Makale

Silah alimlarinda seffaflik: Silah mi ekmek mi?

Bir ülkenin dis güvenligi bakimindan alacagi tedbirler tehdidin nereden gelebileceginin tespitiyle yakindan ilgilidir. Tehdidin yönü ise dönemsel olarak izlediginiz dis politikayla degisebilir.

Kuskusuz ülkenin içinde izlediginiz politikalar da tehdidin önemini azaltabilir ya da çogaltabilir. Içte ayristirici, ötekilestirici, hak taleplerini siddetle bastirici, sorunlari uzlasma yoluyla çözmeyi dislayici politikalar uygularsaniz dis tehdit daha önemli hale gelir.

Aksine uzlastirici, barisçi ve kucaklayici politikalar izlerseniz tehditle bas etmeniz psikolojik ve ekonomik olarak kolaylasir. Kuskusuz içte izlediginiz barisçil politikalari dis politikada uygulamaniz gerekir.

Belirttigim hususlara baktigimizda Türkiye’de AKP iktidari ne hatalar yapti? Öncelikle baslangiçta umut veren atilimlarinin tersine bir yola girerek iç barisi saglama imkânini berhava etti. Özellikle Kürtlerle ve diger magdur topluluklarla uzlasi-isbirligi ekseninde saglayacagi barisla dis politikasini saglikli belirleme imkânini elinden kaçirdi.

Içte insanlarin büyük bir bölümünü siddet ve savas diliyle düsmanlastirdi. Topluluklari biz olmaktan yani toplum olmaktan uzaklastirarak ülkenin iç ve dis gücünü zayiflatti.

Içeride Kürtleri tehdit olarak kabul edince sinirin ötesindeki Kürtlerle diyalog kurma ve Türkiye üzerindeki baskiyi azaltma imkânini ortadan kaldirdi.
Osmanli’yi ihyaya yönelik mezhepçi yaklasimlar ve ham hayallerle uygulanan Suriye politikalari Türkiye’nin iç ve dis dengelerini bozdu. Ülke içte ve dista agir bir basinç altinda kalarak gerildi.

NATO üyesi olan Türkiye izlenen hatali politikalar sonucu ABD-BATI hattindan devlet içindeki Avrasyaci egilimin destekledigi RUSYA-IRAN-ÇIN eksenine kaydi, iki blok arasinda denge politikasi yürütme imkânini kaybetti ve bocalamaya basladi.

Içte ve dista yapilan vahim hatalar sonucu Türkiye hem parasiyla katildigi F-35 uçak projesini yürütmek hem de Rusya’nin özellikle bu uçaklara karsi gelistirdigi S-400 hava savunma sistemini satin almak paradoksuna itilmis durumda.

Bu tespitleri yaptiktan sonra silah aliminda yapilan tercihlerde seffafligin önemini vurgulamak gerekmekte.

Türkiye, silah harcamalari ve silahlanma alaninda en fazla para harcayan ülkelerin basinda geliyor. Stockholm Baris Arastirmalari Enstitüsü (SIPRI) yillik küresel silah harcamalari raporunu açikladi. Rapora göre 2017 yilinda silaha harcanan para bir önceki yila göre yüzde 1,1 oraninda artarak 1 trilyon 739 milyar dolara yükseldi.

Silaha en çok para harcayan ülkeler arasinda Türkiye de bulunuyor. 2008 – 2016 döneminde savunma harcamalarini yüzde 46 arttiran Türkiye 2017’de silahlanma için 18 milyar 200 milyon dolar harcadi. Geçen yil ise savunma harcamalarini yüzde 24 artirip 19 milyar dolara yükselttigi anlasilmakta.
Ayrica hazine disinda farkli vakiflardan ve fonlardan silahlanmaya, silah üretimine aktarilan milyarlar bulunmakta.

Söz konusu raporda silahlanmanin Kürt silahli gruplari ve PKK’ya yönelik operasyonlarla birlikte çok hizli artis gösterdigi belirtiliyor.

Türkiye’nin yakinda gelecegi belirtilen Rus yapimi S-400 hava savunma sistemi için ödedigi bedel 2.5 milyar dolar.

