlib’de çatismasizlik bölgeleri olusturuldu. Bu bölgelerdeki gözetleyici ve garantör ülkelere bakildiginda Suirye’deki asil patronun Rusya oldugu rahatlikla tespit edilebilir. Zira ABD sadece Ürdün sinirindaki Dera-Kuneytra bölgesinde, Türkiye ise yalnizca Idlib’de varlik gösterirken, Rusya her dört bölgede de söz sahibi konumunda.
•Çatismasizlik bölgeleri salt çatismalari söndürmek amacina yönelik degil; bu bölgelerden beklenenler dört baslikta toplanabilir:
•Taraflar arasinda bir çatismasizlik hali meydana getirmek ve bu hale riayet etmeyenleri tespit etmek
•Insani yardim ve bilhassa tibbi malzeme akisi için gerekli zemini olusturmak
•Altyapi hizmetleri sunarak insanlari yasadiklari bölgelerde tutmak
•Yeni göç dalgalarinin önüne geçmek ve Halep’tekine benzer insani trajedilerin yasanmamasini temin etmek

Neden simdi?

Astana’da planlandigi gibi Idlib’e müdahale edilmesi için öncelikle Esed rejiminin ikna edilmesi gerekiyordu. Çünkü rejim, sert bir karsitlik içinde oldugu Türkiye’nin askerleriyle Idlib’de konuslanmasina riza göstermiyordu. Bu itiraz Rusya’nin teminati ile asildi. Ayrica, Rusya ve Suriye, muhalifleri mümkün oldugunca zayiflatip ondan sonra böyle bir sürecin baslamasini arzu ediyorlardi. Beri taraftan Idlib’in büyük bir nüfusu barindirmasi, Idlib’in tamamen muhaliflerin elindeki tek bölge olmasi ve Idlib’i kontrol eden HTS’nin yirmi binden fazla silahli üyesinin bulunmasi da bu bölgeye daha ayrintili bir planlamanin yapilmasini zorunlu kildi. Idlib’e operasyon isiginin simdi yakilmasi, Rusya ve Suriye’nin düsündükleri seviyeye ulastiklarina yorumlanabilir.

Astana’daki mutabakata göre, Idlib’in içinden Türkiye, disindan da Rusya sorumlu olacak. Baslangiçta 500 askerle 140 gözetleme noktasi olusturulacak. Türkiye doguda muhalifleri, Rusya ise batida rejim güçlerini kontrol edecek, bunlarin birbiriyle çatismamalari saglanacak.

Operasyonun süresini ve risklerini büyük ölçüde HTS’nin alacagi tavir belirleyecek. HTS, Astana’yi kabul etmiyor. Ayrica Idlib operasyona dönük tehditkâr ifadeler de kullaniyor. Mesela ‘Türk askerlerinin Idlib’e piknik yapmaya gelmediklerini bilmeleri gerektigini’ söylüyor. Ancak HTS, Türkiye’yi de karsisina alacak bir savasin içine de girmek istemiyor. Bu nedenle Türkiye’nin kontrol noktalarina itiraz etmesi beklenmiyor. Burada Türkiye için risk olusturan unsur, HTS ile ÖSO arasindaki gerilim; HTS, ÖSO’nun Idlib’e girmesine kesinkes karsi duruyor. Eger ÖSO kent merkezine girerse HTS ile ÖSO arasinda bir çatisma kaçinilmaz olur. Türkiye de bu çatismanin içine çekilebilir.

Afrin’i temizlemek!

Türkiye’de Idlib operasyonu Afrin dolayimiyla da konusuluyor ve bir sonraki duragin Afrin olacagi yönünde yaygin bir propaganda yapiliyor. Lakin mevcut asamada bunun mümkün oldugu kanisinda degilim. Afrin’e operasyon bugünün konusu degil. Türkiye yaz aylarinin basindan itibaren Afrin’e bir müdahalede bulunmak istiyordu. Hatta bununla iliskin ciddi hazirliklarin yapildigi da hükümete yakin medyaya yansidi. Ancak böyle bir operasyon yapilmadi. Neden?

Çünkü Afrin’e bir operasyonu Türkiye tek basina yapmaz. Sahadaki baska güçlerin, herkesten önce de Rusya’nin böyle bir operasyona onay ve destek vermesi gerekir. Hâlihazirda bu neviden bir onaydan bahsedilemez. Astana’da varilan mutabakatin sinirlari gayet nettir: Çatismasizlik bölgeleri olusturmak ve rejim ile muhalifler arasinda müzakereleri baslatmak. Idlib operasyonu firsat belleyip Afrin’i de aradan temizlemek isterse, Rusya ile karsi karsiya gelebilir ve beklemedigi bedelleri ödemek durumunda kalabilir.

Muhtemelen Türkiye, Afrin’e dogrudan müdahale riskli bir adimi atmaktan kaçinir. Rusya ve dolayisiyla Esed rejimi ile beraber yapilacak operasyon sayesinde Idlib’e PYD’nin girmesinin engellenmesini ve Afrin’i kusatma altina alinmasini yeterli bulur ve Türkiye bunun üzerinden bir sonuç almaya çalisir.

Idlib’deki dügüm çözüldükten sonra ise Suriye’de kartlar tekrardan karilir.

———————————————————

K24-11 Ekim 2017

Vahap Coskun

Back to top button