Kürtlerin dramini önemsizlestirmenin yolu ‘vandalizm’ nedir?
Kisi hangi siyaseti benimsiyorsa, destekliyorsa desteklesin mutlaka elestirmesini de bilmeli. Böylece samimi ve dürüst davranislarin ortaya çikmasina yardimci olmali.
Çünkü elestiri mekanizmasinin islemedigi alanlarda, siyasi hareketliligin hangi kanadinda olursa olsun, yüzü halka dönük olmayan aktörleri zamanla siyasete anonim sirket gözüyle bakacak. Bu bakis açisinin sonucu ister emek cephesinde, ister halklar arasinda, ister inanç gruplari arasinda olsun, toplumun hayatina dayatilan sagliksiz yasam kosullarindaki fonksiyon bozukluklininin derinlesmesi ve sosyal siniflar arasinda açilan uçurumun biraz daha açilmasi seçmende ister istemez siyasi hareketin, yüzünü halka dönderip rota degistirmesi beklentisi yaratacak veya arayislar baslayacak. Ancak yasanan siddetin ruhani gölgesi altinda elestiri mekanizmasi adeta yasaklanmis, bunun yerine lider kültüne baglilik fetisizme dönüsmüs ise, çikar bilincini her zaman öne çikarmayi beceren siyasi hareketlilik, toplumu yönlendirici aygitlarina, argumanlarina ufak ufak ulufe dagitacak ama yüzünü halka döndermeye pek tenezzül etmeyecek. Hatta siyaseti kusatmis sermaye gruplari arasindaki rekabetin yarattigi bereket öyle bir sermaye artisi yaratacak ki siyasi kanatlar arasinda yasanan efelenmeler, dis bilemeler çogunlukla ihale yollu sermaye artisindaki paylasmaya yönelik olmasina ragmen, dayanilan siddet esintili kült formayonunun inayetiyle iki taraf da halki ve güvenlik birimlerini karsi karsiya getirerek olusacak öfke selinin yaratacagi yakip yikicilik sonrasinda efelenmelerin dozu öyle artacak ki karsilikli atismalarla günümüzün moda deyimi (anlamini bilmeden) çok bilmisligi çagristirici VANDAL ve benzeri sözcükler kullanilarak zihin bulanikligi yaratilacak. Olacaklarin ceremesini de sadece halk çekecek.
Oysa isgalci Romalilara karsi tarihi ve hakli bir direnis sergileyen dogu Alman halki Vandallari, bin sekiz yüz yil aradan sonra yakip yikicilikla, barbarlikla eslestirmek, orta Avrupa’nin bu kadim halkina hakaret etmekten baska anlam tasimiyor. Buna karsin Vandal topraklarini isgal edip yagmalayamayan ve maglup olarak çekilmek zorunda kalan Romalilar, kuzey Afrika halki Kartacalilardan bezyüz binden fazla insan katletti. Akabinde Iskenderiye’de kurdurulan arenalarda efendiler eglensin diye binlerce insan aslanlara, kaplanlara, pumalara parçalatildi. Günümüzde, sadece Kürtleri dizayn etmek için arap çöllerinde egitilip palazlandirilan dais denilen barbarligin tarihte tek örnegi peygamber sülalesi Ehli Beyt mensuplarina soy kirim dayatan Muaviye oglu Yezid olmasina ragmen, ne insani ne ahlaki ne de ilahi hiçbir kural tanimayan bu beynelmilel barbarlik neden Yezidizm, haydi olmadi Romaizm olarak tanimlanmiyor da Vandalizm olarak tanimlaniyor?