Türkiye’nin F-35 savas uçagi edinmek için harcamayi kabul ettigi bedelin miktari ise 16- 25 milyar dolar arasinda oldugu tahmin ediliyor.

Silah alimlarinda seffaflik, denetim ve hesap verilebilirlik bulunmadigindan bu alimlarin gerekliligi, tercihlerin dogru yapilip yapilmadigi, ekonomik olarak ödenen bedellerin yerinde olup olmadigi bilinemiyor. Kararlarin tek kisiyle birlikte dar bir kadro tarafindan alindigi bugünkü sistemde bunun nasil sikintilar yarattigi ortada.

Istihdama, açliga, yoksulluga, sagliga ve egitime harcanmasi zorunlu paralari yanlis iç ve dis politikalar sonucu silahlanmaya harcamak bu ülkede yasayan insanlarin mutsuzlugu demek.

Amerika’li bilim insani Robert A. Dahl’a göre ‘siyasetin en temel ve kalici sorunu, otokratik yönetimin önüne geçmektir.’ Bu nedenle parlamento gözetimi, devlet düzeyindeki güç paylasiminin temel unsurlarindandir. Güvenlik sektörü bütçenin önemli bir bölümünü kullandigindan, sinirli kaynaklarin etkin ve verimli kullanilip kullanilmadiginin parlamento tarafindan denetimi çok önemli.

Iç ve dis güvenlik, bir halkin refah ve mutlulugunda merkezi öneme sahip oldugundan ulusal güvenlik siyasetinde halkin görüslerinin ifadesini bulmasi bir zorunluluk. Bu nedenle halkin parlamentoda seçilmis temsilcileri yasal parametrelerin olusturulmasi, bütçenin onaylanmasi ve güvenlik etkinliklerinin gözetiminden sorumlu bulunmakta.

Parlamento bu sorumluluklarini ancak bilgiye sinirsiz ulasim olanagina, gereken teknik uzmanliga ve hükümeti hesap vermeye zorlama güç ve niyetine sahipse tam anlamiyla yerine getirebilir. Parlamento diger siyasi alanlarda oldugu gibi, güvenlik konusunda da yürütmeyi izlemek ve denetlemekle görevli.

Güvenlik kurumlari üzerinde parlamento denetiminin bulunmadigi bir devlete eksik bir demokrasi gözüyle bakilmakta. Güvenlik sektörü, devletin temel görevleri arasinda yer aldigindan bu alanda yürütmenin gücünü dengeleyebilmek için denetim ve denge sisteminin olusturulmasi gerekmekte.

Ancak Prof. Ümit Cizre’nin belirttigi gibi her sivil denetim demokratik degildir. Ama her demokratik denetim sivildir. Seffaflik ve hesap verebilirligi barindirmayan bir sivil denetimin demokratik olmayacagi ortada.
Ortadogu ülkelerinin bir çogunda oldugu gibi Türkiye’de de gözetim sivil olmasina ragmen demokratik degildir. Oysa sivil gözetim hem siyasal hem toplumsal anlamda demokratik olmali.

Akademik kurumlar, düsünce kuruluslari, insan haklari örgütleri ve siyaset odakli hükümet disi örgütler, siyasi liderlere kamu harcamalari ve devlet politikalari hakkinda karar verirken birbirleriyle rekabet halinde olan çok çesitli talep ve çikarlarin göz önünde bulundurulmasi gerektigini hatirlatirlar. Hükümet Disi Örgütler ve arastirma kuruluslari güvenlik sektörünün parlamenter ve demokratik gözetimine katkida bulunurlar.

Parlamento silah alimlarinin toplum üzerinde yaratacagi etkileri ve mali yükü ayrintilariyla degerlendirmek göreviyle karsi karsiyadir. Silah almaya karar vermek yalnizca bir teknik uzmanlik ve güvenlik meselesi degildir.

Ayni zamanda paranin ‘ekmege mi, silaha mi’ yatirilacagina, silahlara harcanacak ise hangi silahlara niçin ve ne kadar harcanacagina karar verme meselesidir. Silah alim süreçlerinin seffafligi ve parlamentoya hesap verebilir olmasi yolsuzluklarin, kamu fonlarinin israfinin ve kötüye kullanmalarin önüne geçer.

