Makale

Kürdistan Ve Demokrasi

Pek bilinmez, dünyanin en eski tren istasyonuna sahiptir Manchester; ayrica tarihin ilk isçi sendikalari kongresinin toplandigi ve bilim adamlarinin atomu ilk kez parçaladiklari yerdir. Bizse, çevre yerlesimleriyle birlikte nüfusu üç milyona dayansa da, ehemmiyeti büyük ölçüde Sanayi Devrimi yillarinda kalmis bu sehri, bugün daha ziyade Premier League’deki iki güçlü takimi vesilesiyle taniyoruz. Buralarin haber radarina pek takilmadi ama bu islak Ingiliz sehrinde geçen hafta çok ilginç bir toplanti vardi. Hâlihazirda Britanya’da iktidari elinde tutan Muhafazakâr Parti’nin yillik kongresi yapildi. Benim söz edecegim toplanti ise, kongrenin bir yan etkinligi…
6 Ekim’deki konferansin konusu, ‘Kürdistan’da demokratik ilerleme.’ Toplantiyi yöneten kisi, Ingiliz muhafazakârliginin agir toplarindan biri: Parlamento üyesi Nicholas Soames. Tabii onu, Major hükümetinin Savunma Bakani ya da sadece ‘Winston Churchill’in torunu’ olarak da tanitabilirim. Soames, toplantinin basinda çerçeveyi ‘Kürdistan’in demokratik deneyiminin Arap Bahari için olusturdugu emsal’ diye çizmis. Ardindan, yapilan konusmalari internette okudum, dogrusu çok da ilginç buldum. Birkaç satirbasi aktarmak istiyorum.
Muhafazakâr siyasetçi ve Britanya Parlamentosu Kürdistan Grubu Baskanvekili Robert Halfon, Irak Kürdistan’inin artik sadece düzenli seçim yapan bir bölge olmanin ötesine geçtigini anlatip, ‘hukuk düzeni, mülkiyet haklari, özgür basin, egitim hakki, dinsel hosgörü’ alanlarinda önemli ilerleme saglandigini söylemis. Britanya Parlamentosu’nun bir baska Muhafazakâr üyesi Kürd kökenli Nadhim Zahawi ise, ‘Kürdistan’da son seçimlerde muhalif partilerin yarismasini ve önemli temsil oranlarina ulasmalarini’ övüyor. Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin Britanya Temsilcisi Sami Abdul Rahman konuyu Arap Bahari’na getirip söyle diyor: ‘Arap sokaginin Irak Savasi’na karsi muhalefetine ragmen, Kürdistan ve Irak’in geri kalani Arap Bahari sürecinde etkili oluyor. Irak, 2003’teki kurtulusundan sonra birçok seçim ve bir referandum yapti. Irak Disisleri Bakani Hosyar Zebari, Misir, Libya ve Tunus’un ‘geçici hükümet düzeni’ ve anayasa konusunda Irak’tan tavsiye istediklerini açikladi.’
Financial Times Uluslararasi Isler Editörü David Garner da, Kürdistan’da ‘azinliklar’ meselesinin nispeten iyi durumuna degindikten sonra, ‘Arap uyanisinin basarisini test edecek seylerden biri, ülkelerin kendi azinliklarina nasil davranacagidir. Bu sinav, Türkiye için de geçerli’ diye noktayi gayet dogru bir yere koymus.
Bunlari niye anlatiyorum?
Çünkü gerek Türkiye’nin, gerekse PKK’nin Irak Kürdistan’inin aynasinda kendisine söyle bir bakmasi gerekiyor bence.Ankara’nin önünde simdi Kürdlerine ‘esit vatandas’ olduklarini hissettirecek bir anayasa yapma firsati var; bunu ‘egitim’ ve ‘yerinden yönetim’ haklariyla destekleyerek, Kürd meselesinin demokratik çözümü yönünde çok büyük bir adim atmamiz mümkün. PKK’ya, silah birakmasi karsiliginda siyaset hakki taniyarak, bu topraklarda ‘barisi’ hayal olmaktan çikarmak, ‘illâ ki savas’ diyenlerin gücünü büyük ölçüde kirmak da mümkün.
