Insanligindan utanmasi gerekenler
Memleketim Ayvalik’in, içinde dogup büyüdügüm cennet kumsallarina 32 kadin ve çocuk cesedi vurmus…
Içim parçalandi. Bütün Ege uzun zamandir bu içler acisi manzaralara sahne olmakta. Zaman dünkü manset haberinde hakli olarak ‘Utanin insanliginizdan!’ diye yazmis. Düsündüm: Utanmasi gereken kimler? Basta Suriye, genis Ortadogu ve Kuzey Afrika’dan Bati Avrupa’ya kitlesel göçün yol açtigi trajedilerin, bu insanlik utancinin sorumlusu kim?
Bir yanda açgözlülerin hüküm sürdügü; ‘aksirincaya, tiksirincaya kadar’ tüketen, kisi özgürlüklerinin tadini çikaran bir dünya ile öte yanda zulüm, savas ve yoksullukla bogusan bir dünya Dolayli da olsa basta gelen sorumlu bu küresel adaletsizlik degil mi? Silah üretici ve pazarlamacilarinin insanligin akan kaninda sorumlulugu yok mu? Insanligimizdan utanmamak için bunlara çare bulunmasi gerekmiyor mu?
Hiç kusku yok, Akdeniz kiyilarina vuran çocuk, genç, yasli, kadin, erkek onbinlerce insan cesedinin dogrudan sorumlusu Suriye’deki, onyillardir halkini boyunduruk altinda tutan, neredeyse yarisinin evinden yurdundan olmasina neden olan, en az kendisi kadar hunhar radikal Islamci örgütlerin azginligina zemin hazirlayan, basinda Besar Esad’in bulundugu azinlik diktatörlügüdür. Öteki dogrudan sorumlular, Esad’in ayakta kalmasi için ellerinden geleni ardina koymayan Iran ve Rusya’daki diktatörlüklerdir… Ya dolayli sorumlular?
Yüzbinlerce mülteci kapilarina dayanana, üç yasindaki Aylan Kurdi’nin Bodrum kiyisina vuran cesedi vicdanlari kanatana kadar ‘bana dokunmayan yilan bin yasasin’ edasiyla Suriye’de yasanan trajediyi seyretmekle yetinen, çare bulmak için kilini kipirdatmayan ya da kimileri gibi ‘yesinler birbirlerini’ diyerek göz yumanlar; ISID tehlikesi büyüdükçe Esad’i evla görmeye yönelenler; ABD’de ve AB’de, ‘Müslümanlara kapilari kapatin!’ diye haykirmaya baslayan proto-fasist irkçilar dolayli sorumlular degil midir?
Peki, sorumlu görülemeyecek, ama isledikleri hatalarla trajedide payi olanlar; kendilerini elestirmeleri, sorgulamalari, düzeltmeleri gerekenler de yok mu? Var. Evet, komsu Yunanistan çok agir bir ekonomik kriz içinden geçmekte olmasina ragmen, 500 bin dolayinda göçmene kapilarini açarak trajediye duyarsiz kalmadi. Ama, botlarini geri çevirerek göçmenlerin bir bölümünün Ege’de bogulmalarina yol açti. Son örnek, Ayvalik
Hiç kuskum yok ki Ankara, Suriye’de yasanan trajediye duyarsiz kalmayarak, kapilarini zulüm ve savastan kaçip canlarini kurtarmaya çalisan 2 milyonu askin göçmene karsi insanî görevini yerine getirdi. Ne var ki Ankara’nin trajedinin büyümesine yol açan bir dizi yanlisi var. Suriye politikasindaki baslica yanlislari, eski disisleri bakanlarindan emekli büyükelçi Yasar Yakis ‘Türkiye’nin Suriye’deki seçenekleri azaliyor’ baslikli mükemmel analizinde (Zaman, 29.12.2015) siraladi. Bu yanlislar, trajedinin sona erdirilmesi konusunda Ankara’yi tümüyle etkisiz hale getirdi.
Türkiye’nin yanlislari bunlardan ibaret degil. Suriyeli göçmenlerin olusturulacak güvenli bölgede kurulacak konteyner sehirlere yerlestirilmesi fikrinin gerçekçiligine kendisinin inandigi dahi kuskuluydu. Türkiye göçmenlerden kurtulmanin yolunu arayacagina, çogunun kalici olacagi belli olan bu insanlari topluma entegre etmek için, hak edenlere mülteci statüsü tanima, çalisma izni alma yollarini açmak gerekmez miydi? Almanya Basbakani Angela Merkel ve eski Isveç Basbakani Fredrik Reinfeldt göçmenlerin ülkesi ülkeleri için bir firsat oldugunu söylüyor. Ailelere üç çocuk yapin, bes çocuk yapin telkinleri yerine, Suriyelilerin entegre edilmeleri çok daha akilli bir nüfus politikasi olamaz mi? Nihayet, güvenlik güçlerinin göçmen cesetlerini Ege sahillerinden toplama yerine, çikilacak tehlikeli yolculuklarin önlenmesinde görevlendirilmeleri gerekmez miydi?
————————————————–
Zaman-7 Ocak
Sahin Alpay
