PSK: Kürdlerin Temel Haklari Teröre baglanmadan taninmalidir

Bir müddet önce toplanan Kürdistan Sosyalist Partisi Merkez Komitesi Ortadogu’daki siyasal durumu ve bölgede gelisen olaylari degerlendirerek asagidaki açiklamayi kamuoyuna sunmayi kararlastirdi.
Basin Bürosu
PSK: Türkiye’nin Demokratiklesmesi tek basina AK Parti’nin altindan kalkamayacagi bir istir
Ortadogu halklarinin küresellesme sürecinin de etksiyle estirdigi özgürlük ve demokrasi firtinasi, bölge diktatörlüklerini bir bir yikiyor, taslari yerinden oynatarak halklarin iradesi hilafina ve emperyalistlerin çikarlari dogrultusunda olusturulan statüyü sarsiyor. Halklarinin taleplerine kulaklarini tikayan, uluslararasi demokratik ve barisçi kamuoyunun çagrilarina kulak asmayarak insan hak ve özgürlüklerini ayaklari altinda çigneyen diktatatörler, Suriye ve Libya’da oldugu gibi degisime karsi direnerek ülkelerinin yikilip yerle bir olmasina, toplumda iyilesmesi yillarca sürecek olan sosyal yaralar açilmasina, etnik ve dini bölünmelerin derinlesmesine sebeb oluyorlar.
Diktatörlük rejimleri, tüm baskici politikalari ve Insan Haklari Mahkemesi’nde yargilamalarini gerektiren suçlari pervasizca islemelerine ragmen bölge halklarinin özgürlük mücadelesini engelleyemiyorlar. Eskisi gibi yasamak istemeyen halklarin degisim ve demokrasi mücadelesi, bölgeye sekil vermek isteyen emperyalist güçlerin istemleri hilafina ve her ülkenin özgül kosullarinda devam ediyor.
Ortadogu ve Kuzey Afrika halklarinin degisim dogrultusunda yürüttükleri mücadeleyi basindan itibaren destekleyen Partimiz, Suriye BAAS rejiminin insanlik disi katliamlarini bir kez daha protesto eder, Suriye halklarinin özgürlük ve demokrasi mücadelesinin yaninda oldugunu bir kez daha yineler.
Son gelismeler ve yapilan açiklamalar Suriye BAAS rejiminin sona yaklastigini gösteriyor. Ama ne yazik ki rejimin sonu yaklasirken, bu ülkenin siyasi gelecegine iliskin kaygi da giderek artiyor. Suriye muhalefetinin parçali yapisi, bu ülkede yasayan dini ve etnik guruplar arasindaki güvensizlik, yasanan gerginlikler ve çatismalar, sözkonusu kayginin önemli nedenleri arasinda bulunuyorlar. Suriye muhalefetini biraraya getirmek amaciyla Katar’in baskentinde baslatilan ve Fas’da devam eden toplantilari ve bu toplantilarda elde edilen sonuçlari olumlu bulan Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Suriye Muhalefet Güçleri Koalisyonu’nu, Kürdlerin hakli taleplerini simdiden kabul ve ilan etmeye, BAAS rejimi sonrasi döneme ertelememeye çagirir. Suriye Kürd özgürlük hareketinin bu konudaki hassasiyetini hakli bulan Partimiz, Bati Kürdistanli yurtsever güçlerden, konuya iliskin olarak ortak tavir alip sürdürmelerini, Suriye muhalefeti ile iliskilerde yasanan görüs ayriliklarinin Kürd Yüksek Konseyi’ne ve çalismalarina zarar vermesinin önüne geçmelerini ister.
Suriye’deki halk hareketinin olumlu sonuçlarindan birisi de Bati Kürdistan’in bazi illerinde yönetimin Kürdlerin eline geçmesi oldu. PKK-PYD’nin BAAS rejimiyle olan iliskisi, rejimin bazi yerlesim birimlerinden PYD lehine çekilmesi ve benzeri etkenler, Bati Kürdistan’da olusan özgür ortamin Kürdler, özellikle bu parçadakiler açisindan önemini azaltmaz. Aksine, bu parçada de fakto ortayan çikan özgürlügün korunmasi ve bir yapiya dönüsmesi görevi Bati Kürdistanli yurtsever güçlerin önünde bulunuyor.
