Kürtler ülkedeki sosyolojik gerçekleri iyi okuyamadan, asla basaramazlar
Kendilerine sekülerim, solum diyen siddet yanlisi Kürt yapilanmasi, miadi dolmus Mahir Çayan’in ”devrimci halk savasi” taktikleriyle Kürdistan gibi henüz devrim kosullarin olgunlasmadigi bir yerde, devrimci fantezilerini hayata geçirmeye çalisiyorlar. Siddeti gerekli yöntem bilen Kürt yapilanmasi, bana göre körlük yasiyor. Bu anlamda da kilavuzlari fasist Kemalist rejimin destekçisi, sol olunca, bu kaygilarimiz daha da artiyor. Yasatilan her kanli girisimde bedeli sadece Kürtler ödedi ve her kalkisma sivil insanlara agir bedeller ödetti; sehirler, kasabalar bu siddet sarmalini firsat bilen militarist tavra bürünmüs kana susamis devlet güçlerince yerle bir edildi.
Bu basarisizlikla sonuçlanan amaçsiz kalkismalarin sayisini dahi hatirlamakta zorluk çekiyorum. Nasil olsa bu basarisizliklarin hesabini soran ve sorgulayan bir Kürt kitlesi yok. Hal böyle olunca, bu tür yanlislari gelecek süreç içinde daha çok görecegiz.
21. Yüzyil gerçeklerini atlayarak, TC’yi Demokratiklestirecegiz diye, 20. yüzyil mantigiyla bunu basarabilecekleri saniyorlarsa, basarisiz olacaklarini simdiden söyleye biliriz. Güvendikleri rejim koruyuculuguna bürünmüs sol dinamikleri harekete geçireceklerini düsünmeleri, CHP gibi Kemalizm’i kible gören bir rejim bekçisi partiyle bunu becereceklerini düsünmeleri, bana göre körlüktür. Çünkü fasist rejim degismesin diye direten bir sol anlayis var, bir CHP var. Bu sol anlayis asla bu ülkeyi demokratiklestiremez. Bu sosyolojik bir gerçektir.
Hiç bir zaman ülkede birakin %50 yi, 30’a varan bir halk destegine asla ulasamadilar. Bu iç dinamiklerden yoksun bir yapi bunu nasil becerecek?!
Begenir ya da begenmeyiz bu is yine muhafazakâr kesimin degisip, dönüsmesiyle mümkündür.
Misal veriyorum ki anlasilsin.
Ankara garinda yapilan katliama karsi insanliktan çikarak alkis tutan muhafazakâri, Kürtlere karsi TC. Metropollerin de, kirsalinda, çarsisinda saldiriya kalkisan irkçi bir çizgiye gelmis muhafazakârlari, Alevi’ye, ibadethanelerine karsi saldiriyi, çatismalarda ölen Kürt gençlerinin mezarlarinin tahrip edilmesine dahi alkis tutan irkçilari vs.sini de yine bu burun kivirdigimiz Muhafazakâr demokratlar dönüstürecek ve insani bir çizgiye getirecektir.
Kürtlerin gelisecek demokrasi içinde ulusal taleplerinin hayata geçmesinde de peyder pey bu kesimler rol oynayacak, çevirecek, dönüstürecektir. Çünkü muhafazakâr kesim bu ülkenin ortalama % 60’ini olusturuyor. Bu gerçegi iskaladigimiz da asil yanlisi o zaman yapariz.
Ama bu devasa karsitlik yok edilmeden, minimum bir seviyeye düsürülmeden, bu ülkenin degisim ve dönüsümü mümkün degildir. Bunlarin rizasi olmadan asla ne rejim degisir, ne de demokratik bir yasam.
TC. Solu halktan, tabandan ve çogunluktan yoksundur. Tabi ki ülkenin demokrasilesmesine omuz veren samimi bir kesimde var; ama, bu güç çok zayiftir. Bakmayin paraleli, savas lobilisi ve Kemalist devletçi sermayenin destegine, bunlarin hepsini, seküler sol Kürtler dâhil, bu kutsal (!) ittifakta bulustursalar da buna güçleri yetmez. Çünkü halka inemediler ve her zaman dindarlari, Muhafazakârlari öcü gibi gösterip, karsisina fasist rejimi koyarak onu kurtarici görüp koruma iç güdüsünde debelendiler.
