Makale

Masala kendileri de inanmiyor ya

AKP yönetimi, Cumhuriyet tarihinin en büyük rüsvet ve yolsuzluk sorusturmasini, hükümete yönelik olarak ABD ve Israil tarafindan tasarlanan ve ‘Fethullahçi paralel devlet,’ yani Fethullah Gülen’den talimat alan yargi ve emniyet mensuplari tarafindan uygulanan bir kumpas, bir darbe girisimi oldugu iddiasiyla bastirma, örtbas etme çabasinda.

Çaba bir yandan Hocaefendi’ye ve Hizmet hareketine yönelik akla gelebilecek en çirkin hakaretlerle, öte yandan yargiyi Adalet Bakani emrine verme çalismasiyla sürdürülüyor. Ne var ki, ‘paralel devlet’ masalinin rüsvetçilerden gerçek darbecilere, muhtelif suçlardan mahkum olan hemen herkesin aklanmak için sigindigi bir bahane oldugu giderek açiklik kazaniyor. Önce Basbakan’in çok güvendigi MIT’in 17 Aralik’ta Istanbul Cumhuriyet Bassavciligi bünyesinde baslatilan operasyondan 8 ay önce, 18 Nisan 2013’te hazirladigi üç sayfalik raporda, tutuklanan isadami Reza Zarrab’in bazi bakanlarla iliskisi üzerinde duruldugu ve raporun sonuç bölümünde ‘bakanlarin Zarrab ile iliskisi ortaya çikarsa, bu durumun hükümet aleyhine kullanilabilecegi’ konusunda bizzat Basbakan’i uyardigi ortaya çikti. (Bkz: Arzu Yildiz, T24, 5 Ocak)

Simdi de, ‘paralel devlet’e dair ileri sürülen yegane ‘delil’ fos çikacaga benziyor. Basbakan Yardimcisi Mehmet Ali Sahin, bir Yargitay üyesinin Gülen’den talimat aldigini iddia etmis ve bu iddiasini kapali zarfla Yargitay’a iletmisti. Cumhuriyet gazetesi de, söz konusu ‘Yargitay imami’nin Adalet Akademisi Baskani Hüseyin Yildirim oldugunu yazdi. (28 Ocak) Yildirim bu iftira hakkinda tüm yasal yollara basvuracagini açikladi; Hürriyet gazetesine de Gülen’le hayatinda hiç görüsmedigini, hakkindaki iddialarin hükümetin HSYK’yi denetimi altina alma çabasina zemin hazirlamak için ortaya atildigini söyledi. (T24, 29 Ocak)

‘Paralel devlet’ masalina bizzat hükümet üyelerinin de inanmakta güçlük çektigi görülmekte. Nitekim, Gümrük ve Ticaret Bakani Hayati Yazici, ‘paralel devlet’ iddialarini ‘çok gerçekçi bulmadigini… iddialarin kanit ve belgelerle ortaya çikmasi’ gerektigini söyledi. (Zaman, 26 Ocak) Ben Basbakan Yardimcisi Bülent Arinç’in da ‘paralel devlet’ iddiasina ikna olmadigi izlenimindeyim. Arinç, Bursa’daki bir yerel televizyona konusurken önce sunlari söyledi: ‘Cemaatin basinda oldugu söylenen muhterem kisiye de bir sözümüz yok. Bütün dünyaya kucak açmis insanlarin bir tanesine bile bir fiske vuramayiz…’ Bu sözlere inanmak gerekirse, bir defa Arinç’in Basbakan’in Hocaefendi için söyledigi ‘Yalanci peygamber, sahte veli, içi bos alim müsveddesi…’ sözlerini benimsemedigine hükmetmek gerekir. Arinç daha sonra, cemaatin degil bazi mensuplarinin hükümete darbe yapmaya çalistiklarini ima ediyor ve, kimlerse, onlara sesleniyor: ‘Bizim bu hükümetle hiçbir derdimiz yok, demeliler. Bugüne kadar söylemediler. Hükümeti yikmak, yipratmak, yerine baskasini getirmek gibi bir düsüncemiz yok. Bizim içimizde yanlis yapanlarla irtibati kesiyoruz dersen bu sorun bir günde biter…’ (26 Ocak)

Anlayamadim. Basbakan’a göre bu kimseler ‘paralel devlet, gözü dönmüs Hashasiler, örgüt, çete…’ degil mi? Basbakan ‘inlerine inecegiz, köklerini kaziyacagiz, ocaklarini söndürecegiz’ demedi mi? Eger varsa böyle bir ‘paralel devlet’ yakalanip, yargilanmasi sart degil midir? Nasil olur da ‘hükümetle derdimiz yok’ derlerse ‘sorun bir günde biter’? Ama anliyorum Sayin Arinç, gerçekte siz de bu palavraya inanmiyorsunuz. Oysa ben sizin ‘özgül agirliginiz’ oldugunu; partinizin ‘vicdani’ oldugunuzu saniyordum. Yanilmisim.

————————————————————-

Zaman-30 Ocak

Sahin Alpay

Back to top button