Türkiye’de gerçek bir demokrasi isteyen herkesin, AKP hükümetinin bu firsati tepmemesi için mücadele etmesi gerektigine inaniyorum.
Ama PKK’nin da, kendini seyre dalmayi pek sevdigi dev aynasindan gözünü ayirmasi, ‘Güney’de ve ‘Küçük Güney’de, yani Irak Kürdistan’i ile Suriye’de yasananlarin aynasinda nasil göründügüne söyle bir bakmasi gerekiyor belki.
Uluslararasi düzeyde, Kürdistan kelimesinin ‘demokrasi’ kelimesi ile bugüne dek hiç olmadigi kadar çok yan yana geldigi, Kürdlerin adinin demokratik tercih ve kazanimlarla daha fazla anilmaya basladigi günler yasiyoruz. Kürdler için ‘ayna’ böyle bir ayna artik.
Simdi bagimsiz Kürd vekiller için de büyük bir firsat var. Meclis’teki varliklarini etkin demokratik mücadele için kullanarak, Türkiye’nin yeni anayasasina gerektigi gibi katki yaparak, barisin önünü açan bir rol üstlenerek, bu aynada arz-i endam edebilirler.Ben, bir yandan da, PKK’nin ‘Suriyeli militanlarin anahtar konumlarda bulunmasinin da etkisiyle’ çizdigi Baasçi profilin, demokratiklesen bir Türkiye’de giderek daha abes görünmeye basladigini, Türkiye Kürdlerinin büyük bölümünün dagdaki gerillaya sahip çiksalar dahi, böyle dar bir siyasi zihniyete sahip çikmakta artik epey zorlandiklarini örgütün de algilamasini diliyorum.
Arap Bahari’ni okuma biçimi, özellikle de Suriye’deki isyana yaklasimi, bölgeye ve dünyaya PKK’nin ‘degisim karsiti’ bir örgüt oldugu ve ‘demokrasi’ gibi bir derdi olmadigi mesajini tasidi. Mesaal Temo suikasti, bu açidan çok önemli bir kirilma noktasi oldu. Suriyeli Kürd muhalif liderin öldürülmesi PKK’yi o kadar sikistirdi ki, ANF birbiri ardindan ‘komplo teorileri’ yayinlayip, internette perendeler atiyor adeta. Suriye’nin Esad karsiti Kürdlerine karsi ‘Baasçi’ çizgiyi koruyan PKK, Suriye’deki demokratiklesme talebini ve karsisina çikarilan devlet siddetini görmezden gelebildigi gibi, isi Temo’yu ‘hain’ ilan etmeye kadar vardirdi.
Peki, bu esnada, Irak Kürdleri ne yaptilar dersiniz?Kürdistan Bölgesel Hükümeti Basbakani Barham Salih, hemen Temo’nun oglu, genç hukukçu Faris’le bulustu. Faris, babasini Suriye devletinin öldürdügünü bildiklerini ve Kürdlerin, Baas karsiti mücadelenin daha da etkin bir parçasi olmasi için bizzat çalisacagini söyledi. Salih ise genç Temo’yu söyle cevapladi: ‘Baban, Kürdlerin özgürlüklerine kavusma ve baska halklarla baris içinde bir arada yasama mücadelesinin simgelerinden biriydi.’
Abdullah Öcalan’in PKK’yi sivilleri hedef almamasi konusunda uyardigini bugün Kurtulus Tayiz’in kösesinde okuyacaksiniz. Dilerim, kardesinden sonra avukatlari da Apo’yla görüsebilirler. Keske içlerinden biri, Öcalan’a ‘Temo’nun öldürülmesi’ konusunda ne düsündügünü sorsa… Öcalan’in, Hafiz Esad’a belli bir ‘gönül borcu’ vardir elbet, ama cezaevi yillarinda ciddi bir zihniyet dönüsümü geçirdigini kendisinin birçok mesajindan oldugu gibi, bizzat MIT Müstesari Hakan Fidan’in tanikligindan da biliyoruz.
Acaba Apo, Baas zihniyeti hakkinda bugün ne düsünüyor? Gerçekten merak ediyorum.
Taraf-14 Ekim

Yasemin Çongar

Back to top button