Tolerans-Hosgörü
Bir toplumun, birlikte, ahenk içinde yasayabilmesi için, o toplumda kisiler arasinda ve toplumu olusturan gruplar arasinda tolerans-hosgörü olmasi lazim, bu olmazsa, kisilerin ve gruplarin bir arada yasama sansi ya olmaz, ya da günün birinde patlak verir.
Elbette birlikte yasamanin diger bir seklide birlikte yasamaya zorlamaktir ama o da günün birinde yine patlar ve dagilir.
Bir toplumda, kisiler arasinda anlayis, tolerans varsa, biri digerini zorla degistirmeye çalismadan, digerinin varligini kabulleniyorsa, onun varligina ve hakki, hukukuna saygi gösteriyorsa, o zaman, o bireyler, bir harmoni içinde, birlikte veya yan yana yasayabilir. Bu olmazsa günün birinde bu önce anlasmazliklara, sonra da kavga ve dögüse döner ve bireyler birbirlerinden nefret eder, birbirlerini yok etmeye çalisirlar.
Elbette her birey farklidir ve farkli düsünür. Düsündüklerini ve yaptiklarini dogru bildigi için, bunlari diger bireylere anlatmaya, kabul ettirmeye çalisir. Yada, diger bireylerin düsündüklerini ve yaptiklarini dogru bulmadigi için, onlari elestirebilir ve degistirmeye çalisir. Bunu zorla degil ama konusarak, medeni bir halde tartisarak yapmaya çalisirsa, digerini ikna etme sansi vardir ama bunu zorla yapmaya kalkarsa, sonu yine kavga gürültü olur ve sonuçta yapici olacagina, yikici olur.
Tatli dil yilani deliginden çikarir, sözü her seyi açikliyor. Yilani bile deliginden çikaran tatli dil, bireylerin birbirlerini etkilemesinin, degistirmesinin en iyi yöntemidir.
Bireyler arasindaki hosgörü, toplumdaki hosgörüye yansir ve bu hosgörü gruplar arasindaki hosgörüye ve giderek, aileler, komsular, din ve mezhepler, politik partiler ve giderek uluslar ve devletler arasindaki hosgörüye yansir ve dünya baris içinde yasanilacak bir hale döner.
Elbette hosgörü demekle, Mevlana’nin tekkesi gibi, ne olursan ol, gel, demek yada, Isa’nin dedigi gibi; Biri bir yanagina bir tokat attiginda, öbür yanagini uzat, demek istemiyorum.
Hosgörü, karsilikli olmali ve karsilikli olarak, çikar ve haklari gözeterek olmalidir.
Bir an, herkesin birbirinin hak ve hukukuna saygili, kendini düsündügü kadar, digerlerini de düsünen bireyler, topluluklar, gruplar, uluslar ve hatta devletlerden olusan bir dünyada yasadigimizi düsünelim! Böylesine bir dünyada yasamak ne kadar güzel olurdu.
Bunu okuyanlar, oturmus hayal kuruyorsun, böyle bir dünya olur mu? Olsa bile, herhalde yüzlerce nesil sonra olur, dediklerini duyar gibiyim.
Hayir, hayal kurmuyorum ama bir gerçegi görmeye çalisiyorum.
Niye bazi ülkelerde, iki veya üç ulus baris içinde, birbirlerinin haklarina saygi göstererek, birlikte yasiyor da, bizde niye olmuyor, diye düsünüyorum!
Niye, dünyanin bir kesiminde, farkli dinler birbirlerinden nefret etmeden, birlikte yasayabiliyorlar da, bizde niye olmuyor, diye düsünüyorum!
Niye, bazi yerler de sorunlar demokrasi ve seçimle, insanlar tercihlerini yapabiliyorlar da, niye bizde, Suriye ve benzeri yerlerde, insanlar birbirlerini bogazliyor, diye düsünüyorum!
Niye, dünyanin diger yerlerinde ulusal kurtulus için birlikler olusturuluyor da, bizde niye olmuyor, diye düsünüyorum! Hadi bazilari güdümlü diyelim, peki güdümlülerin disindakiler niye bir araya gelmiyor!
Niye, dünyanin baska yerlerinde, derneklerde, partilerde demokratik tartisma ve seçimden sonra, herkes seçim sonucunu kabul eder ve kaldigi yerden çalismaya devam ederken, niye bizde seçimden sonrada, insanlar birbirlerinin, altini oymaya devam ediyor, diye düsünüyorum!
Niye, dünyanin baska yerlerinde asiret kavgalari veya aile içi sorunlar kan gölüne dönmüyor da, bizde yumruklar bile degil ama kursunlar konusuyor, diye düsünüyorum!
Niye, dünyanin baska yerlerinde insanlar konusarak, dillerini kullanarak, sorunlarini çözüyorlar da, bizde insanlar, konusma yerine, sopa ve kavga ile sorunlarini çözmeye çalisiyorlar, diye düsünüyorum!
Hayir, hayal kurmuyorum ama yillar sonra, geldigim memlekette kin ve nefretten baska bir sey göremedim.
Bunun nedeninin, toplumda olmayan tolerans ve hosgörü oldugunu, düsündüm ve bunun olmasi için hayal kurmak yerine, herkesin kendisinden baslayarak, etrafindakilere karsi adaletli ve hosgörü göstererek baslayabilecegini, düsündüm.
Bunun için yüz yillar geçmesi gerekmiyor. Herkes bu ise kendinden baslarsa, bu suda dalga gibi hizla yayilabilir!
Bizim Kürtler, Avrupa’da pizzaciligi Italyalilardan aldilar ve artik Avrupa’da pizza deyince, Kürtler akla geliyor. Iste, o Kürtlerden biri, Avrupa’da ölüyor ve gökyüzüne yükseldiginde, Isa’nin kapisini çaliyor. Isa’nin yardimcisi kapiyi açinca, bizim Kürt Isa ile görüsmek istedigini, söylüyor. Yardimcisi bunu gidip Isa’ya anlatinca, Isa, yardimcisina;
Acayip bir sey, biz onun Avrupa’da Müslümanlik yapmasini hos gördük, Italyanlardan pizzayi almalarini da hos gördük, hadi burada da pizzasini satsin, bir diyecegim yok ama ben pizza da ismarlamadim, peki Kürt benimle niye görüsmek istiyor ki, diyor.
Hüseyin Kizilocak