Ödünç Alinan Kanlar
Geçtigimiz günlerde basina ve sosyal medyaya’ yansiyan ancak dikkatleri fazla çekmeyen, oysa önümüzdeki dönemin sancilarini ve getirecegi riskleri anlamamiz açisindan son derece önemli iki olay yasandi. Bunlardan biri Mardin-Artuklu Belediye Es Baskani’ BDP´li Ismail Asi´nin makaminda vurulmasi, bir digeri ise 15 yasindaki çocuklarinin PKK tarafindan kaçirildigi iddiasiyla Böçkün Ailesi´nin Diyarbakir-Fiskaya´da baslattiklari oturma eylemi
Iddiaya göre BDP´li Ismail Asi, kendisini makaninda silahla vuran Mehmet Faruk Çelik´in bir buçuk yil kadar önce 15 yasindaki oglunu, daha sonra da 16 yasindaki kizini gerillaya katilmak için daga çikartmis. Habere göre Asi´nin makamina gelen Baba Çelik´in, Oglumu götürdün, ama kizimi geç olmadan geri getirmeni istiyorum’ israriyla baslayan tartisma es baskanin vurulmasiyla sonuçlanmis.
Diyarbakir´daki eylemcilerden’ anne Aysel Böçkün ise ‘ben bütün ailemi verdim ama oglumu vermeyecegim’ diyerek baslatmis eylemini
Eylemciler’i özellikle tirnak içerisine aldim. Zira bu, alistigimiz eylem biçimleriden degil. Biz sivil itiatsizligi devlete askerlik yapmamak olarak biliyorduk ya, ne diyecegiz simdi bu eyleme? ‘Sivil degil’ mi diyecegiz, yoksa hakli degiller mi?
Selahattin Demirtas kolayini bulmus: çocuklari kendi istekleri ile kendi kararlari ile katilim yapiyorlar.’ demis. ´Kendi istegiyle´ savasa giden 15 yasindaki çocuktan bahsediyoruz. Ve yeri geldiginde en çok ta kendilerinin Cenevre Sözlesmesi’nden bahsettigi politikacilardan Bunu söyleyen ve o çocuklari gönderenlerin kendi çocuklarinin yüzlerine nasil baktiklarini siz hiç merak etmiyor musunuz?
Devletin terörle mücadele’ adi altinda estirdigi olaganüstü teröre ragmen ve PKK´ya katilimin en yogun oldugu 1990´larda dahi bu tür olaylarin yasanmamasi bize yeni bir dönemin isaretlerini vermesi açisindan son derece önemli.
Bu yeni dönem, bize silahlarin susmasi gerektigini anlamamizi saglayan bir dönem degil. Zira o dönemi biz geride biraktik.
‘Ben bütün ailemi verdim ama oglumu vermeyecegim’ diyen birinin feryadinda sadece silahlarin susmasiyla çocugunu kurtarmaya çalisan bir çabayi degil, ayni zamanda verdiklerinin’ karsiligini sorgulayan bir iradeyi de görmek gerekiyor.
PKK yola çikarken hedefine özgür bir vatan’ bagimsiz bir Kürdistan’ koymustu. Ve Kürtler, bir insanin sahip olabilecegi en degerli seyi; hayatlarini, daha da ötesi çocuklarini verdiler. Onlardan da degerli’ seylere sahip olabilmek için
Öcalan savasin baslarinda her aileden en az bir kisi’ diyerek yola çikti. Bir kisiyi kazanirsak (siz `cephede kaybedersek´ olarak okuyun) bütün aileyi ilelebet kazanmis oluruz’ diyordu. Dedigini de yapti. Ve o bir’leri o cephelerde öyle kolay tüketti ki, sonunda kazanmadigi aile neredeyse kalmadi. Çatismalarin siddetini arttirdigi 90´larin baslarinda 20´yi askin gerillanin vurulmasi ile ilgili olarak yurtdisinda çikardiklari yayinlardan birinde Öcalan, kaybettigimiz bir gerillaya karsilik çevresinden 20 kisi kazaniyoruz’ diyordu. Öcalan, felsefesi kadar matematigi de çok güçlü bir aktör. Bunu MIT ile yaptigi pazarliktan da anliyoruz.
Kürtlerin PKK´yla olan siyasal’ baginin arkasinda bu kan baginin oldugunu kimse inkar edemez. Çok güçlü ama bir o kadar da tehlikeli bir bag
PKK ve Öcalan´in bagimsiz Kürdistan´dan ekolojik topluma’ uzanan siyasi manevralar’i bu kadar rahat yapabilmesinin nedeni, etki alani içindeki kitlelerle olan siyasi, felsefi ya da düsünsel bir bag degil, bu kan bagidir. Silahini birakmamis, devletle olan hesabini ´henüz görmemis´ bir hareket için umut tümüyle tükenmis degildir.
Öcalan´nin samimi’ çabalarina ragmen silahlarin bir türlü birakilmamis olmasinin bir nedeni de budur. Zira ne Ortadogu konfederasyonu’nun, ne ekolojik toplum’un ve ne de ne oldugunu kimsenin bir türlü açiklayamadigi demokratik özerklik’in bu kanlarin karsiligi olmadigini Kandil´dekiler de çok iyi biliyor.
Özgür bir vatan için’ ödünç aldigi binlerce insanin kaninin karsiligi olan bir barisi’ saglamadan silahlarini birakmis gerilla önderlerinin siginabilecegi tek karis bir Kandil topragi’ yeyüzünün hiçbir kösesinde yoktur.
Kalabaliklar her durumda rahat hareket ve manevra imkani saglamazlar; kimi zaman da özellikle büyük acilarin yarattigi büyük beklentiler, kimsenin tasiyamayacagi agir bir yüke de dönüsebilir. Bu yükün neden oldugu sancilardan biri de PKK´nin tabanini olasi gelismelere hazirlamak için son dönemlerde dile getirdigi ulus devlet’ etnik milliyetçilik’ (ne demekse?) karsiti söylemlerde kendisini gösteriyor.
Ama çaresi yok! Siddetin sürüp sürmemesini degil, bu savastan ne kazanip ne kaybettigimizi sadece siyasetçiler olarak degil, bütün bir toplum olarak konusacagimiz günlerdeyiz artik.
Nasildi o söz; bazi insanlari surekli aldatabilirsiniz, hatta herkesi bir süreligine de aldatabilirsiniz, ama herkesi surekli asla aldatamazsiniz!’
Ziya Laçin
