Sene 1960… Selimiye Kislasi…
Bugünlerde parasi olan askerlikten yirtiyor.
Gelin görün ki, dogustan parasiz olununca, kendimi daha 11’imdeyken içinde bulacagim bir askerligin resmidir, asagidaki fotograflar.
‘Yedi sene ayni yerde askerlik yapmislar da bir kez olsun rastlasmamislar’ söylencelerinin baba ile oglu o devasa kislada birbirlerini kaybederlerken; biz üç bine yakin sabi sübyanin payina düsen marifet, okkali birer tokat gibi üç mesakkatli yil boyunca kendi benligimizi arayip bulmak olmustu.
Bilir misiniz siz nedir, çocukken asker olmak?
Daha oyuncak tabancan yokken, yivli tüfegi kavramak?
Bisiklete bile heveslenemeden, dipçik zulasinda kotik saklamak?
Tam yasinin geregi iken, misket oynamaktan, uçurtma uçurmaktan ceza almak?
Yirmi yasindakine ‘Mehmetçik’ diyorsaniz, on yasindakine ne diyeceksiniz bu durumda, söyler misiniz?
Oynayacagi yasamsal rolün ‘tekst’i minicik avuçlarina tutusturulmus; hep cami avlusuna degil ya, bazen de bir kisla nizamiyesine birakilmis, asilasi ilk esiktir kimileri için çocukluk.
Bütün bunlari bedbince anmaya çalistigim sanilmasin, sakin!
O yillarda Istanbul’a tahsil için, üstelik hem de yani basinda bir kent olan Tekirdag’dan bile çikagelmek, simdilerin Amerika’sinda okumak gibi bir seydi, handiyse.
O yüzden, hep sansli sayarim kendimi.
Bunlari anlatmamin baska sebepleri var!
Biri… eger zamanin tuzunda yol yordamla pisilmisse, sevginin ve erdemin kadir kiymetini en iyi, çocuklugunu dogru dürüst yasayamamis olanlarin bilme olasiligi daha yüksektir.
Ikincisi de… savasmak ve ölmek, her zaman yoksullarin isi olmustur.
Köylü taburlarinin sevk ve idaresi demek olan harbi yönetmek eskiden seref pesinde kosan aristokratlarin bir harci iken, bilim ve teknolojinin ivme kazanmasiyla savas alanlarinin ölümcül tehlikeleri giderek öngörülemez olmus; o zaman da orduya artik burjuvazinin emrindeki emekçilerin temayüz etmis çocuklari komuta etsinler diye, küçükten itibaren profesyonelce yetistirilmelerine baslanmistir.
Hayata bagli olarak degisim, simdi de sürüyor ve profesyonellesme, bu sefer erat üzerinden bir kere daha ele aliniyor.
Ne ki, ister subay ol, ister nefer; degismeyen tek sey, savasi yalnizca yoksul çocuklarinin yapacak olduguyla kalinmasidir.
Bu hâl, moda deyimle, galiba isin fitratinda var.
Bütün bunlarin isiginda, kimi ordu mensuplari kendi zamanlarinin tuzunda saglikla pisselerdi de, askerî bürokraside emekçi kökenlerinin bilincinde olarak yükselselerdi; hiçbir surette darbe yapmasalar ve içinden çiktiklari halki horlamasalardi; simdilerde seçkinlerin geçmisteki iktidarlarina yönelik tepkilerini bir türlü asamamak yüzünden demokrasi atilimlarini da tüketen yoksul kitlelerin, öfke yüklü maneviyatlarindan beslenen lânet olasi bir dinci diktayla cebellesiyor olmazdik bugün.
Ama o eski meslektaslara sorsan, olup bitenlerin müsebbibi benim ve benim gibi bir avuç sol/ liberal demokrat!
Çogu, neye yol açtiklarinin farkinda bile degiller hâlâ.
————————————————
Taraf-5 Aralik
Namik Çinar