Diger parçalardan yurtsever örgütlerin Suriyeli kardeslerinin iradelerine saygili olmalari, ortaklasa dile getirdikleri talepleri desteklemeleri ve onlari hem kendi aralarinda hem de Suriye muhalefeti ile isbirligi yapma konusunda tesvik edici olmalari gerektigine inanan Partimiz, bu nedenle Kürdistan Bölge Baskani Mesud Barzani’nin inisiyatifi ile imzalanan Hewlêr Anlasmasi’na olan destegini bir kez daha yineler, Bati Kürdistanli yurtsever parti, güç ve sahsiyetleri Anlasma’nin hayata geçmesi için çaba sarfetmeye çagirir.
PSK, Bati Kürdistan’da silahli güç olan PKK-PYD’den, diger yurtsever güçlerin toplumda iyilesmesi zor olan yaralar açmaya müsait olan ‘kardes kavgasi’na yol açmamak amaciyla gösterdikleri sorumlu tavri dogru okumaya, Kürd karsitlarinin gönlünü hos eden tavir ve eylemlerden kaçinmaya, silahli gücüne dayanarak kendisini ve taleplerini dayatmaktan vazgeçmeye çagirir.
Arap soven milliyetciliginin temsilciligine soyunan, Irak Anayasasi ve bu ülkenin siyasi taraflari arasinda varilan mutabakatlari ayaklar altina alarak diktötörlük kurmak isteyen Irak Basbakani Maliki’nin neden oldugu son Bagdat-Hewlêr gerginliginin, daha fazla derinlesmeden azalma yoluna girmesi, tüm barisçil ve demokratik kesimler gibi bizi de sevindirmistir.
Bagdat-Hewlêr arasindaki gerginlikler kisisel degildir. Pesmerge Sorunu, genel bütçeden Kürdistan Bölgesi’ne ayrilan pay, Kürdistan Bölgesi’nin imzaladigi petrol anlasmalari, Gaz Petrol Yasasi gibi siyasi nedenlerle merkezi hükümetlerin Irak halklarinin oylariyla kabul edilen yeni Anasaya maddelerinin, özellikle de 140. Maddesi’nin hayata geçirilmesi konusunda üzerine düseni yapmamalari, gerginligin nedenleridir. Son gerginlikte tüm bunlarin yanisira, Bagdat ile Hewlêr’in Suriye’ye yönelik farkli tavirlar almalari da etkili olmustur. Iran Islam Cumhuriyeti’nin bir uydusu gibi davranan Maliki Suriye BAAS rejimini desteklerken, Kürdistan Bölge Baskanligi Suriye halklarinin özgürlük ve domokrasi mücadelesinin yaninda saf tuttu. Bu ülkedeki Kürd ulusal muhalefetinin birligini saglamadaki rolü ile Suriye’deki degisim hareketine azimsanmayacak bir katkida bulundu.
PSK, Güney Kürdistan Siyasi Önderligi’nin ulusal kazanimlarin korunmasi için yürüttügü politikalari destekler, son Bagdat-Hewlêr gerginliginde Güneyli tüm toplumsal guruplarin siyasi temsilcilerinin göstermis oldugu ortak tavirdan duydugu memnuniyeti dile getirir ve taraflari, önümüzdeki dönemde de, Irak’ta demokrasinin yerlesmesi, yeni Anayasa’nin hayata geçirilmesi ve ulusal kazanimlarin korunmasi mücadelesinde ortak tavir almaya çagirir.
Dogu Kürdistanli yurtsever ve demokratik örgütler, Iran Islam Cumhuriyeti’ne karsi yürüttükleri mücadelede, ileriye yönelik olarak umut verici adimlar da atiyorlar. Dogu Kürdistanli güçler, bölgeyi etkisi altina alan ve Iran’a ulasmasindan kusku duyulmayan degisim sürecine hazirlikli olmak amaciyla hem kendi aralarinda, hem de Iran muhalefet güçleriyle olan iliskilerini güçlendimek için çaba sarfediyorlar.
Dogu Kürdistanli yurtsever ve demokratik güçlerin bu dogrultudaki çabalarina deger veren Partimiz, Iran Kürdistani Demokrat Partisi (HDKI) ile Iran Kürdistani Devrimci Emekçiler Örgütü (KOMELA) arasinda yapilan protokolü destekler, dostlarindan diger yurtsever kesimlerin de sürece katilmasi için daha fazla çaba harcamalarini talep eder.
HDKI’nin kendisinden ayrilan eski yoldaslariyla birlikte baslattigi diyalog sürecini de destekleyen Partimiz, sürecin ayni çati altinda biraraya gelmekle sonuçlanmasi amaciyla taraflari çaba sarf etmeye çagirir.
12 Haziran seçimlerinden sonra verdigi sözleri yerine getirmeyen, Avrupa Birligi sürecinden giderek kopup Türkiye’nin demokratiklesmesi konusunda dise dokunur adimlar atmayan AK Parti Hükümeti, ‘ustalik döneminde’ kemalist devlet refleksleri göstererek devletlûlasmaya çalisiyor.
