Kimlik Travmasi

Dünya kapitalist sistemi, 19. Yüz yilin basinda emperyalist asamaya siçramisti. Avrupali kapitalistler, kisa bir zaman içinde Asya ve Afrika kitisinin büyük bir bölümünü sömürgelestirdiler. Sömürge ülkelerinin yeralti- yerüstü kaynaklari ve burada yaratilan yerel dagerleri, Avrupa kitasina transfer ettiler.
Dünya kapitalist sistemi, bu sömürünün organize edilmesi için, ciddi bir alt yapi hazirladi. Bunlardan en önemlisi, kültürel yapiydi.
Sömürgeciler, sömürge halklarinin kültür, dil, irk, renk, ve inanç kimliklerini olabildigince asagilamaya, kendilerinikini de olabildigince yüceltmeye basladilar. Bunun için, bilim, sanat ve edebiyati bile ustaca kullandilar.
Bunun sonucunda bazi insanlar, kendinden utanir, bazisi ise kendiyle ögünür hale geldiler. Toplum içinde köklesen bu kültür sonucunda, kendisiyle gurur duyanlar yöneten, kendinden utananlar ise yönetilen konumuna geldiler. Ve insanlar arasinda bir efendi-köle düzeni ortaya çikmis oldu. Emperlalist- sömürge düzeni de, iste bu kültürel yapisi üzerine dizayn edildi.
Avrupali kapitalistlerin icat ettigi bu sistem, baska ülkeler tarafindan taklit edilmeye baslandi. Osmanlilar ve onlarin mirasçisi olan Kemalistler de, bunlardan biriydi.
Onlar da kendilerini, ülkeyi yönetmeye ehil, akilli, kültürlü soylu; yönettikleri halklari yeteneksiz, aptal, ise yaramaz soysuz insanlar olarak nitelendirdiler ve bunu sistematik propagandalarla insanlarin beynine yerlestirdiler.
Sonuçta toplum, akilli, bilgili, yetenekli ve soylu Türklerle; geri zekali, yeteneksiz, ilkel ve soysuz Kürtler, Lazlar, Araplar, Çerkezler, Arnavutlar ..biçiminde iki ana katagoriye ayrildi. Devletin çevirdigi sistematik propagandalar sonucunda Türk kimligi olabildigince kiskirtildi, digerleri ise olabildigince bastirildi, sindirildi.
Bu durum, her iki tarafa mensup insanlari, ruhsal ve zihinsel bir travma içine soktu. Bir bölümü yükseklik, diger bölümü ise asagilik duygusu içine girdiler. Bu yüzden patalojik insan tipleri ortaya çikmaya basladi. Yönetilen halklar, kendi kimliklerinden utanir hale geldiler. Yöneten irka mensup olduklarini isbat etmek için bin dereden su getirdiler, cambazliklar yaptilar.
Bunu kanitlamak için kraldan çok kralci olmaya, toplumda iyi bir statü kazanmak için her türlü entrika çevirmeye basladilar. Sonuçta kendi kimliklerine yabancilastilar.
Mensup olduklari halklara hakaret etmeye, alay etmeye ve fasistçe saldirilarda bulunmaya basladilar. Olusan bu asagilik duygusu sonucunda, etnik, dini, kültürel kimliklerine düsman oldular. Ezen ulus irkçisi oldular. Fasizmin destekçileri haline geldiler. Kendi halklarina kan kusturdular.
Türk olduklarini isbat etmek için olmadik cambazliklar yaptilar. Tek kelime Türkçe bilmeyen analarini tanimamazliktan geldiler. Yönettigi halklari eritip yok etmeye çalisan Türkleri memnun etmek için, üniter rejimin militani olmaya, soydaslarina fasist saldirilarda bulunmaya basladilar.
Ben bunlara sömürge insan tipi’ diyorum. Kürt koruculari ve cesleri bu tipin çarpici örnekleridir. Ayrica, yasadigimiz ülkenin basbakaniyla ana muhalefet partisinin genel baskani, bu sömürgeci tezgahin dikkat çekici iki imalatidir.
Yasayan sahitlerin söylemlerine ve yapilan arastirmalara göre, Türk basbakani Erdogan’in ecdadi, Gürcü ve Hiristiyandir. Ana muhalefet genel baskani Kemal Kiliçtaroglu’nun ecdadi ise, Kürt ve Alevidir.
Ama her ikisi de bu kimliklerine sahip çikmiyorlar, tersine uzak duruyorlar. Ülkede yasayan azinliklari ortadan kaldirmak isteyen üniter rejime destek veriyorlar. Bu mücadeleye önderlik ediyorlar. Bir yere gelmek ve elde ettiklerini korumak için, aslini inkar, egemen ulusa usaklik ediyorlar.
Dünyada ortaya çikmis olan her türlü sömürgeciligi, irkçiligi ve fasizmi ayni kefeye koymanin dogru olmadiginin altini çizmek istiyorum. Örnegin Avrupa irkçiligi ve sömürgeciligiyle, Türk irkçiligi ve sömürgeciligi arasinda çok önemli farklar var.
Avrupali sömürgeciler, isgal ettikleri ülkelerde yasayan halklarinin varligini hiç bir zaman inkar etmediler. Irklarini, dinlerini, kültürlerini, dillerini yok etmeye, etnik temizlik yapmaya kalkmadilar. Sadece yeralti ve yerüstü varliklarini talan edip ülkelerine tasidilar.
Osmanlilar ile Kemalistler ise, yönettikleri diger halklari yok saydilar ve yok etmeye kalktilar. Bunun için, her türlü insanlik disi zorbaliklarda bulundular. Onlari Ya ölüm ya asimilasyon’ çemberinin içine sikistirip ezdiler. Kitlesel katliamlarda bulundular.
Halk aslini inkar eden bu tür kisileri Kabugundan çikmis, kabugunu begenmiyor’ diye nitelendiriyor. Ama daha çarbici biçimiyle Aslini yitiren haramzadedir.’ diyor.
Genç nesil Haramzade’ kelimesinin anlamini bilmiyor olabilirler. Onlar için yaziyorum, bu halk özdeyisinin tam anlami sudur Aslini yitiren piçtir.’ Iste bu kadar .Baska bir sey söylemeye, bilmem ki gerek var mi?
Yilmaz Çamlibel