Tüm Kürtler, Apocu olmak zorunda midir?

Degerli okuyucularim, Öcalan’a Özgürlük’ baslikli yazima iliskin bu güne kadar onlarca olumlu ve olumsuz tepki aldim. Bunlarin içinde beni tehdit edenler bile vardi.
Bir yazi eger insanlar tarafindan okunabiliyorsa, yazan kisi hedefine ulasmis demektir. Okuyuculardan gelen tepkilere bakilirsa ben de bu yazimla hedefime ulasmis bulunuyorum.
Bir önceki yazimi daha da iyi anlasilabilir hale getirmek için, bir kaç sey daha söylemenin iyi olacagina karar verip bu ikinci yazimi yazdim.
Öncelikle sunu belirtmek isterim. Ben ne yaziyla ne de sözle kisilere, kurumlara, partilere hakaret etmeyi dogru bulmam. Bu benim kisiligime, ahlak ve siyasi anlayisima uygun bir durum degildir. Küfür, hakaret ve rendice etmek kendine güvenmeyen, tartasmaktan korkan aciz insanlarin isidir.
Ben o yazimda Öcalan’la ilgili düsüncelerime yer verdim. Ulusal duygulari güçlü, Kürt siyaseti içinde yer alan, yurt ve dünya siyasetini yakinen takip eden birisiyim. Bu nedenle Öcalan’la ilgili görüslerimi dile getirmeyi yurtsever bir vazife oldugunu düsünüyorum.
Ben o yazimda, Öcalan’a ilgili (birçok kisi tarafindan bilinen) izlenimlerimi yazmistim. Beni tehdit eden bazi okuyucularin ‘sen kim oluyorsun da, Kürt ulusal mücadelesine, Kürt gerilalarina ve sehitlerine hakaret edersin?’ diyenler oldu. Her elestiri olmasa da mücadele ve gerilaya hangi satirda hakaret var diye defalarca okudum. Ancak böyle birsey yazmadigimi ben de biliyordum.
Oysaki bu tehdit ve elestiri yapanlar da biliyor ki, her türlü kurum ve yöneticileri halka hizmet etmek için seçilirler. Asil olan halktir ve halkin çikaridir. Kurum ve yöneticiler bu amaca hizmet eden kisilerdir. Yani asil olan halk, kurum ve yöneticiler ise onun hizmetçileridir.
Diyelim ki, okuyucularimin belirttigi gibi, söz konusu olan yazim da Öcalan’a hakaret etmis olayim. Ona hakaret nasil oluyorda, Kürt ulusal mücadelesine ve bu mücadeleyi yürütenlere hakaret sayilabilir?
Bu ancak, Kemalist ve Apocularin mantigidir. Çünkü onlar, kendilerini efendi, halki ise kendilerine hizmet eden usaklar olarak görüyorlar. Kendilerine halkin yegane temsilcisi olarak görüyorlar. Iste bu anlayis nedeniyle, Apo’ya yapilan herhangi bir elestiriyi ulusa, ulusal mücadeleye, gerilla ve sehitlere hakaret gibi algiliyorlar.
Kürt toplumu çok halkli, çok sinifli, çok kültürlü, çok dilli, çok din ve mezhepli renkli bir mozaige sahiptir. Bu nedenle Kürt siyaseti de çok sesli ve çok renklidir. Bu renkliligin içinde, farkli görüs ve düsünceleri dogal karsilamak gerekir. Yani hiç kimse digerleri ile ayni sekilde düsünmek zorunda degildir. Farkli düsüncelere tahamülsüzlük, otoriter, fanatik insanlarin isidir.
Partiler, sendikalar, meslek kuruluslari, kültür kurumlari halka hizmet etmek için kurulur. Yani bunlar hizmet kuruluslaridir. Yöneticiler de halka hizmet etmek için seçilirler. Kisacasi kurumlar ve yöneticiler, adina konustuklari halkin veya toplumsal kesimlerin istem ve arzularini gerçeklestirmekle mükelleftirler.
Örnegin, ulusal haklari korumak için partiler, sinifsal çikarlarini korumak için sendikalar, cins ayrimciligina karsi çikmak için kadin dernekleri, dogayi korumak için çevre dernekleri kurulur.
Her sinifsal katman kendi arzu ve istemlerini gerçeklestiren ona hizmet edecek yapilar içinde yer alir, gerektiginde tercihini degistirirler. Liderler, özlem, istem ve taleplerine uygun davranmadiklarinda onlari degistirirler.
