Kadinlarin çilesi
Bir çocugun gözlemi: Aksam annemle babam televizyon seyrediyordu. “Annem geç oldu, zaten ben yorgunum yatiyorum” dedi. Kalkti mutfaga gitti; çerez ve meyve tabaklarini çalkaladi, dolaba kaldirdi. Sabaha hazir olsun diye çaydanligi doldurdu; demlige çay koydu. Sekerlige bakti, içinde az kalmis, üstüne ekledi. Telefonu sarja takti. Çamasir makinesinden islak çamasirlari çikarip asti. Makineyi tekrar doldurdu. Banyodaki çöp sepetini bosaltti. Islak bir havluyu kurusun diye dus perdesinin borusuna asti. Bir gömlek ütüledi; kopuk dügmesini dikti. Esneyerek gerindi; yatak odasinin yolunu tuttu. Çalisma masasinin yanindan geçerken durdu. Ögretmene tezkere yazdi; okul gezisi için para sayip ayirdi; sandalyenin altina düsmüs ders kitabini kaldirip, masanin üstüne koydu. Ertesi gün bakkaldan alinacaklari not etti. Sonra temizleme losyonuyla yüzünü sildi; dislerini firçaladi. Içeriden babam “Sen yatmaya gitmemis miydin?” diye seslendi. “Simdi gidiyorum” deyip, köpegin kabina su koydu. Kapilari, pencereleri kontrol etti. Kardesimin odasina gitti. Uyumustu; lambasini söndürdü; bilgisayarini kapatti. Yerdeki kirli çoraplari çamasir sepetine atti. Sonra odasina gitti, saati kurdu. Ertesi gün erken kalkmaliydi. Bu yüzden ne giyecegini hazirladi. 6 maddelik acil isler listesine 3 madde daha ekledi. Kendi kendine iyi geceler diledi. Bir gün hayallerinin gerçeklesecegini düsündü. Iste o sirada babam televizyonu kapatti, ortaya öylece bir “Ben yatiyorum” dedi ve gitti yatti.
“Neden kadinlar erkeklerden daha fazla yasiyor?” diye soruyorlar. Çünkü biz çok agir yük kaldiriyoruz ve isimizi bitirmeden ölmeye niyetimiz yok!!! Ama erkekler rahat birakmiyor ki! Ya töre cinayeti, ya kiskançlik, ya dayak… Insallah, Bakan Fatma Sahin’in gayretleri bir sonuca ulasir.
————————————-
Sabah-12 Ekim
Nazli Ilicak