Demokrasi ve degisim alaninda bir arpa boyu yol almayan, aksine ilk dönemde ‘iskenceye sifir tolerans’ diyen, ama zamanla iskenceci oldugu Türk mahkemeleri ve Avrupa Insan haklari Mahkemesi tarafindan tescillenen polis seflerini terfi ettiren AK Parti Hükümeti, Kürd sorunu konusunda da ‘açilim’ politikasindan geri adim atti; Kemalist sistemin güvenlikçi politikalarina sarildi. Hrant Dink cinayetini tertipleyen, su veya bu biçimde cinayete ortak olan vali ve polis seflerini daha üst görevlere atayan, Hrant Dink’i hukuka aykiri biçimde mahkum ederek katledilmesinin yolunu açan Yargitay Karari’nin altinda imzasi bulunan yargici Basdenetçi yapan AK Parti hükümeti, Roboski katliami emrini verenleri de koruma altina aldi. Katliamdan sorumlu olanlari açiga çikartip gerekeni yapmayan, aksine orduya tesekkür eden, Roboski katliaminda hayatini kaybedenlerin ailesinden özür dilemeyip, ‘tazminat ödedik, daha ne istiyorsunuz’ diyerek kurbanlari bir kez daha öldüren AK Parti hükümeti, KCK operasyonlarini kaldigi yerden devam ettirmesi yetmemis gibi, bir kisim Kürd milletvekilinin dokunulmazliginin kaldirilmasini da istiyor.
‘Ileri demokrasi’ hedefiyle yola çikan ustalik dönemi AK Parti hükümeti, demokratiklesme konusunda adimlar atmadigi gibi, legal ve siyasal alani daraltmayi amaçliyor. Milliyetçi söylemlere agirlik veriyor, Kürtleri, Alevi ve öteki azinliklara yönelik hakeretamiz ve ötekilestirici bir dil kullaniyor.
Gelinen asamada, AK Parti Hükümeti’nin Türkiye’yi demokratiklestirme ve Kürd sorununun çözümünün yolunu açacak degisimi saglama gibi önemli bir görevin altindan tek basina kalkamayacagi açiga çikmistir. Bu görev asil olarak AK Parti disindaki devrimci, demokrat, barissever ve degisimden yana güçlerindir. Bu nedenle bu kesimler arasinda is ve güçbirliginin saglanmasi önemli bir görev olarak önümüzde duruyor. AK Parti Hükümeti’nin reformcu yönünü abartmayacak ama ayni zamanda yok saymayacak, ileriye yönelik atacagi adimlari destekleyecek, ve O’nu bu dogrultuda tesvik edecek, Kürd yurtsever hareketi, barissever, demokrat ve devrimci güçlerin olusturacagi bir baris, demokrasi ve degisim için isbirligi ve giderek cephesi, siyasal planda yasanan tikanikligin asilmasina yardimci olur, duraklayan degisim sürecine yeniden dinamizm kazandirir.
Küresellesme ve Ortadogu’yu etkisi altina alan degisim süreci bize, çagin yükselen baris, demokrasi, insan haklari, sivil toplumu güçlendirme gibi degerleri ön plana çikartmamizi, bu degerler ugruna legal ve barisçil mücadeleyi kararlica sürdürmemiz gerektigini söylüyor.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yasanan son gelismelerin bir kez daha gösterdigi gibi, PKK’nin silahli eylemleri, ‘Devrimci Halk Savasi’ stratejisi, demokratiklesme sürecine ve Kürd sorununun diyalog yolu ile çözümüne katki sunmadigi gibi, sürecin önününe engeller çikartiyor, militarizmin güçlenmesine yardimci oluyor. Gerginligin giderilmesi, barisçil çözüm ve diyalogun yolunun açilmasi için her seyden önce silahlarin susmasi gerekiyor. Bu nedenle PKK kayitsiz sartsiz ateskes ilan etmeli, devlet ise askeri operasyonlarini durdurmalidir.
Diger tarafta, Kürdlerin temel insani haklari ‘terörün sona ermesine’, ‘PKK’nin silahli eylemlerini sonlandirmasina’ baglanmadan taninmalidir.
Türkiye’nin çok renkli yapisini ifade edecek, kimlikleri inkar degil itiraf edip haklarini güvence altina alacak, amasiz, fakatsiz bir düsünce, ifade etme ve örgütlenme hakkini saglayacak bir anayasa yapilmalidir.
Aralik 2012
Dengê Kurdistan