Apocular gibi üniter düsünenler bu tür demokratik isleyisi kendilerine göre yorumlayarak kendilerini hakli çikaranlardir. Onlar için liderler tekdir, vazgeçilmezdir, degistirilmezdir. Lider, ayni zamanda vaz geçilmez ulusal önderdir. Onun her sözü bir ayettir. Ters söyledigi birsey de bir keramet, bir bildigi var da böyle söylüyor diye yorumlanir.
O kutsal kisi herkese hakaret etme, sövme, asagilama, kovma ve gerektiginde öldürme hakkina sahiptir. Kimse bunu sorgulayamaz. Siz hiç bir kimsenin Serokê Netewîye dönüp ‘neden senin gibi düsünmüyor diye Kürt ulusal mücadelesine ömrünü vermis, siyasetçilere, yazarlara, aydinlara, sanatçilara hakaret ediyorsun?’ diyenede malum ‘ihanetçi’ sifati hemen yapistirilir.
Ama hiç kimse bu ulu önderi elestiremez. Buna cesaret edenlere ‘Sen kim oluyorsun da ulusal mücadeleye, gerillaya ve sehitlere dil uzatiryor, hakaret ediyorsun?’ diye yaygara ederler, hedef tahtasi yaparlar.
Roj tv’de çikitiginda onu saatlerce pür dikkat dinleyen çok insan gördüm. Hatta onu televizyonda dinlerken, ayak ayak üstüne atmanin dahi Öcalan’a hakaret olacagi mantigi vardi. Öcalan’in Yaçin Küçük,e Mahir Kaynak’a, Mihrî Belli’ye ‘ Sayin hocam’ ona akil verenleri çok dinledim. Onlarin simdi hangi cephede yer aldigini tüm kürtler biliyor.
Evini, barkini, köyünü, anne, baba, kardes sevmeyi, karsi cinsten birine asik olmayi ‘düskünlük ve zaaf’ olarak gören Öcalan’i nereye koymali, onu nasil etmeliyiz acaba?
Onun öncülük ettigi bir anlayisa ne demeliyiz? Neden sorgulanmiyor? Bu insanca duygulari yasadiklari için Öcalan’nin verdigi emirle infaz edilen genceçik insanlarin sayisini bilen var mi acaba?
Avrupa’ya kapagi atmis olan bir çok genç kiz ve erkeklerden bu konuda çok hikayeler dinledim., Bu ugurda canlarini veren Kürt gençlerinin acikli hikayelerini dinledim.
Onun için diyorum, gelin Öcalan’i serbest birakin. Bu adamin nasil bir hikmeti varmis, hepimiz görelim. Evet Öcalan’a özgürlük diyorum.
Evet beni tehdit eden apocular, bilmem ne dedigimi anlata bildim mi?
Öcalan’a özgürlük istiyorum. Bir kez daha dillendirmek te yarar görüyorum. Kürt ulusal mücadelesi ugruna, savasmis ve hala savasan tüm gerilalarin gösterdikleri olagan üstü çaba, inanç ve kararligina hiç bir söz söyleme hakki kendimde bulamiyorum. Onlarin onurlu, ulusal inançla yürüttükleri inançlari var.
Ancak onlarin yürüttükleri mücadelenin kaymagini, lafazanligini yapanlar da azimsanmiyacak düzeyde. Asil mücadele yürütmeyeceksin sicak yuvanda oturacak ve dökülen kan üzerine, duygu sömürüsü yapip kürtleri birbirine karsi düsman göstereceksin. Bu ne ulusal mücadeleye ne de bir partiye yarar getirir. Bu anlayistan kurtulmak, kör dügüm olmus bir anlayisin öncüsü Öcalan’a özgürlük istiyorum. Bir Kürt bireyi olarak bu benim en dogal hakkim. Bir imza kampanyasi baslatilsin özgür kalmasi için, ilk imzacisi ben olurum.
Evet Öcalan özgür olsun. Hak ettigi sekilde kalan ömrünü geçirsin. Kürtler de kendi ulusal mücadelesini dogru raya oturtabilecek beceriye ve seviyeye gelmis. O da, Kürt halki da laik oldugu sekiliyle yasasin. ‘Gölge etmesin(-ler) baska ihsan istemem.’
Necla Çamlibel
