Kürtlerle ‘sifir’ sorun mu?
Türkiye , Kürtlerle ilgili içeride ve disarida ayni reflekse sahip. Bazi konularda yol alinmasina ragmen belli yaklasimlar hiç degismiyor. Kendi Kürt sorununu çözemeyen Türkiye , etrafindaki gelismelere de ayni perspektiften bakiyor, ayni söylemle yaklasiyor: Tehdit ediyor, kirmizi çizgiler çiziyor, önyargisini yenemiyor. Bu açidan Suriyeli Kürtlere yaklasim da benzerlik tasiyor. Suriyeli Kürtler ‘ayaklarini denk almasi’ konusunda uyariliyor, Barzani’ye müdahale etmesi için ‘mesaj’ veriliyor. Barzani’nin tek basina Suriyeli Kürtler üzerinde belli bir yere kadar inisiyatif kullanacagini bilmesine ragmen, kendisiyle ilgili bir durumu Barzani’nin çözmesi gerektigi fikrini yaymaya çalisiyor. Oysa Barzani’nin PKK dahil olmak üzere Kürtlere karsi silah kullanmayacagi biliniyor.Ankara ‘nin en basta Suriye Kürtleriyle masaya oturmasi gerekirken, aliskin oldugu üzere, önce ‘tehdit’ mekanizmasini harekete geçirdi ve ardindan Erbil’de Kürt temsilcilerle bulustu.
Suriyeli Kürtler ne ister?
Suriye meselesine dogrudan müdahil olan, Suriye Ulusal Konseyi’ni örgütleyen, barindiran ve hatta yön veren Türkiye , bu olusuma Suriyeli Kürtleri dahil etmek için hiç çaba göstermemisti. Türkiye , Suriye’de Esad sonrasi yapilanmada özerk bir Kürt bölgesinin olacaginin bilinmesine ragmen kamuoyunun tepkisinden kaçinmak için Suriye Kürtlerini PKKile bagi oldugu söylenen PYD üzerinden görmeye çalisti ve diger gruplari da görmezden geldi. Ankara ‘nin Kürtlerin Suriye’de kazandigi pozisyondan dolayi yasadigi saskinlik, inandirici degildi. Ankara Suriyeli muhalifleri örgütlemeye baslamasindan bu yana üzerindeki ‘Sünni’ etiketi bir türlü atamadi; kendisi kabul etmese bile algisinin böyle oldugu biliniyor. Bu durum Kürt muhaliflere göre ileride de kendini gösterecek. Çünkü, Suriye muhalefeti Sünni ya da Nusayri, Hiristiyan ya da Dürzi sonuçta hepsi Arap. Suriyeli Kürtler iseIrak ‘taki gibi Araplarla birlikte ama yanyana yasama taraftari. Yani, Suriye muhalefetinin Arap etkisinden rahatsizlar. Yeni Suriye’de otonominin hayata geçmesi de kuvvetle muhtemel. Türkiye ‘nin bunun önünde durmasi, engellemeye çalismasi da mümkün degil. Nitekim Erbil’de Suriye Kürtleriyle görüsmelerden sonra Suriye halkinin kendi belirledigi yönetim biçimine saygi gösterileceginin söylenmesi önemli. Kamuoyunun önünde ‘bu tür durumlara izin verilmeyeceginin söylenmesi ise’ zevahiri kurtarma amaçli.
Erbil’i merkez olarak seçen ve yogun toplanti ve görüsme trafiginde olan Suriyeli Kürtler, Türkiye ‘nin kendilerini görmezden gelmesi ve tüm Suriye Kürtlerini PKK parantezinde ele almasindan rahatsiz. Çünkü Ankara , çogunlugu Türkiyekökenli olan 1920’lerde Türkiye ‘den kaçmak ya da göç etmek zorunda kalan Suriye Kürtleriyle Erbil bulusmasina kadar bir baglanti kurmamisti.
Erbil’de Davutoglu-Barzani görüsmesinde siddet içeren örgüt ve tavirlara karsi ortak hareket edilmesi karari alinirken, Suriyeli Kürtlerle de görüsüldü. Bu adim önemli bir baslangiç ama tabii ki devamina bakmak gerekir. Çünkü Davutoglu sadece Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (SKUK) bir kanadiyla bir araya geldi. Diger kanadini olusturan PYD, Türkiye ‘ye karsi hiçbir düsmanlik beslemedigini açiklamasina ragmen, beklendigi gibi kaale alinmadi. SKUK’u olusturan Kürt gruplarin tabanda, PYD’nin ise silahta gücü biliniyor. Muhaliflerin bir diger çekincesi ise Özgür Suriye Ordusu denilen ama Nusayri ve Hiristiyanlara karsi rövansist mesajlar veren yapinin Kürtlere karsi da kullanilabilecegi korkusu. Bu nedenle PYD’nin silahli gücü bir garanti olarak görülüyor.
