Makale

Kürdistan’da silahlar yerini siyasete birakacak.

“Berî ku tu li ser kêmasîyê yekî din de biaxifî, her tim berê xwe bide xwe.”

-Kizilderili Atasözü-

“Bir baskasinin kabahati hakkinda konusmadan önce, daima kendine bak.”

Izledigimiz bir Tayyip Erdogan klasigiydi.

Basbakan ne zaman rutinin disinda sayilabilecek sert söylemler dile getiriyorsa bilinki ardindan iyi seyler olacak.

Bunu farkedenlerden biride keskin bir zekaya sahip olan Hasip Kaplan’di. ‘Tayyip Erdogan ne zaman bize yüklense ardindan insan haklari konusunda ilerleme saglayacak yenilikler geliyor’ dedi Kaplan.

Erdogan bunu toplumda yükselebilecek tepkileri minimize etme amaciyla yapiyor. Kendince dengeleri sagliyor.

Bence gereksiz..

Çünkü Türk halki bu kirli savasi ne pahasina olursa olsun durduracak kisiyi kahraman yapmakta kararli. Bu anlamda Tayyip Erdogan’in ardinda, Gladyonun güdümünde olan küçük bir topluluk disinda, tüm Türk halki var. Kürt’ler zaten destekliyor.

Basbakan elinde idam ipiyle dolasirken, BDP’li milletvekillerinin dokunulmazliklarini kaldirmaktan bahsederken ben bunlar Öcalan’la görüsüyor, çok sürmez yüzeye çikar diyordum. PKK’li arkadaslar beni saf olmakla suçladilar, hükümetin borazanligini yaptigimi söyleyenler bile oldu.

Geldigimiz noktada görüyoruzki MIT müstesari Hakan Fidan (kendisi Türkiye’nin ve Ortadogu’nun görüp görebilecegi en kaliteli MIT müstesaridir) aylardir Öcalan’la görüsüyormus. Görüsmenin ayrintilari henüz netlesmedi ama benim aldigim duyumlara göre gerillanin sinir disina çekilmesinden, silah birakilmasina, anayasal degisikliklerinden, federatif yönetime geçise kadar hersey üzerinde tam uzlasmaya varildi.

Peki bu kismi ilerleme bizi istedigimiz sonuca götürürmü?

Silahlar susar ve topraga gömülürmü?

Iste o daha belli degil…

Devlet ile PKK arasinda yapilan ilk görüsmeler degil bunlar.

Özal döneminde, Erbakan döneminde, Ecevit dönemindede oldu.

En ciddi çalisma olarak kabul edebilecegimiz Oslo görüsmelerinin üzerinden çok zaman geçmedi.

Bu görüsmelerin hepsinin ortak bir özelligi var.

Derin yapilasmalarin yaptigi sarsici eylemlerle süreç sabote edildi.

Bingöl’de 33 askerin öldürülmesi, Erbakan hükümetinin Kaddafi operasyonuyla düsürülmesi, Oslo görüsmelerinin sizdirilmasi, Silvan saldirisi..

Peki bu son görüsmeler farkli olurmu?

Bunun cevabi Gladyo’nun, Ergenekon’un operasyonel gücünün ne ölçüde olduguyla birebir iliskili.

Bana devletin ve PKK’nin içindeki Ergenokon’un su andaki gücünü söyleyin size bu görüsmelerin basariya ulasip ulasamayacagini söyleyeyim.

Türk halkinin büyük bir kismi bugün itibariyle barisi istemektedir, birakin kültürel haklarin gelistirilmesini federatif yönetime geçilmesinde bile hükümetin arkasindadir. Kürt’lerin yüzde 56 si zaten AKP’ye oy veriyor, baris görüsmelerinde destek tavan yapmis durumda.

BDP ve PKK nin tabanida baris severdir. Sürece mutlak destegini esirgemeyecektir.

Mesele devletin ve PKK içinde önemli bir güç haline gelmis Gladyo’nun varligidir.

Abdullah Öcalan yillardir PKK içindeki derin yapiyla basedemedigini söylüyor.

Numan Kurtulmus derin devletin civatalari söküldü diyor.

Civatalari sökülmüs Gladyo operasyonel fonksiyonlarini yitirmismidir?

Civatalari sökülmüs, kurma yayi kirilmis G-3 tüfeginden çikan bir jarjör mermi geçti benim üzerimden… Bir tanesi bile bana degmedi ama demekki civatalarin sökülmesi yetmiyor.

Ihtiyatli olup güvenligi hat safhada tutmak gerekiyor sonuca ulasincaya kadar.

Önümüzdeki günlerde size ne olacagini söyliyeyim.

Baslangiçta her sey iyi gidecektir. O kadar iyi gidecektirki kamuoyunda bu is bitti baris geldi havasi hasil olacaktir. Gladyonun bekledigi anda budur. Iyimserlik tavan yapmalidirki hayal kirikliginin mahiyeti de o denli büyük olsun. En tepeye çikilsinki, düsüs muhtesem olsun.

Belki Bingöl’de, belki Agri’da, belki Sirnak’ta, belkide Istanbul’da PKK adina yapilacak beklenmedik bir saldiri bütün umutlari tuzla buz edecektir. Ergenekon basininin olayi nasil dramatize edecegini tahmin edersiniz… Sivil hükümet büyük yara alacaktir.

Zaten hep böyle olmamismiydi….

Bunu engellemek mümkünmü?

Evet mümkün.

Öncelikle hükümetin, süreci yönetirken, barisi gerçekten isteyen, Kürt meselesinde bilgi sahibi, Kemal Burkay gibi, Ibrahim Güçlü gibi tecrübeli kisilerden olusan bir kurulla hareket etmesi gerekirdi.

Yalçin Akdogan’in bu konuda danismanlari arasinda, Kürt meselesinin çözümünde elini tasin altina koymaya cesaret etmis Türk kökenli tek gazeteci olan Ufuk Coskun gibi birisinin olmasi gerekiyordu.

Ikincisi, süreci sabote edecek bir girisimin olabilecegini, hatta kesin oldugunu topluma o kadar empoze etmelisinizki herkes gardini ona göre almali. Böylece darbenin etkisini en aza indirebilirsiniz.

Bu yöntemle Gladyonun yapmayi düsündügü eylemde hata yapmasini saglayabilirsiniz.

Basbakanin ‘kendinden habersiz yapilacak bir askeri operasyonun en agir sekilde cezalandirilacagini” açik açik söylemesi, Abdullah Öcalan’in ayni sekilde ‘kendinden habersiz yapilacak bir eylemin ihanet olarak kabul edilecegini’ söylemesi derin yapilarin hareket alanini kisitlayacaktir.

Bu bir sinir harbi. Sinirleri en saglam olan kazanacak.

Fakat bunlarin hepsinin ötesinde bir sey varki oda bölgede mevcud anlayislarin, yönetimlerin iflas etmis oldugudur. Yeni dönemin gerçekleri farkli. Derin yapilar ne kadar direnirse dirensin bu is bitti.

Bu gün olmazsa yarin.

——————————————————————-

Kaynak: Sivil Düsünce

Ercüment Yildirim

Back to top button