Ne ihtiyati, bildigin telas
Allahaskina birisi anlatsin bana.
Yillardir bu savastan yakinmayan birini görmedim.
Simdi ilk kez bir hükümet, üstelik de seçimlerin arifesinde, Imrali ile çatismalarin sonlanmasi için açiktan müzakere yürütüyor.
PKK silahli mücadeleyi tirmandirip ‘kaybettikçe’ yükseldigini gören ve diyalogdan baska yolu olmadigini anlayan Öcalan da istekli.
Halkta da infial falan yok. Az önce ajansa Sehit Aileleri Dernegi Adana Subesi’nin su açiklamasi düstü: ‘Bu görüsmeleri istemeyenin vatandasligindan süphe ederim.’
Peki, arkadaslar, yillardir bu savasin bitmesini en çok istedigini söyleyenlerin kirk dereden su getirmelerini neyle açiklayabiliriz?
Ne olmus da Erdogan bu adimi atmismis? Hâlbuki daha dün idamdan bahsediyormus.
Daha önceki ‘haberdar edilmelerin’, taraflarindan Meclis’e gensoru, soru önergesi, yol, su ve elektrik olarak döndürüldügünü unutan Sezgin Tanrikulu’nun dedigi gibi ‘Zaten CHP’lilere de haber verilmemis’.
Böylesine ‘popülistlige’ can kurban degilmis gibi, ‘Sakin seçim yatirimi olmasinmis?’
Çözüm ‘bir MIT müstesarina’ havale edilir miymis?
Milliyet’ten hanim gazetecimizin mülakatinda sordugu gibi, PKK içindeki unsurlardan en azindan biri de mi sürece karsi çikamazmis?
Halbüsü geçen yaz (yazar PKK’nin Silvan provokasyonuyla süreci baltaladigi mevsimden bahsediyor) barisa daha müsaitmis. Zaten Patriot falan alan bir hükümete baris için ne kadar güvenilirmis? Vs. vs.
Yahu barisa can atan, en ufak bir kirintisini bulunca üzerine atlamaz mi? Ee bu kadi kizi taslama fetisizmi nerden çikti simdi?
Aklinizca hükümet kurmaylarinin entelektüel eksiklerini hatirlatip ‘ehliyetlerini’ sorgulamanizin anlami ne?
Bu kapsamali projeyi hazirlayan hükümet kurmaylari agaç kovugunda yasiyormus gibi, Kandil’den ayar yiyince, üzerine bir ton ‘yanlis anlasildim’ yazilari yazdiginiz rapora referans verilmiyor diye bunca atarlanmaniz ayip degil mi?
Iki milyon insanin iradesini temsil ediyoruz dediginiz hâlde, inisiyatif almaniz gereken her durumda ‘muhatap Öcalan’dir’ diyen ben miydim? O hâlde hükümet ‘tamam muhatap Öcalan’ noktasina gelince Aysel Tugluk’un sunlari demesine ne buyrulur:
‘Kandil’in disinda oldugu bir süreç çözüm getirmez. PKK ve Kandil bu sürecin içinde olmak zorundadir… PKK’yi, Kandil’i dislayarak bir çözüm gelisecegine inanmak safliktir, yanlistir.’
Tevekkeli, Imrali’ya gidecek bazi isimler ‘konsensüsle’ veto edilmemis.
Bence hükümetin yapmasi gereken ikide bir ortaya çikip ‘demistik’, ‘sunu söyle yapin’ falan diyen savas tüccarlarina kulak tikmak.
Zira hepimizin bildigi üzere yillardir Kürt sorunu konusunda konusma ‘tekeline’ dört elle sarilan bu zevat, bir yarali parmak için çisine bile kiyamadi.
Bir gün bile risk almadilar. Hep ortadan ortadan, kenarlara sürtmeden pozisyonlarini korudular.
Agdali bir dille, kimsenin karsi çikmayacagi sade suya tirit tesbitlerle fiili durumun sürmesi için çabaladilar.
Sesini çikaranlari ise, bugün AK Partilileri imalarla asagiladiklari gibi, aforoz etmeye çalistilar. ‘Ne de çok konusuyorlar, her yerde onlar var’ diye dert yandilar.
Bugüne kadar bize ögrettikleri yegâne sey ‘nasil yapilamayacagiydi’.
Çünkü çöp evde yasayan hastalarin temizlikten tiksinmesi gibi baris da onlara ‘yaramaz’. Dertleri baris degil, ‘issiz’ kalmak.
Hükümet bu sürecin yalnizca PKK ya da devlet içinde askerî-sivil bürokrasi tarafindan provoke edilecegini düsünüyorsa hata ediyor.
Asil tehlike, ‘gerçekçilik’ makyajiyla maksimalist taleplerde bulunup baris umudunun bile vadesini öteleyenlerde.
Yillardir süren kirli savasta taraflara gaz verip ekmek yiyen, simdi de müzakere sürecinde aktör sayilmak için ‘bu is zor yonca, ihtiyat mirim ihtiyat’ ezgisini tutturanlarda.
Saf âsik da degiliz
Bu süreçle ilgili samimi kaygilarini paylasan dostlar da var elbette.
Zira devlete, hükümete güvenmemekte hakli sebepleri olan bazi özgürlükçü solcularin ve cemaat çevrelerinin yani sira, sokaktaki vatandas arasinda da kaygililar yok degil.
Ve onlar yukaridakiler gibi baris gelecek diye degil, gelmeyecek, kandirilacagiz diye samimi bir sekilde düsünüyorlar. Bu da mevzuu ‘nasil olmaz’ diye degil ‘nasil olur’ diye tartismalarindan belli.
Meraklanmayin, Kürt sorununun çözümü için hâlâ atilmayan adimlarin herkes farkinda. Devletteki hâlâ temizlenememis siyaset disi odaklari da gayet iyi taniyoruz.
‘Ne silah birakmasi, biz ahmak miyiz’ diyen Duran Kalkan’i da duyuyoruz. Her olumlu gelismenin, açilimin, reformun ardindan PKK’nin provokasyonlarina da kör degiliz. Öcalan’a ‘baris canlisi melek’ muamelesi yaptigimiz da yok.
Hülasa, ‘isigi’ en önce görsek de, hiçbirimiz ‘bugün müzakere yarin baris diyerek’ ortalikta saf âsiklar gibi gezinmiyoruz.
Ama taraflarin ilk kez risk alip gardlarini bu denli düsürdügü bir dönemde, seffaf yürütülecegi söylenen bir sürecin ta basinda ‘nafile’ demek de hayli garip kaçmiyor mu?
8 Ocak, Taraf
Melih Altinok