Haber

Sömürüye, Siddete, Savasa Hayir!

Baris ve adaletten yogun olarak söz edildigi su günlerde, ülkemiz
önemli gelismelere gebe. Kürt sorununun çözümü konusunda
ilimli bir havanin yaratildigi tarihi bir dönemden geçiyoruz. Arkasindaki niyet, gerekçe ne olursa olsun Kürt sorunun demokratik yollardan çözümü konusunda en büyük engellerden birisi olan silahlarin susmasi, çok önemli bir gelisme elbette ki. Kendine demokratim diyen herkesin, bu süreci
desteklemesi ve yardimci olmasi gerekir.

Siddetin son bulmasi açisindan yasanan bu olumlu gelismelerin yaninda durum, kadinlar açisindan degerlendirildiginde tablo ne yazik ki, hiç de iç açici degil.

Bizler, dünyanin neresinde yasarsak yasayalim, 8 Mart’i sömürüye, siddete, savasa ve baskiya karsi baskaldiri günü olarak kutluyoruz. Çünkü bizler çok iyi biliyoruz ki, savasi kim kazanirsa kazansin, biz kadinlar hep kaybedenleriz. Çocuklarimizi, babalarimizi, eslerimizi ve bedenlerimizi…
Çünkü bizler çok iyi biliyoruz ki, adimiz, kokumuz, yasimiz ne olursa olsun, hangi kültürden, dinden, etnik kökenden olursak olalim, yasadigimiz sorunlar, acilar, dökülen gözyaslari ayni. Bizim rizamiz alinmadan yazilan ve bize dayatilan roller ayni.

– Dünyada yoksulluk her geçen yil daha da artiyor ve kadinlasiyor; açlik sinirinin altinda yasayanlarin yüzde 70’i kadin.

– Birçogumuzun, birakin bir meslek sahibi olmasini, okuma-yazmasi dahi yok. Meslek sahibi olanlarimizsa, ucuz emek cenneti olarak görüldükleri gibi, ya hiç bir sosyal güvencesi olmayan geri is kollarinda ya da yedek is gücü olarak çalistiriliyor.

– Ekonomik krizlerin bedeli emekçilere, ama en agiri da kadinlara ödettiriliyor. Kriz bahanesiyle isten ilk çikarilanlar kadinlar oluyor. Bu da her geçen gün daha fazla kadinin sosyal yasamdan koparilmasi ve eve hapsedilmesi anlamina geliyor.

-Islamda yeri olmamasina ragmen, gerici geleneklerin dayatmasiyla milyonlarca kadin sünnet ediliyor. Ilkel aletlerle ve her türlü hijyenden yoksun ortamlarda yapilan bu sünnetlerde birçok kadin hayatini
kaybediyor. Kalan „sanslilar’ ise sakat kaliyor. Neden? Çünkü evlenmek için erkekler, sünnetli kadinlari tercih ediyor.

– Hâl⠄namus’ adi altinda kadinlar ya katlediliyor ya da intihar etmeye zorlaniyor.

– Hâlâ siddet, okullarda ve evde egitim araci olarak kullaniliyor. Siddeti içsellestiren erkek egemen anlayis, bazen 7 aylik bir bebege, bazense 70 yasindaki bir kadina, onu uygulamakta hiçbir sakinca görmüyor. Çünkü kadina siddet uygulayanlar yargi tarafindan „kollaniyor’ ve hak ettikleri cezalara çarptirilmiyorlar. Yani siddet bizzat devler tarafindan korunuyor ve yayginlastiriliyor.

-Her geçen gün yüzlerce kadin, tecavüze ugruyor, „babasina, kocasina karsi gelmek’ ya da „bir erkegin askina karsilik vermemek’ gerekçesiyle öldürülüyor, siddete maruz kaliyor.

Taciz edilen KADIN, siddete, tecavüze ugrayan KADIN, öldürülen KADIN, dislanan, hakaret gören, itilen-horlanan, her türlü kötü muameleya maruz kalan, KADIN. Nereye kadar….

Buna DUR demek, kendi kaderimizi kendimiz belirlemek, gelecegimiz ve bedenlerimiz üzerinde kendimiz söz sahibi olmak istiyoruz.

Bizler Kürt kadinlari olarak, bize bir kader gibi sunulan tüm bu baskilari siddetle kiniyor ve tüm kadinlari örgütleri araciligiyla bu dayatmalara karsi çikmaya çagiriyoruz. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, savassiz, siddetsiz, sömürüsüz bir dünyayi ancak kendi ellerimizle insa edebiliriz.

Yasasin Kürt kadinlarinin örgütlü mücadelesi!
Yasasin 8 Mart!

Mart 2013

KOMJIN-Verband der Frauen aus Kurdistan
Alte Feuerwache, Gathe 6, 421096 Wuppertal

Dengê Kurdistan

Back to top button