Makale

NATO Zirvesi: Türkiye Ile Bati Arasindaki Makas Açiliyor mu?

Galler’de gerçeklestirilen NATO Zirvesi Türk basinina daha çok magazin yönüyle ve Gülen’in iadesi talebiyle kamuoyuna yansidi… Bazi gazeteler ise Cumhurbaskani Erdogan’a zirvede çok büyük ilgi gösterildigini, aksam yemeginde ABD Baskani Obama ile yan yana oturdugunu, evsahibi Ingiltere Basbakani David Cameron ile çok sicak sohbetler ettigini vs. yazdilar.

Hükümete yakin medya kuruluslari NATO Zirvesi’nde Cumhurbaskanina gösterilen ilgiyi Türkiye’nin dünyada yalniz kalmadigi görüsünü ispat etmek için kullandilar denebilir… Diger taraftan Hükümet karsiti cenah, Obama’nin 15 ay sonra ilk kez Erdogan ile görüstügünü vs. ifade ederek ve Bati ile Türkiye arasindaki anlasmazliklara vurgu yaparak AK Parti’nin disarida da dislandigi havasini vermeye çalistilar…

Övgü ve sövgü orkestralarini bir yana birakip, konuya daha teknik ve sogukkanli bir sekilde yaklastigimizda ise zirvenin Türkiye için zor geçtigini, önümüzdeki günlerde Türkiye’yi dis iliskilerde ciddi sorunlarin bekledigini görebiliyoruz…

TARAFLARIN TEHDIT ALGISI FARKLI

Türkiye’yi NATO ittifak sisteminde zor günler bekliyor, çünkü NATO Türkiye’nin degil, Bati’nin güvenlik sorunlarina öncelik veriyor… Türkiye’nin tehdit algilari ve çözüm beklentileri ile NATO’nun çekirdegini olusturan ABD ve AB üyelerinin beklenti ve algilari arasindaki fark her geçen gün genisliyor. Bu makas sadece ISID konusunda degil, Rusya sorununda da ayni sekilde büyüyor…

Belki de bu nedenle Türk heyetinin tüm görüsmelerinde belli bir rahatsizlik hissettim. Bu rahatsizlik karsi taraftan çok Türk heyetinin kendisinde vardi. Bu da dogaldi, çünkü NATO’nun her iki alandaki stratejisinde de Türkiye belirleyici olamadi. Daha dogrusu her iki alanda da belirleyici NATO’dan ziyade birkaç ülkenin kendi aralarindaki paslasmalari oldu…

ISID’E KARSI TÜRKIYE’YE ‘SESSIZ ROL’

Bu baslik aslinda bana ait degil. ‘Sessiz rol’, zirveden sonra Türkiye’ye NATO tarafindan biçilen rol için bazi gazetelerde kullanilan sifatti… Dogrusunu isterseniz ‘sessiz rol’ derken neyin kastedildigini tam olarak anlayamadim. Tahminim Türkiye’nin islere fazlaca karismamasi, islere müdahale etmekten ziyade çok fazla gürültü yapmadan yardimci olmasi…

Türkiye, ISID ve Suriye-Irak konularinda pek çok açidan iki arada bir derede kaliyor. ISID’in yöntemlerini onaylamiyor, ancak Bagdat ve Sam yönetiminin Sünnilere dönük ayrimci ve etnik temizlik-vari politikalari Ankara’nin aklini karistiriyor… ISID’in sadece dinci bir örgüt olmadigini, ayni zamanda Sünni asiretleri ve Sünnici dini gruplari da bünyesinde topladigini bilen bazi Türk yöneticilere göre ISID öyle veya böyle bir dengenin olusmasina da neden oluyor…

Türkiye’ye göre ISID’i de, bölgedeki mezhepsel bölünmeyi de ortaya çikaran Bagdat ve Sam’in kabul edilemez politikalari. Bu nedenle Ankara Hükümeti Bati’dan bu iki baskenti dizginlemesini ve ilimli gruplari desteklemesini bekliyor…

Meseleye Washington, Londra veya Berlin’den baktiginizda ise Türkiye’nin kaygilarini hiç kimse paylasmiyor… Bati’ya göre Esad ve Bagdat Yönetimi’nin mezhepçi/ayrimci hatalari en önemli tehditler degil… Bati’dan baktiginizda asil tehlike asiri dinci Sünni ve Vahabi gruplar…

Bati medyasinda hemen her gün bogaz kesen Müslüman hikâyeleri anlatiliyor. Iki ABD’li gazetecinin yine bogazi kesilerek öldürülmesi, üstelik cinayeti yine bir beyazin, din degistirmis Londrali bir Ingilizin gerçeklestirmis olmasi dehsetin boyutlarini arttiriyor. Bati kamuoyu ISID tehlikesini kendi sokaklarinda hissediyor. Bu ülkelerdeki milyonlarca Müslümanin bir gecede bogaz kesen katillere dönecegi duygusu topluma adeta pompalaniyor.