Ama Erbil’de hem Irakli hem de Suriyeli Kürtlerin genel kanisi,Türkiye ‘nin gelecekte komsuluk yapacagi insanlarla bugünün ‘düsmanligini’ degil, 3-5 yil sonrasinin dostlugunu düsünmek zorunda oldugu. Üstelik bu insanlar, Türkiye Cumhuriyetivatandasi Kürtlerin akrabalari. Ama tabii ki söylenen Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözemedigi oranda etrafi ile iliski kurmasinin zorlastigi ve diger Kürtlerlere de hep tehdit olarak baktigi. Yani sorun çevrede degil, Türkiye ‘nin içinde. Konustugumuz birçok Suriyeli Kürt, ‘büyük, kendine güvenli’ bir ülke olarak Türkiye ‘nin kendileriyle iliski kurmakta geciktigini söylüyor. Hatta SUK’un içine girmeleri konusundaTürkiye ‘nin çaba göstermesini istiyorlar. Yani Türkiye ‘deki tehdit algisi onlarda yok. Baas rejiminden kurtulan Kürtlerin Esad sonrasi herhangi bir ‘mezhebi Baasciliga’ evet demeyecegi ama Türkiye ile de gerginlik yasamak istemedikleri görülüyor. Bölgede PKK etkisini kabul ediyorlar ama ‘Tüm Suriye Kürtleri PKK demek degildir’ diyorlar.
Kirmizi çizgilerin azizligi
Atilan adim önemli ama devaminin gelmesi gerekiyor. Bu bir yaniyla Barzani tarafindan yürütülecek, diger taraftan Türkiye. Tabii ki Suriye’ye böylesine angaje olmus bir Türkiye ‘nin gücü ve enerjisi farkli iliski düzeylerine yeterse. Çünkü Suriyeli Kürtlerle ‘Sünnilik’ üzerinden degil ‘etnik’ kimlik üzerinden ortak dil tutturmak gerekiyor, diger tüm Kürtlerle oldugu gibi.
Türkiye ‘nin Suriyeli Kürtlerle ilgili kirmizi çizgisi, PKK ‘nin herhangi bir saldirisi ya da hasmane tutumu. 2003’ten farkli olarak Suriye Kürtlerinin federal bir yapiya kavusmasina simdilik pek ses çikarilmiyor. 2003’te ise hem Irakli Kürtlerin böyle bir yapisi kabul edilmiyor hem de Türkmen çikarlarina en küçük bir zarar gelmesi istenmiyordu. Bu çizgiler soldu.Türkiye , Türkmenleri ‘yaniltti’. Üstelik Disisleri Bakani Davutoglu, 75 yil sonra Kerkük’e giden ilk disisleri bakani olma sifatini elde ederken, Türkmenler açisindan bu ziyaret düsük profilli ve biraz da ‘habersiz’ yapilmis olarak degerlendirildi.Türkiye ‘evet sizin yaninizdayiz ama diger gruplar kadar’ demeye getirdi. Tam da bu ziyarete denk gelen bir dönemde simdiye kadar varliklarindan haberdar bile olunmayan, isimleri pek geçmeyen Suriye’deki Türkmenlerin hatirlanmis olmasi da manidar. Suriye Türkmenlerinin silahli gücünün Türkiyetarafindan örgütlendigi haberleri geliyor. Tüm bunlari bir araya getirince o iddiali kirmizi çizgilerin bir süre sonra soldugu, reel politikada ‘kullanim’ degeri düsenlerin devre disi birakildigi görülüyor.
Suriyeli Kürtler artik ülkenin gelecegindeki öznelerden biri.Türkiye ‘nin bunu bilerek, tabii ki siddet eylemlerine izin vermeden, bugünü degil yarini düsünerek, komsuluk ve dostluk temelli iliskiyi kurmasi gerekiyor.
Türkiye ‘nin son dönemde, her seye ragmen en olumlu, tutarli politikasi Irak Kürdistan’ina yönelik. Erbil; Sam, Bagdat, Tahran ile karsilastirildiginda Türkiye ‘nin komsularina göre en az sorun yasadigi bölge. Bu ileriye, Suriye Kürtlerine yönelik de bir ipucu olabilir mi?
METE ÇUBUKÇU: NTV
Mete Çubukçu