‘Kadina Yönelik Siddete Karsi Mücadele ve Uluslararasi Dayanisma Günü’
‘Bunca aciyla dolu ülkemiz için yapilacak her seyi yapmak bir mutluluk kaynagi;
kollarini kavusturup oturmak ise çok üzücü.’ (Minerva Argentina Mirabel 1926)
Bilmeyenler için hikayeyi bastan anlatarak yazima baslamak isterim;
25 Kasim, Dominik Cumhuriyeti’nde Clandestina Hareketi’nin öncülerinden, Mirabel kardesler olarak bilinen Patria Mercedes, Minerva Argentina ve Maria Terasa isimli üç kiz kardesin Rafael Leonidas Trujillo diktatörlügüne karsi yürüttükleri mücadelenin sembollestigi gündür.
Trujillo diktatörlügünün Mirabel Kardesler’in kendileri için büyük bir tehlike oldugunu açiklamasinin ardindan, 25 Kasim 1960’da, Dominik Cumhuriyeti’nin kuzey bölgesinde, bir uçurumun dibinde üç kadinin cesedi bulunur.
Bu katliam hükümet yanlisi gazetelerde ‘araba kazasi’ olarak yer alir.
Mirabel kardesler siyasal özgürlükler adina kararlilikla mücadele ettikleri için hapsedildiler, iskencelere maruz kaldilar, en sonunda hapishanedeki eslerini ziyarete gittikleri sirada arabalarindan zorla indirilerek tecavüz edildikten sonra iskenceyle katledildiler.
25 Kasim 1981’de Kolombiya’nin baskenti Bogota’da toplanan Birinci Latin Amerika ve Karayip Kadinlar Kurultay ve 1999’da Birlesmis Milletler Genel Kurulu kararlarindan bu yana ‘Kadina Yönelik Siddete Karsi Mücadele ve Uluslararasi Dayanisma Günü’ oldu.
Isin Türkiye’deki algisi daha çok kocalari,babalari,sevgilileri tarafindan fiziksel siddete maruz kalmis,yaralanmis,öldürülmüs kadinlara uygulanan siddete yönelik mücadele ve mesaj algisi olarak zuhur etti..Gelin görün ki Türkiye’deki Kadin Derneklerinin ve kuruluslarinin israrla görmek istemedigi ve burunlarinin dibinde yasanan gerçek siddet T.C devletinin her dönem olmakla beraber son 30 yildir savas kosullarini gerekçe göstererek görülmemis pervasizlikla Kürd kadinina uyguladigi siddetti!
Dünyada hiçbir savasin çikmasinda bas ya da yan rol oynamayan kadinin talihsizligidir savas sirasinda ”ganimet”olarak isaret edilip, kullanilmak. Herhangi bir karisiklikta hala hedef tahtasina konulup, isgal edilen her yerde isgalcilerin irzina geçmesi bu ganimet gelenegi yüzündendir. Savasta tecavüz dedigimizde Türkiye’deki kadin derneklerinin burunlarinin dibinde Kurdistan dururken, en yakin örnek olarak akillarina ”Bosna”nin gelmesi pek hangi geleneginin devamidir?
Simdi isterseniz Kurdistan’da kadina yönelik siddete içerden bir göz atalim. Son otuz yildir tirmanan savas kosullarini da insafsizca kullanarak Kurdistan’in her kösesinde dünyanin gözü önünde yeryüzünün en erekte ve pervazsiz zulmünü Kürd kadinin üzerinde deneyen TC devleti halihazirdaki Türkiye’deki kadin örgütlerinin egemen kibrinden bir türlü siyrilamayip, bu yönde hiçbir çalisma yapmamasindan da büyük oranda cüret alarak, tecavüzcü devlete dönüsmüstür.
Bir düsünün Sabaha karsi köyünüz basilir. Yataginizdan geceliginizle çikarilip köy meydanina sürüklenirsiniz. Cinsiyetiniz kendi yörenizin ve geleneklerinizin sekillendirdigi toplumunuzda hemen orada erkeklerinize karsi bir tehdit unsuru haline dönüsmüstür bile.(Belki de bunu bildigi için çogu zaman giyinik uyumaya çalisir Kürd kadinlari.)Karsinizda erkek akliyla sekillenmis bir devletin yine erkek akliyla büyütülmüs kursun askerleri, yaninizda erkek aklinin sekillendirdigi yine erkek akliyla size eslik, babalik, kayinlik, kayin babalik, kardeslik, kocalik, ogulluk yapan erkekler. Bu ates çemberinin içinde eteklerine tutunup aglayan çocuklarini yatistirmak zorunda kalan bir kadin cinsiyetine istahla bakan ve ölümüne korumaya çalisan erkekler arasinda ne hisseder?
