Kutuplasma üzerine bir muhasebe
Kutuplasmis toplumsal yapimizin muhasebesini yapiyoruz bu günlerde Neden kutuplasiyoruz, nasil kutuplasiyoruz ve bunun faturasini nasil ödüyoruz? Pek çok kez, kutuplasmanin AK Parti iktidariyla ortaya çiktigi yolundaki söylemlere itiraz ettim, çünkü öyle degildi. Cumhuriyetin kurulusundan beri, kutbun seküler tarafi yukarida, muhafazakâr tarafi asagidaydi, tahterevallinin iki ucu gibi; asagida olanlar isin talihsizliginin farkindayken, yukaridakiler için hava hostu, onlari yukarida tutan her sey normal ve âdildi, düzenin böyle devam etmesi gerekiyordu. Ama olmadi, düzen (kismen) degisti; asagidakiler yukari çikinca, yukaridakiler asagiya düstü. Tabii o zaman anlasildi ki, bu asagida olma hali hiç normal degilmis, hele hele bir zamanlar yukarida olanlarin asagi düsmesi onlara daha da korkunç geldi. Bu yüzden biraz empati yaparak eski günahlara tövbe etmek, hatâlari tamir edici bir tutum takinmak ve rasyonel bir muhalefet politikasi üretmek yerine, simarik, kibirli, öfkeli bir intikamcilikla, eski statüko güçlerine ve Batidaki dostlara da güvenilerek, toptan karalayici, yikici, istemezükçü bir dil ve üslupla muhalefet üretildi. Sonuç ortada Tahterevalli bir türlü dengeye gelemedi; kutuplar arasindaki açi bir türlü düzelmedi, acilarimiz ve öfkelerimiz dinmedi, sosyal medya arenasindaki kanli güreslerimiz devam ediyor.
Reina’daki saldirinin bir ‘yasam tarzi’ saldirisi oldugu ve siradan Müslümanlarin, Diyanetin ve hükümetin bu saldiridan sorumlu oldugu iddialari da toptanci maalesef. Bu iddialarda bulunanlar, ISID’in sadece sekülerlerin degil, pek çok kendi halinde dindar insanin da kanini dondurdugunun farkinda degiller mi acaba? Üstelik Diyanetin yilbasi kutlamalari hakkinda, iddia edildigi gibi kiskirtici bir hutbesi de yok. Ama meselâ Noel Babanin basina silah dayayan gençlerin o eylemi neden medyada kendisine yer buldu? Haydi medya sorumsuz davrandi; neden adalet mekanizmasi devreye girip de düpedüz nefret suçu sayilabilecek böyle bir eylemi âninda cezalandirma girisiminde bulunmadi? Neden bir hükümet yetkilisi, böyle bir görüntüyü önemli sayip, reddedici, uyarici ve tel’in edici bir açiklama yapmadi? Ya o sisme Noel Baba biçaklamalari, yumruklama pankartlari? Bunlar bence düpedüz suç. Ama bakiyoruz, Barbaros Sansal’i âninda Kibris’tan sinir disi ettiren, aprona militan sokup hukuktan önce cezalandirmaya yeltenen ve hemen hapse gönderen bir irade, Noel Babanin sahsinda onu sevenlere yapilan saygisizliga ayni serilikle ve ayni kararlilikla müdahale etmiyor. Bu bir ayrimcilik degil mi? O yüzden ‘yasam tarzi’ tartismalari da temelsiz degil.
Sayin Cumhurbaskani bu tartismalarin ucunun kendisine dokunmus olmasindan rahatsiz ki, muhtarlar toplantisinda, kendisinin bazi açiklamalarinin kisisel görüs beyani oldugunu, hukuki anlamda bir ayrimcilik yapmadiklarini israrla belirtme ihtiyaci duydu. Ancak, unutmus göründügü bir sey var: Kendisi etkisi sinirli bir muhalefet lideri degil; her seye müdahale eden partili bir cumhurbaskani. Henüz hukuken bu konum taninmis olmasa da fiiliyatta bunun böyle oldugunu hepimiz biliyoruz. Böyle bir durumda, kisisel görüs beyani bile, bürokratik kurumlar ya da siradan vatandaslar tarafindan bir yönlendirme gibi algilanabilir, nitekim algilaniyor da Bu yüzden, kendisi bu tür beyanlarda bulundugunda, bazi yurttaslar da kendilerini ve yasam tarzlarini tehdit altinda görebiliyor.
AB’den ümidimizi kestigimiz günden beri toplumsal yasamimizda uzlasma, demokratiklesme ve özgürlesme iddialarindan vazgeçtik. ‘Bizi AB’ye almazlarsa Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterleri deyip yola devam ederiz!’ diyen irade, dedigini yapamadi maalesef. Ya da ironik bir biçimde söylersek, Ankara kriterleri dedi sonunda, ama o Ankara ile kastedilen bu Ankara degildi; tam tersine bir seydi. Ne oldu; basladigimiz noktaya önce yavas yavas, simdilerde daha hizli bir sekilde bir geri dönüs süreci yasadik, yasiyoruz
AK Parti geçmisin acilari üzerine kuruldu, bu acilari tedavi etmek ve bir daha yasanmasini engellemek için yola çikti, bu yüzden de büyük bir destek aldi. Iktidar olup da henüz yeterince muktedir olamadigi dönemlerde, çok cesur hamleler yapti demokratiklesme adina Ama bu iradeyi devam ettiremedi. Ülke disindaki odaklarin yani sira FETÖ’cü yapilanma, eski devletçi klikler, istemezükçüler bu iradenin önündeki dis engeller ise, AK Partinin çogulcu yapisinin kirilmasi da en büyük iç engel oldu bana göre.
Kutuplasma siyaseti geçmiste bizi ne kadar yaraladiysa, bugün de o kadar yaraliyor, parçaliyor, birbirimize düsman ediyor. Bu konuda yapilan yanlislara son vermek, toplumsal baris ve uzlasmayi saglayici, onarici politikalara dönüs yapmak öncelikle iktidarin sorumlulugunda. Muhalefet de üzerine düseni yaparsa, geçmisteki hatalardan gerçekten ders almis ve böylece daha güçlenmis olarak yolumuza devam etme sansi yakalayabiliriz.
——————————————————-
Serbestiyet-5 Ocak
Hidayet-S. Tuksal