Ölüm oruçlarinin sirri
Sükür, ölüm oruçlari sona erdi. Umarim eylemcilerin bedenlerinde ciddi hasarlar olusmamistir.
Ama eylemin, Öcalan’in ‘sorumlulugunuzu dört duvar arasinda eli kolu bagli insanlara yüklüyorsunuz’ diye elestirdigi bazi ‘seçilmislerin’ ve de yazarlarin ruh sagliklarini enikonu bozdugunu görüyorum.
Mesela, Kandil’de alinan eylem kararinin pesine takilmaktan baska siyasi basiret göstermeyen bu arkadaslardan birinin Diyarbakir’da yaptigi konusmayi, eylemin bittiginden habersiz dinlesem cezaevinden tabut çikti sanirdim.
O hâlde neden bu kadar üzgün, böyle kindar, alabildigine ajitatifti sik sik ‘beyzade’ diyen vatandas? Tebdili kiyafet etmis bir bezirgân miydi acaba?
‘Içimizdeki Irlandalilar’ göndermesiyle Diyarbakir’dan, Diyarbakir lehçesiyle ‘çaxtirdiklarinin’ ismini vermedi. Veremezdi de. Zira kastettiklerinin eyleme yönelik elestirileri, simdi kendilerine Imrali’dan ayar veren Öcalan’in gerekçeleriyle de örtüsüyordu.
Adini andiklari da vardi. Müzakere talimati veren Basbakan’i, cezaevinde eylemcilerle görüsen Adalet Bakani’ni, Arinç’i falan Kenan Evren’e, 2000’lerdeki ölüm oruçlarinin ‘kahramani’ Hikmet Sami Türk’e benzetti.
Benzetmede izan, sinir tanimiyordu; çünkü kizgindi, kraldan fazla kralciligi ‘yedege’ çikmisti.
Bu yüzden el mecbur, kendilerinin simetrisinden ‘gebersinler’ diyen bir avuç fasistin söylemlerini, ölüm oruçlari karsisinda siyaset ve yasami savunanlara giydirecekti.
Çünkü insanlar, basta da evlatlarinin sirti ‘aslanlar ölsünler’ diye tapislanan Kürt analari sorardi kendilerine. Hâlâ soruyorlar ya:
‘Uçurumun kiyisindayiz diyip, yillardir dile getirdigimiz ve kimilerinde mesafe de kat ettigimiz taleplerimiz için son çareymis gibi evlatlarimizi ölüme azmettirdiniz. Sonra da ‘bir kisinin’ emriyle bu isi sonlandirdiniz. Talepler mi karsilandi, yoksa bugünden yarina karsilanmazlarsa ölmeyecegimizi mi anladiniz? Peki, bugüne kadar nerdeydiniz? Biz sizi niye seçtik?’
Sirriniz ne?
Oruçlarin esracengiz yani
Kan dursun diye girdigi açlik grevindeyken ‘vur’ emri vermeyen Gandi’nin eylemiyle, PKK’nin simdiki grevini kiyaslayamadigimizdan ötürü bize kizan bu arkadaslarin tesekkür ettikleri de var elbet.
Çünkü onlar, ‘pasif’ ölüm oruçlarinin bittigi günün sabahinda aktiflesen PKK gencecik bes askeri öldürdügünde bile ‘Ugrunda ölmeyi göze alacagim birçok dava var ama ugrunda öldürecegim hiçbir dava yoktur’ diyen Gandili analojiler yapabilecek kabiliyette barissever kalemler.
Onlar, eylem bitmisken, Öcalan bile daha önceki ‘gerillacilik oyununun romantizminden kurtulun’ açiklamalarinin paralelinde ‘açlik grevi eylemini onaylamadigini’ açiklarken Bobby Sands’e methiyeler düzebildiler.
‘Ölümünün de orucunun da cani cehenneme, Sands yasasaydi ne iyiydi’ demek yerine, simdilik ötelenen bu eylemin tamamen tedavülden kalkmamasi için sol romantizmleri konusturuyorlar.
Çünkü cezaevlerindeki gencecik Kürt çocuklarinin ölümünden döndügümüz su günlerde bile, canla kanla mücadelenin bir araci olan ölüm orucu da rafta durmak zorunda
Çünkü siddet içermemesi kosuluyla siyaset kanallari açik açik olmasina ama kan çikmayan Kürt sorunuyla mücadele hatti, ekmek kapilarini kapatir.
Öyle ya, savas yoksa fikir babaliklarina, danismanliklarina, ‘araciliklarina’ ihtiyaç duyan taraflar da olmaz.
Ayni anda bes genç kizin ölüm emrini veren PKK komutanlarinin öncülük ettigi ‘pasif direnislerin’ bu ülkede hâlâ mesruiyetinin olmasinin ‘esracengiz’ yani da burada sakli olsa gerek.
Oruçlarin kazanani
Bu eylemin kazanani, bir kez daha kolektif hafizalarina ölüm korkusu, umutsuzluk ve nefret kazinan Türkiyeliler olmadi.
Siyasal iktidarin müzakere için Kandil’in sahinleri karsinda Öcalan’in elini güçlendirme hedefine ulastigi tesbitlerini de asiri yorum olarak görüyorum. Onlarin da bir sey elde ettigi falan yok.
Kazandi mi bilmem ama eli güçlenen biri varsa o da, hareketini ve kendisini takip eden herkesin açikça görebilecegi üzere, Öcalan’dir
Yeri gelince dagi, yerine gelince ‘siyasi temsilcileri’ iskartaya çikarma ustasi olan Öcalan, yine ‘hamlesini’ altin zamana denk getirdi.
Eylemin hedefleri belli olsa da nasil sürdürülecegi noktasinda kafasi karisik olan Kandil’i ve BDP’yi tipki bir boksör gibi önce sessiz direktleriyle köseye sikistirdi. Adindan herkesin ‘simdi ne olacak’ diye birbirinin yüzüne baktigi bir anda da çeneye aparkatini çikartti.
Öcalan’in derdinin de Kürt gençlerinin cani, hayati oldugunu düsünmüyorum. Ama gerekçesi ne olursa olsun, ister hâkimiyet ister muhataplik ehliyeti, sonu ölüm olan akut bir problemi fiilin de olsa çözdügü için eyvallah.
Fakat bu maçi izleyip nakavtin heyecaniyla ‘Kandil savasin, Imrali barisin sembolü’ tezahüratina baslayanlara da boksörümüzün kariyerini akillarindan çikartmamalarini tavsiye ederim.
—————————————
Taraf-20 Kasim
Melih Altinok