Hadi diyelim ki isin bu asamasini kazasiz belasiz(!) atlattiniz. Simdi yakilmis köyden kurtarabildiginiz iki parça esya ile göç yollarina düsme zamanidir. O ana kadar köyünün disinda hiçbir yeri tanimayan kadin, koca koca kentler ve metropollerle yüzlestiginde ne hisseder? Hayati sekillendirmekte birincil görevi iç güdüsel olarak üstlenen kadina bu durumda düsen travmalari düsüneniz var mi?
Yine bir anne olarak, en sevdiginiz ottan yemek yaparken, anlamsiz bir sekilde eviniz yillardir kayip olan oglunuz kokmaya baslasa Ve burnunuzun diregi sizlayarak, gözyaslariyla bogaziniza dügümlenen kengeri topladiginiz yerden bir yil sonra oglunuzun kayip cesedi damatlik elbisesiyle çiksa ne yapardiniz?
Sömürge sartlarindan dolayi zaten fakirligin kader belletildigi vataninizda, her türlü sefalete ragmen dogurup büyüttügünüz on üç çocuktan, dördü cezaevindeyken, dokuzunun tabutu üzerinize gelse ne yapardiniz?
Siz gecelerce kulaklarini daga yatirip, oradan gelen her kursun sesinin oglunun beynine saplandigini varsayan bir annenin yataginda ne düsündügünü bilmek ister misiniz?
Cezaevlerin önünde sadece 45 dakika çocugunu görebilmek için, dilini bilmedigi kentlere gidip saatlerce kapilarda aç susuz bekletilen bir anne üsür mü yalnizliktan?
Elinizde kirik dökük silahiyla, kanindan semiren bitleri uzun kara saçlarina dagilmis ve kendi ülkesinde savunma pozisyonunda ki kadin gerillalarin tepesine inen kimyasallarla orantisiz gücün en büyük vahsetiyle öldürülmesine neden sessiz durur ki tüm kadin örgütleri?
Hem söyler misiniz bana gözünün önünde 13 yasindaki oglu 12 kursunla kocasi ile birlikte öldürülen, havan topundan arta kalmis 14 yasindaki kizinin cesedinin parçalarini eteginde savciliga getiren bir anneden daha büyük siddete maruz kalmis birileri daha var midir kadin dünyasinda?
Örnekleri çogaltabiliriz Lakin üzülmeden ve üzmeden de anlasilabilecegi haliyle anlatmaya çalisalim. T.C sömürgeci, isgalci ve fasist bir devlettir! Tüm fasist devletler gibi siddet kullanmakta ve siddetin sinirlarini muhaliflerinin üzerinde denemekte mahir ve pervazsizdir. Eger siz önce insana sonra kadina yöneltilen siddetin her biçimine ”dur!’diyecekseniz çagrinizin yerini bulmasi için burnunuzun dibindeki Kurdistan’da yapilan zulum ve vahsete deginmeniz, bu vahsete karsi Kurd halkiyla ortak tepki vermeniz zorunludur! Tabi eger dise dokunur ve ciddi bir durus sergilemek istiyorsaniz.Ya degilse ellerinize morlariniz alip,aile içi siddete kurban gidenlerin resimlerin ve acilarinin arkasina saklanabilirsiniz sonsuza kadar!Unutmayin ki aile içi siddeti durdurmanin yöntemi siddeti mesru gören devletlerin sistemlerini yikmaktan geçer.
Ve yeryüzündeki tüm çocuklar savas tanrilarina kurban edilip, aglamayan tek ana kalmadiginda; yani insanligin kiyameti koptugunda;Gidecek adresiniz olmayacak!Yüz geri çevrileceksiniz Hak’kin ve Adalet’in kapisindan! Sustukça sira size daha hizli gelecek.
Bu 25 Kasim’da dünyanin bütün kadin örgütlerini siddete karsi olmanin içerigini dolduracak sekilde; Kurdistan’da önce Insanliga, hayvana, dogaya ve öncelikli ”Kadin”a görülmemis siddet uygulayan T.C devletine karsi tavir almaya ve bu siddete kosulsuz ve pazarliksiz ”dur!”demeye çagiriyorum!..
Kejê Bêmal
