Makale

Kürt ve Türk kadinlari arasindaki gerilimin müzakere sinirlari

Feminizmin temel önermelerinden biri kadinlarin etnik, ulusal, sinifsal aidiyetlerine bakmaksizin ‘kadin’ olma paydasi nedeniyle, ortak baskilari deneyimledikleridir. Evrensel ‘kiz kardeslik’ anlayisi da bu yaklasimin bir sonucudur. Tüm kadinlar cinsiyetleri nedeniyle ‘ayni’ ezilme biçimine maruz kaliyorduysa, dogal olarak tümü kiz kardesti. Uzunca yillar dünya kadin hareketi bu inanci paylasiyordu: Ta ki siyahi kadinlar bu evrensel kiz kardeslik olgusuna itiraz edene dek.Onlari lezbiyenler, Üçüncü Dünyali ve isçi sinifindan kadinlar izledi.

Itiraz eden bu kesimlere göre var olan kiz kardeslik batili, beyaz ve orta sinif kadin karakterini tasiyor, kendi deneyimlerini, kendi ezilme biçimlerini yok sayiyor ve ya en iyi niyetle görünmez kiliyordu. Evrensel kiz kardeslige getirilen bir diger elestiri de egemen kültürün pekistirilmesinde bir araç olarak kullanildigiydi. Dogrusu ‘öteki’ kadinlarin bu bakis açisi Dünya Kadin Hareketine yeni bir ivme de katmisti. Irkçi, cinsiyetçi, sinifsal açidan baskici sistemeve maruz kaldiklari muamelelere karsi israrli bir direnç göstermis, özgürlesme yolunda önemli kazanimlar da elde etmisti. Onlarin bu israrli direnisleri sayesindedir ki farkli kadin deneyimleri belli içgörüler ve algilar olusturdu. Artik kadinlar salt toplumsal cinsiyetleri nedeniyle üstelik ortak bir biçimde ezilmediklerini, diger aidiyetlerinin de birbirini kesen ezilme biçimleri olusturdugu yönlü farkindaliklar yaratilmisti.

Türkiye’de de durum benzer bir seyir izledi.

Kürt kadinlari tipki siyahi kadinlar gibi 90’li yillardan itibaren Türk ‘kiz kardeslerinin’ hiç de maruz kalmadiklari ezilme biçimlerini yüksek sesle dile getirmeye, kurumsal örgütlülükler olusturmaya baslamisti. Türkiye’de ‘Bu itiraz edis süreci 3. Dalga feminizmin baslangicina da tekabül eder’ dersek hiç de mübalaga etmis olmayacagiz. Kürt kadinlari israrla çok boyutlu bir ezilme deneyimi yasadiklarini, ezilmenin ve baski görmenin kendileri açisindan temel kaynaginin toplumsal cinsiyetele birlikte ve en az onun kadar yakici olmak üzere ulusal, sinifsal kimlik oldugu belirlemesini ‘kiz kardeslik’ söyleminin egemen/Türk kültürünün farkliliklari görünmez kildirdigini, baskiladigini da beyan ediyorlardi. Bu; Kürt ve Türk kadinlari arasinda günümüze dek gelecek bir gerilimin nedeniydi de.

Nitekim baskilanmis Kürt ulusal kimligi, kökü derinlere kazinmis olan Türk ulusçulugu/milliyetçiligi takintilarini bilince çikartmakta zorlanan Türk kadinlariyla, Kürt kadinlarinin gerilimli karsilasma alani olup, bu gün bile toplumsal cinsiyetçiligin en kritik noktasidir. Ulusal kimligin açik sembollerinin ayrica kültürel ve biyolojik tasiyiciligi ile Kürt ulusal kimliginin sinir koruyuculugunun kadinda somutlasmasi bu kritik ayrismanin derinlestigi alandir.

Bu karsilasma alanlarinin en az hasarla atlatilmasi için Türk Kadin Hareketi su sorularin cevabinin pesine düsmelidir:

Toplumsal cinsiyet sorunsalinda Kürt kadini ile Türk kadininin karsilastigi farkliliklari tanimlayan kodlar nelerdir?

Bu kodlar Kürt kadininin kaderini biçimlendirirken, Türk kadini milliyetçi takintilarini bir tarafa birakarak bu kodlarin Türkiye’deki toplumsal cinsiyetçilik ile milliyetçiligin çakistigi alan oldugu öngörüsünü olusturabilecek midir? Ve bir adim ötesi bu çakisma alaninin kendi toplumsal cinsiyet sorunlarinin da bir parçasi oldugunu kabul edebilecek bir bakis açisini içsellestirebilecek midir?

Türk kadinlari Türkiye’nin en bas siradaki ötekileri olan Kürt kadinini güçlendirmek için yapisal stratejiler gelistirme ve bu stratejileri mücadele zeminine yayacak bir hareket yaratabilecek midir?

Yanitlanmasi zor ve elzem sorular.

Bu sorulara verilecek olan cevaplar Türk ve Kürt kadinlari arasindaki gerilimin müzakere sinirlarini da çizecektir

Hamiyet Çelebi

Back to top button