Makale

Türkiye’nin ahlak sorunu

Hepimiz iktidarin yapip ettiklerine kilitlendik. Haksiz da sayilmayiz. Çünkü isler büsbütün kötüye gitti. Hâlâ da gidiyor.

Fakat üzerinde durmamiz, tartismamiz, uzlasarak çözüm üretmemiz gereken onlarca meselemiz var. Isler artik sadece bir iktidar degisikligiyle hallolacak asamayi çoktan geçti. Kurumlari, degerleri, toplumsal birlikteligi, iç barisi agir yara almis bir ülke sadece bir iktidar degisikligiyle toparlanarak yoluna devam edemez.

Çünkü büyük bir tahribat var. Bu nedenle köklü çözümlere, esitlikçi ve farkli kesimlerin hassasiyetlerini dikkate alan yeni bir sisteme, sahih politikalara ihtiyaç var.

Yikimin en önemli nedeni

En önemli meselelerden biri, toplumsal ahlakin çökmesi. Peki, ahlak nedir?

Ahlakin genel tanimi söyle: Iyi ile kötü arasinda niyet, karar ve etkinlik farkliligi. Yani, ‘üzerinde uzlasilan bireyler arasi kurallar.’

Bir de etik var: ‘Neyin dogru, neyin yanlis oldugunu ayirmaya yarayan kurallar.’

Bugün ülkenin yasadigi yikimin en önemli nedeni, üzerinde anlastigimiz bir ahlak anlayisinin ya da etik kurallarin olmayisi. Yillardir bu kurallari netlestiremedigimiz için devleti bu kurallara göre dizayn edemedigimiz için agir bir yikim yasiyoruz.

Simdilerde bunu daha net olarak görüyoruz, çünkü ‘üstün ahlak’ iddiasiyla iktidara gelen dindar kesimin iflasi bir anlamda Türkiye’nin de iflasina dönüstü. ‘Dindarlar iktidarda. Olup bitenlerden onlar sorumlu’ deyip isin içinden çikamayiz.

Anlasilan o ki bizler iyi ile kötü, dogru ile yanlis, güzel ile çirkin arasindaki ayrimi görecek zihin seviyesine ulasamamisiz. Türkiye’de egitim, terbiye ve kültür islevini yerine getirememis. Bir ‘insan’ insa edememisiz. Dolayisiyla toplum da olamamisiz.

‘El ile gelen dügün bayram’ diyen, ‘Bana dokunmayan yilan bin yasasin’ diyen, sorumsuz, vicdansiz, dikkatsiz, bilinçsiz, umursamaz, hoyrat bir yigina dönüsmüsüz.

Ahlaki, cinsellik eksenli bir kontrol mekanizmasi zannetmisiz. Edeple, iffetle ahlaki karistirmisiz. Benzer sekilde, namusu da cinsel bir kavram sanacak kadar gerilemisiz.

Oysa insani hayvandan ayiran nitelik cinsellik degil, kültürdür. Disiplinli, profesyonel, onurlu, gururlu, haksinas, bilge insanlar olma yolunda ilerlememizi saglayacak bir donanim olarak ahlaki kusanamamisiz.

‘Bizden-onlardan’ ayrimi yaparak, adam kayirarak, torpille, rüsvetle, yalanla is gören bir kitlenin, ulusal yükselis, toplumsal ilerleme gibi lüksleri olamaz. Burada bir kimsenin zenginlesmesi, ancak digerinin ezilmesiyle mümkündür.

Niye? Çünkü ahlak yok. Ike yok. Namus yok. Zeka yok. Bilinç, vicdan, görgü, nezaket, onur yok.

Ahlak namina hiçbir sey kalmadi

Peki dindarlarin iflasi ayni zamanda niçin Türkiye’nin de iflasi anlamina geliyor?

Cumhuriyet tarihinde Türkiye bütün enerjisini iki kesimin mücadelesine harcadi.

‘Ahlakin kaynagi dindir’ veyahut ‘Din ayni zamanda ahlaktir’ diyenlerle ‘Hayir, ahlakin kaynagi din degildir, din baska, ahlak baska’ diyenlerin mücadelesi.

Egitim, ticaret, sinema, medya, sehir mimarisi… her sey bu zitliga göre sekil aldi. Bu kavga ülkede herkesin uyacagi etik kurallarin belirlenmesini de engelledi.

Dindarlar bir konudan emindi. ‘Dindarlik insana ahlak kazandirir’ diyorlardi.