Ben AKP’in maceraperest dis politikasinin yanlislarini, içerideki devasa Kürt sorununu, Alevi ve diger sorunlara karsi ketum davranisini, net bir çözüme destek vermedigini her defasinda, yazmis ve söylemisimdir. Bunu bu pozisyona iten nedenleri, korkulari ve engelleri de beraberinde söylüyorum.
Bunu ayri tutarak, olaylara ve yasanan siyasi sürece yapilan yanlislardan ötürü, bulanik degil, daha net bakmanin biz Kürtler açisindan dogru olacagi kanaatindeyim. Asla kosulsuz AKP’nin yaptiklarina biat eden ve destek sunan biri degilim. Hayatim boyunca hep sorgulayan bir kisilik olarak hayatimi sürdürdüm.
Ortada bir gerçek duruyor. Ülkede ki degisim ve dönüsümün aktörlügü, tabi ki AKP ile sinirli degildir. AKP’nin geldigi yer itibariyle, kutsal devletçi anlayisa siginmasini, degisim kalkismalarinda önüne çikan engeller ve darbe korkusu yüzünden yasadigi korkuya baglarsak, bana göre gerçekçi olur. Bu isaret ettigim sorunlarinda bunda payi var. Ya da bu kati devletçi çocukluk hastaligina kapildi diyelim; ama bu yolu daha ileriye tasiyacak, AKP ve türevlerini eski sekline çevirecek olanda, yine bu yapi ve bunlardan ümit kesen muhafazakâr demokratlar olacaktir.
Bu belirlemeleri bir sürü liberal demokrat, iyi niyetli sol ve muhafazakâr demokratlar da dillendiriyor, bizlerde buna dair öngörülerimizi zaman zaman söylüyoruz. Bu kutsal ittifakin ve Kemalist rejimin bekçiligini yapan birileri dogrulari söyledigimiz ve dillendirdigimiz için bizi AKP’nin yanindaymis gibi iyi niyetsizce suçlayabilirler. Basimiza gelecek tüm riskleri göze alarak diyoruz ki, bu ortada duran gerçeklerle biz Kürtler yüzlesmek ve buna göre pozisyonumuzu belirlemek zorundayiz.
Ama Kürtler bos durmadan kendi örgütlenmeleri yapmali. Kuracaklari partilerin önceligine ulusal statü taleplerini koymalilar. Bundan asla geri adim atmalilar. Bu partilerini kitlesellestirerek rejimin degisimi için çaba sarfetmeliler. Yeni bir anayasada ancak bu yolla degisim ve dönüsüm anlaminda bu güçle söz hakkina sahip olabilirler. TC iktidarina sahip olanlarin ideolojik ve dindar ayrimini yapmadan, rejime karsi duruslarina bakarak, degisime kim destek sunuyorsa, dolayli destek sunmalilar.
Ülkenin basina bela olmus fasist rejiminin korunmasi biz Kürtlerin isi olmamali. Aksine baskalarinin çikarina da olsa, degisim, dönüsüm ve demokrasiyi getirecekse buna köstek olmak yerine, dolayli da olsa destek olmak lazim. Yapilacak yeni bir demokratik anayasa eskisinden kötü olmayacaktir. Çünkü bunu yapacak olurlarsa, kendilerine karsi olan fasist rejimden ötürü, kendi yasam haklarini da zora sokacaklar.
Kürtler yapilacak yeni bir anayasada taraf olmali ve hayata geçmesi için omuz vermeliler. Yoksa beklenen baris ve demokratiklesme trenini Kürtler açisindan kaçmis olacak. Bunca agir bedel yüzünden ikinci bir Treni bekleyecek gücümüz kalmadi. Gelecek olan yeni bir Trende ufukta gözükmüyor. Hemen bugün yarin özgürlüge kavusacagiz diye hayalci degilim. Ama Ayakta yolculuk (!) yapmak zorunda kalacak olsak ta, bu trende biz Kürtler yerimizi almaliyiz. Süreç içinde eziyet çekecek olsak ta, ta ki, varmak istedigimiz yere ve istasyona ulasana kadar sabirla, azimle mücadelemize devam etmeliyiz..
Ilhan Çetin