Bati’yi dehsete düsüren bir diger gelisme ise ISID’in bölgedeki Hristiyanlara dönük etnik temizlik ve toplu iskence yöntemleri.

Bu tablo içinde ABD ve AB için Besar Esad ile Özgür Suriye Ordusu arasindaki mücadele anlamini kaybediyor. Bati, Irak ve Suriye’de adalet aramiyor, öz çikarlarini savunmaya çalisiyor. Müslümanlarin birbirlerini yok etmelerinde bir sakinca görülmüyor, tam tersine böylesine bir iç çekisme Bati için faydali bile bulunuyor.

Kisacasi, Türkiye ile NATO’nun diger üyeleri bölgeye ayni kaygilar ile bakmiyorlar… Buna bir de Türkiye ile Bati arasinda bozulan iliskileri eklemek gerekir.

BATI TÜRKIYE’YE GÜVENMIYOR, TÜRKIYE DE BATI’YA

Son çikan haberlere göre ABD, Almanya ve Ingiltere istihbarat servisleri Türkiye’yi gizlice dinliyorlar… Üstelik bu haberler ortaya çikmis olmasina ragmen saydigimiz ülkelerden biri dahi Türkiye’de özür dilemedi…

Elbette güçlü istihbarat birimleri diger devletleri dost da olsa dinler. Bunda sasacak bir sey yoktur. Ancak bu tür faaliyetler gizlice olur ve ortaya çiktiginda mutlaka özür dilenir, bir daha olmayacagi yönünde teminatlar verilir… En azindan kamuoyu önünde dinlenen ülke utandirilmaz. Oysa Alman yetkililer özürü bir yana birakin, Türkiye üzerinde casusluk faaliyetlerinin son derece dogal oldugunu, bundan sonra da dinlemeye devam edeceklerini belirtiler. Almanya Basbakani Merkel Türkiye’yi dost ülke olarak görmedigini açikça ifade etti. Üstelik bu dinlemelerde ABD ve Almanya’nin gerekçe olarak ‘Türkiye’nin ISID konusundaki ikili tavri’ni gerekçe olarak gördükleri basina yansidi…

Hükümet çevreleri ne derse desin, Bati’da Türkiye’nin ISID’e karsi nispeten hosgörüyle baktigi, faaliyetlerine kolaylik sagladigi düsüncesi belli çevrelerde mevcut. Hatta içeride dahi bu yönde haber ve yorumlara sikça rastliyoruz. Bu da Türkiye’yi ISID konusunda güvenilir bir ortak yapmayan nedenler arasinda görülüyor… Hükümet bu tabloyu kirmaya dönük hamleler yapsa da algilarin kolay kolay degismeyecegi açik. Üstelik Hükümet, ISID’e karsi çesitli nedenlerden dolayi (49 rehine gibi) dogrudan ve kesin bir tavir da almakta zorlaniyor… Hal böyle olunca bölgede Türkiye’ye ‘sessiz rol’ verilmesini anlamak zor olmuyor…

KÜRTLER SILAHLANDIRILIYOR

Isin aslina bakacak olursak bu rol NATO Zirvesi’nde çizilmis de degil. Bati, stratejisini NATO Zirvesi’ne birakmis degildi. Çok daha önceden bazi kararlar alindi, uygulamaya dahi geçildi. Örnegin ISID Bahanesiyle Kürtler silahlandirilmaya baslandi. ABD, Ingiltere, Almanya ve diger bazi Batili ülkelerin Kürt Bölgesi’ni silahlandirmasi tesadüf sayilabilir mi? Üstelik bu hamle nedeniyle Türkiye’ye danisilmadi dahi…

Bazilari diyebilir ki ‘ABD, Barzani’yi silahlandirmak için neden Türkiye’ye danissin?’… Dogru, burada yasal bir zorunluluk yok, ancak ayni ittifakin üyeleri, müttefikinin komsusunu silahlandirirken nezaketen de olsa müttefikine bir kez olsun sorar. Oysa ABD, Türkiye’ye Barzani’yi sormadigi gibi su siralar PKK’nin silahlandirilmasinin dahi yolu yapiliyor. Hatta PKK’nin terör örgütleri listelerinden çikmasi dahi hararetli bir sekilde tartisiliyor. Dahasi bu tartismalar devlete yakin etkili mahfillerce tesvik ediliyor.