Bugün Kobani’de kadin-erkek o genç yigitlerin, medeni dünyanin gözleri önünde kendi halkini ikinci bir Halepçe katliamindan korumak için dünyaya gösterdigi destansi kahramanligin tarihte tek örnegi, Vandallarin isgalci Roma ordusuna karsi gösterdigi direnistir. Kal u beladan bu yana tarih, baska örnek gösteremez. Tipik bir Arap ergenekonu olan Dais ise çogu menfaat karsiligi tetikçilik amaçli olmak üzere binlerce masum insani rahatlikla katleden, artik karanliklarda gezinmeye bile tenezzül etmeyen KÜRT ERGENEKONU’nun ikiz olsa bile, bir emsali de Cengiz Han’in, orta Asya Türklerine dayattigi kirim olabilir. Buna ragmen Suriye siniri boyunca Dais’le aç gözlü kirli bir ekonomik ittifakin gelistigini sagir sultan biliyor. Bu aç gözlü kirlilik o kadar boyutlandi ki siyasetin bir çok kanadina bulasip silah ve mühimmat geçislerini kolaylastirdi ve mesrulastirdi. Sengal ve Kobani’de Kürtlere dayatilmak istenen bu kirim bir devlet politikasina dönüsüp yasanan zulüm kikirdenmelere neden oluyorsa, dilergim akrep sürüsünü ülkenin koynuna almayi çagristirmasin. Unutulmasin ki Talibanla sinirdas Pakistan’in durumu hiç iç açici degil.
Dais denilen çetelerin ilk hedefinin hem dinsel, hem ulusal degerlere bagli iken Yahudi, Ermeni, Süryani, Ezidi, Türkmen ve diger halklara yaklasimi hep insani ve ahlaki olmus, orta doguda radikal islam sekline bürünmüs baas irkçiligina karsi Iskandinav tipi adil bir düzenle bu fetisist sentezci yapilanmayi sarsan Güney Kürdistan yönetimi ve dünyada eli hergün biraz daha güçlenen sayin Mesut Berzani’nin kisiliginde sadece Kürtler olmasi medeni dünyayi artik düsündürmeli. Dais sekline bürünmüs baasin gücü hakliligindan gelmiyor, orta doguya dayattigi zorbaligindan gelmektedir. Bilindigi gibi dais barbarligi Kürtleri islam olmaya bile layik görmüyor. Bu anlamda önemli bir sorumluluk da günümüzde peygamber vekili islam ulemasina düsüyor. Cenab-i Hak Kur’an i Kerim’de olumsuzluklara karsi ‘Tef eluhu'(onlari uyar) diyerek Hz. Peygamber’e emrediyor.
Kuzey Kürtleri ise son zamanlarda yasanan bütün provokasyonlara, talihsizlilklere ragmen rivayetler istendigi kadar muhtelif olsun, orta doguya da yeni bir bakis getirecek baris sürecine odaklanmali. Sürecin yasamsal degerinin hergün biraz daha belirginlestigi iki yillik zaman diliminde küçük ve orta ölçekli bile olsa süreci sekteye ugratacak, akabinde süreci bitirici nedenler yaratacak provokasyonlara karsi bütün olusumlar üzerlerine düseni yapmislar, ayni olgunlukla varliklarini duyumsatmalilar. Kürtler, artik günümüzde bir topluluga farkli muamele yapip demokratik haklarindan yoksun birakmakla barisa ulasilamayacagi bilincine de varmislar. Bu olumlu süreçin en büyük kazanimi, zaten toplumun her kesimi arasinda uzlasi saglayici yapi taslari diziminin önemini ögretiyor olmasidir. . Birakalim, medeni, insani, ahlaki ölçüler dahilinde herhes siyasetini yapsin. Önemlisi her kesimin dogrulari vardir. Ancak dogrular bütünü olusturularak yasanan acilari, , kirlilikleri örtücü ama romantik dayatimlari öne çikariciligin önü tikanir, Kürt seçmeni artik kendi içinde bariçil sonuçlar dogurmayan, Kürtlerin dramini, ulusal, demokratik ve yasamsal haklarini önemsizlestiren yapilanmalari sandik basinda red etmesini de bilmeli ki her tür provokasyona açik sokak oligarsisi prim yapmasin.
Baris sokakta saglanir. Masa basinda servet ve siyaset arasinda gidip gelmelerle degil.
ALI KIZILAY
Emekli Ögretmen-YAZAR
Ali Kizilay