‘Hayir din ahlakin kaynagi degildir, dindarlik ahlak kazandirmaz’ diyenler ise sadece bunu demekle kaldi. Yani tamam din degildir ama nedir, nasil belirlenmelidir, bütün bir toplumun kabul edebilecegi etik kurallar nasil olusturulacak gibi sorulara bir cevap aramadilar. Toplumda bütün kesimlerin kabul edebilecegi bir ahlak anlayisi üretemediler.

Son yasadigimiz süreç bize dindarlik ile ahlakin farkli seyler oldugunu gösterdi. Fakat elde ahlak namina hiçbir sey de kalmadi iste.

Bir vahim hata

Öncelikle, ahlaksiz bir kitleye dönüstügümüzü görmemiz gerekiyor. Hem aci, hem tuhaf. Ama ne yazik ki gerçek bu.

Kendimizi ‘yüce, erisilmez, kahraman, benzersiz, temiz, hakli…’ gördügümüz sürece, ahlaki sorunumuzu fark etmedigimiz sürece belimizi dogrultamayiz.

Simdi hepimizin önünde büyük bir sorun var: Toplumsal ahlaki nasil olusturacagiz? Nasil bir yol izleyecegiz ki hem Sünni, hem Alevi, hem Atatürkçü, hem Islamci, hem Ermeni hem de tüm farkli kesimler ‘etik kurallar’ denildiginde ayni seyi anlayacaklar? Önce devlet mi ahlakli olacak yoksa toplum mu?

Kisisel kanaatim ikisi de birbirini besleyip büyüterek yol alacak. Peki ne öneriyorum?

Ahlaki, etigi gündeme getirecegiz. Uzmanlar, bu konuyu konusacak, tartisacak. Ilkelerden söz edecegiz.

Size ilginç bir sey söyleyeyim mi? Bati’da çok sayida etik kitabi yayinlaniyor.

Gazetecilik etigi, devlet-yönetim etigi, bilim ahlaki, sanatçinin ahlaki mesuliyeti, spor ahlaki, farkli beseri faaliyetlerle ilgili etik sorunlar ve çözümleri… Kabul edelim ki, Bati, gece gündüz bu konulari tartisiyor ve ahlakini güncelliyor. Yeni durumlara özgü çözümler sunuyor.

Peki ya bizde? Biz, ahlak kelimesini muglak, belirsiz, uçucu bir tonda kullaniyoruz.

Bu yanlistan, bu vahim hatadan derhal kurtulmaliyiz.

Etik kurullari toplanmali, dizgeler, sistemler, semalar olusturulmali.

Ahlak kurallarini ihlal eden herkes, topluma yük oluyor demektir. Belesçi, parazit, haksiz, suçlu, hasta demektir.

Sikisan trafik, bilinçsizlik, bilgisizlik kadar ahlaksizligin da bir sonucudur. Gelir dagilimindaki dengesizlik, egitimdeki yozlasma, dinci baski, hukuki iflas, medyadaki kosulsuz tarafgirlik… bütün bu rezaletlerde ahlaksizligin payi var.

Ahlak yoksa…

Genel seçimler yaklasirken, her seyden çok, ahlaki saglamlik ariyoruz. Partilerde, liderlerde, kadrolarda ahlaki hassasiyet ariyoruz.

Ahlak yoksa, dedigim gibi, sadece iktidar degisikligi yetmez, yetmeyecek.

Vatandaslari zorla yasalligin disina itip onlari suça, yanlisa, sahtelige tesvik eden degil, makul kurallarla insanlari dogru olmaya davet eden yeni bir devlet yapisina ihtiyaç var.

Ahlaksiz bir toplum, çürük bir toplumdur

‘Dindarlik her sorunu çözer’ diyenlerin iflasinin olumlu bir yönü var. Artik herkesi baglayacak, her kesimi kusatan bir ahlak anlayisi insa edebiliriz. Çünkü devleti de dogru davranmaya zorlayan etik kurallar olmadiginda toplum kanunsuzluga, yanlisa, kötülüge bulasmaktan kaçinamiyor. Devlet toplumu çürütüyor, o çürümüs toplum dönüp devleti çürütüyor. Bugün yasadigimiz tam olarak bu.

Edep ile ahlak arasindaki farki görelim. Din ile ahlak arasinda bir bag olmadigini görelim. Ahlaki cinsellikten ibaret zannetmenin büyük bir hata oldugunu görelim.

Ve bilelim ki ahlaksiz bir toplum, çürük bir toplumdur.

Çürümek, kokusmak, mahvolmak istemiyorsak, gelin, bu ahlak meselesini gündeme alalim.

Ötekinin ahlaksizligini haykirmadan önce de kendi ahlakimizi gözden geçirmeyi unutmayalim.

—————————————————-

4 Ekim-Internet Haber

Levent Gültekin

Back to top button