Bati’nin ISID stratejisi az çok belli. Hava saldirilari ve istihbarat paylasimi devam edecek… Bu süreçte ABD hem Iran’la, hem de Suriye ile, yani Esad’la isbirligi yapiyor. Ayni sekilde Türkiye’nin arasinin çok kötü oldugu Bagdat yönetimine ABD ve Iran destegi sürüyor. Türkiye ise çaresiz bu isbirliklerini izlemek zorunda kaliyor ve ‘silahlari Bagdat’a vermeyin’ veya ‘silahlar PKK’ya ulasmamali’ türünden serzenislerde bulunuyor. Ancak bu serzenislerin çok da dikkate alinmadigini görebiliyoruz…

Mevcut sartlar altinda Türkiye’nin manevra alani çok genis degil. Türkiye’ye soru soran da zaten çok degil… Türkiye’den beklenen neredeyse sorgulamadan destek vermesi…

Buna ragmen Türkiye, ISID’e karsi Bati ile isbirligini sürdürüyor, çünkü ‘dinci ve terörist destekçisi’ etiketini yemek istemiyor. Nitekim son 7 ay boyunca ABD ve AB ülkelerinin verdigi listelere dayanarak 6 yabancinin yurda girisi yasaklanmis durumda. Ayni listelere dayanarak sinir disi edilen yabanci sayisi ise 1.000’i geçiyor…

Bati, Türkiye’den Suriye ve Irak sinirlarini daha siki kontrol etmesini istiyor. Buna siz bir tür ‘karakol görevi’ de diyebilirsiniz. Türkiye ise iliskileri bozmamak pahasina bu görevi ‘sessizce uyguluyor’. Ancak içi rahat degil…

TÜRKIYESIZ OLMAZ

ABD Baskani Obama, önceki gün ISID’e karsi mücadeleye Türkiye gibi Sünni ülkelerin de müdahil olmasi gerektigini açikladi. Bu açiklama bir yönüyle sert bir elestiriyi de içinde barindiriyor aslinda. Obama, ‘Türkiye, BAE ve Suudi Arabistan neden pasif kaliyor’ demeye getiriyor. Buna ragmen ABD, Sünniler olmadan ISID’le mücadelenin zorlugunun farkinda. Bu nedenle Ankara’yi 8 Eylül’de ziyaret eden ABD Savunma Bakani Hagel, “Türkiye olmadan olmaz” dedi. Hagel, toplanti sonrasinda ise sunlari söyledi: “Bazi roller oynamak istiyorlar. Spesifik roller. Bunlari yerine getirecekler”…

Yani Türkiye’ye ne yapip edip bu meselede olabildigince genis bir rol oynatacaklar…

Öte yandan ABD’nin zorladigi gönüllüler gücü’ne katilmasi ve ön planda yer almasi halinde Türkiye’yi ISID’in dogrudan hedefi olmak gibi riskler de bekliyor… Türkiye, ISID’e karsi kurulan mekanizmada pasif roller aldiginda bile ISID’in tehdidi altinda kalabilir. Incirlik Hava Üssü’nü kullandirmak veya ISID’e karsi daha aktif bir katilim halinde ise Türkiye ile ISID dogrudan çatisan taraflara dönebilir.

Kisacasi Türkiye’ye, bölgede çok da benimsemedigi bir rol dayatiliyor.

RUSYA’YA KARSI DA SESSIZ ROL

Bati, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna sorunundaki rolünden de çok mutlu degil. Türkiye, Rusya’nin Kirim’i ilhakindan ve Ukrayna’ya müdahalelerinden rahatsiz aslinda, ancak tepkisi Bati’ninki kadar sert degil. Diger taraftan ABD ve AB aldiklari müeyyide kararlarinin etkili olabilmesi için Türkiye’yi de yanlarinda görmek istiyorlar.

Bati ile Rusya arasindaki soguk savas sertlesirse Türkiye Bati politikalarinin altini oyan ülke konumuna düsecektir… Bati, Türkiye’den ISID’e karsi oldugu gibi Rusya’ya karsi da daha net ve sert bir tutum bekliyor…

Dedigimiz gibi, Türkiye ise her iki rolü de benimsemiyor, fakat bunu açikça ilan da edemiyor… Dolayisiyla taraflar arasindaki makas her geçen gün açilacaktir ve Türkiye tercih yapmak zorunda birakilacaktir…

Basa dönecek olur isek, NATO Zirvesi Türkiye için zor geçti, ama maalesef daha zorlu seçimler önümüzdeki dönemde geliyor…

—————————————–

Internet Haber-9 Eylül

Sedat Laçiner

Back to top button