Hollanda’da 25 milyon euroyu asan tüm tedarik kararlarinda parlamentonun da onayi alinir. 100 milyon euroyu asan büyük projelerde parlamentoya daha sik ve ayrintili raporlar sunulmasini öngören farkli bir süreç uygulanir.

Demokratik sivil denetimin bulundugu ülkelerde bu örgütler güvenlik konulari hakkinda bagimsiz analiz ve bilgileri parlamento, medya ve kamuya yayarlar. Hükümetin güvenlik siyaseti, savunma bütçesi, tedarik ve kaynak seçenekleri hakkinda alternatif uzman görüsü sunarak, bu konulardaki kamusal tartismayi desteklerler ve farkli siyaset seçenekleri olustururlar. Güvenlik sektöründe hukukun üstünlügü ve insan haklarina saygiyi yakindan izleyip özendirirler.

Parlamentosu yürütmenin hatta tek kisinin emrine girmis, otoriterlige meyilli ve sivil toplumu zayif kalmis bir ülkede bu standartlari tartismayi ne yazik ki kimse ciddiye almaz.

Parlamentonun, ulusal güvenlik siyasetinin gelistirilmesine dahil olmasi ve seffaflik içinde onaylamasi için birçok neden bulunmakta.

Ulusal güvenlik siyaseti, insanlarin yasamlarini, degerlerini ve refahini yakindan etkiler ve bu nedenle de sadece yürütme ve ordunun degerlendirmelerine birakilamaz.

Ulusal güvenlik siyaseti ordunun tüm görevlileri açisindan önemli sonuçlar dogurur.

Ulusal güvenlik siyasetinin önemli mali sonuçlari olacagindan vergi mükelleflerini yakindan ilgilendirir.

Güvenlik önlemleri yurttaslarin özgürlüklerini sinirlayabilir ve bu yüzden demokrasi üzerinde dogrudan etkileri vardir.

Bu nedenlerden dolayi parlamentonun, ulusal güvenlik siyasetini uluslararasi siyasi hukuk (4 Cenevre konvansiyonu ve iki protokol), insan haklari hukuku (Insan Haklari Evrensel Bildirisi, Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararasi Sözlesmesi) ile uyumlulugunu garanti altina almasi önem tasimakta.
Demokratik bir ortamda hükümet, uyguladigi siyasetin geçerliligini degerlendirmek ve bu degerlendirmenin nicel ve nitel sonuçlarini parlamentoya sunmakla sorumludur.

Parlamentonun degerlendirmesi ilgili bütçenin uygulanmasina iliskin sayisal ve performans denetimini de kapsar. Parlamento, özel performans denetimleri için danismanlar görevlendirebilir. Bu konuda hükümet disi örgütler de silah alimlari ve askere alma gibi konularda degerlendirmelerini yaparlar.

Ayrica silah alimlarinda birçok ülkede bagimsiz bir kurum olarak ombudsmanlik silah alimlarinda denetim ve parlamentoya rapor sunma görevlerini yerine getirir.

Seffaflik, demokratik sivil denetim ve hesap verilebilirlik üzerine insa edilmis demokrasilerde silah alimlarinda hataya düsülmesi, yanlis tercih yapilmasi, halkin zarara ugratilmasi azaltilmis durumda.

Türkiye’nin bir yildir uyguladigi seçimli monarsik sistemin ülkeyi getirdigi nokta ortada. Ortaya çikacak yeni siyasi aktörlerin, yürütmenin bu yönde alacagi kararlarin parlamento ve bagimsiz demokratik sivil yapilarca denetlenmesini saglayacak yeni bir insayi gerçeklestirmeleri zorunlu.
Ülkenin ve insanlarinin ‘hal-i pürmelal’i ortada. Buna çare olacak kadrolara ve programlara ihtiyaç var.

—————————————————————-.
Arti Gerçek-14 Temmuz 2019

Ümit KARDAS

Back to top button