Makale

Ucuz kabadayiligin agir faturasi

Her sey Davos’ta çekilen ‘One minute!’ ile basladi.

Iktidar bir sey fark etti: Dis politikada meydan okuyucu, saga sola firça atan bir dil kullanmanin kendisi için çok kolay ve ucuz bir getirisi var.

Müslüman ülke halklarinda Israil’in, ABD’nin, Bati’nin yaptiklarina karsi biriken hakli bir öfke vardi. ‘One minute’ çikisinin yarattigi etki, bu öfkenin günlük siyasi kazanç için bulunmaz bir kaynak oldugunu gösterdi.

Bu ucuz ama çok tehlikeli kaynagi kullanmaktan imtina etmediler. ‘One minute’ çikisina dünya bir anlik öfke patlamasi gözüyle bakarak dikkatli davrandi.

Israil, iliskiler daha da bozulmasin diye alttan alan mesajlar verdi.

ABD ve Bati, Israil ile Türkiye’nin iliskisini düzeltmek için çabaladi.

Fakat tüm bu çabalari ‘Bizden korktular, bizi hafife alamayacaklarini anladilar, biz olmadan bölgede hiç bir sey yapamayacaklarini gördüler’ diye algilayan iktidar diplomatik dili büsbütün bir kenara birakti.

Israil’in iliskileri düzeltmeye çalismaktan vazgeçtigini, Türkiye’nin çikarina aykiri politikalara agirlik verdigini gördüklerinde geri vites yaptilar.

Ancak is isten geçmisti. Israil ile eskisi gibi etkin bir iliski kuramiyorlardi.

Çünkü Türkiye içi bos, ucuz tehditler savururken, esasinda elinin ne kadar zayif oldugunu bütün dünyaya göstermisti.

Simdi Filistin bütünüyle yalniz. Gazze bütünüyle sahipsiz. Ve Türkiye, Israil’e diplomatik olarak bile tek bir cümle edemez durumda.

Iktidara kisa vadeli kazanç saglayan ama ülkeye zerre kadar yarar getirmedigi gibi büyük zararlar veren kabadayi dilin dozu, her geçen gün biraz daha artti.

Dis politika artik iç politikanin malzemesi yapilmisti. Diplomasinin yerini BM’ye, ABD’ye, Rusya’ya AB’ye, Israil’e, esasen bütün dünyaya meydan okuyan, ayar veren bir dil almisti.

Taraftarin duygusunu kabartmak, ideolojik bir kenetlenme saglamak adina önlerine gelen ülkeye en üst perdeden ayar vermekten, hakaret etmekten zerre kadar çekinmiyorlardi.

Bu dilin, bu yaklasimin getirdigi zarari Israil ile yasanan olayda gördükleri halde benzer bir dili Rusya ile iliskilerde de kullandilar.

Rus uçagi düsürüldügünde köklü bir devlet gibi diplomatik dil yerine, bir mahalle kabadayisi evsafinda dil kullanmaya basladilar. ‘Gerekirse tezek yakariz’, ‘Siz yeni Türkiye’nin büyüklügünün farkinda degilsiniz’, ‘Artik, boyun egen, ‘Tamam’ diyen bir ülke degiliz, bunu kabul ederseniz sizin iyiliginize…’ gibi ipe sapa gelmez, temelsiz, ucuz meydan okumalarla Rusya’yla da bütün köprüleri attilar.

Fakat çok sürmedi. Turizm agir yara alip tarim ihracati durunca ve meydan okumanin maliyetinin farkina vardiklarinda Rusya’dan özür dilediler.

Fakat Rusya eski Rusya olmadi.

Çünkü söylenmis onlarca ipe sapa gelmez cümle vardi.

Üstelik sergilenen o kabadayiligin ne kadar kof oldugunu, Türkiye’nin elinin ne kadar zayif oldugunu, birçok alanda kendilerine muhtaç oldugunu fark ettiler.

Rusya tarim ürünlerine koydugu ambargoyu kaldirmiyor. Türkiye’nin tek tarafli vize iptaline ragmen vize uygulamaktan vazgeçmiyor, 103 gündür Ankara’ya büyükelçi atamiyor.

Türkiye’nin en hassas oldugu Suriye’deki YPG konusunda YPG’ye açiktan destek vermekten zerre kadar çekinmiyor.

Ve ne yazik ki Türkiye’nin Rusya’ya söyleyebilecek tek bir sözü yok.

Bizimkiler, en küçük bir memnuniyetsizlik belirtisinde bile bulunamiyorlar.

Atilan onca naranin, meydan okumanin ardindan gelinen nokta ‘Aman sesimizi çikarmayalim da var olan tek tarafli iliski de bozulmasin’ durumu.

Özürden sonra Rusya ile iliskilerin düzeldigini sandiklari bir dönemde bu sefer ABD’ye, NATO’ya, AB’ye kabadayilik tasladilar.

Yandas medyada her gün bir Bati ülkesi için ‘Terörist devlet’ mansetleri, ‘Ortadogu’da artik biz variz bizsiz hiç bir sey yapamazsiniz’ gibi ipe sapa gelmez tehditler, ‘Ya biz ya YPG’ gibi çocukça tercihe zorlamalar…

Hepsinin neticesinde Türkiye artik ne Irak’ta ne de Suriye’de var.

ABD’ye ve Bati’ya ‘Ortadogu’da artik bizsiz yaprak kimildamaz, biz olmadan hiçbir sey olmaz’ tehdidi savruluyordu.

Tehdit edilenler tehdit edenin koflugunu, güçsüzlügünü göstermek için onun istemedigi, ‘Yaparsaniz çok fena olur’ dedigi her seyi yaptilar.

Mesela Türkiye, Musul operasyonuna dahil edilmedi. Suriye’de istedigi tampon bölge talebi kabul görmeyince sessizce gündemden düsürdü. ‘Rakka operasyonunu YPG ile degil bizle yapin’ talebi vardi; ABD ve Rusya, Türkiye’yi degil YPG’yi seçti. Bundan dolayi Rakka ve Münbiç’e ABD ile beraber operasyon hayalleri rafa kaldirilarak ‘Firat Kalkani’ operasyonu apar topar sonlandirildi. Üstelik ’71 gencecik çocuk niçin oralarda sehit oldu?’ sorusu havada dururken. Türkiye’nin en çok korktugu ‘Suriye’de bir Kürt bölgesi olusumu’ ABD ve Rusya’nin destegiyle gerçeklesiyor. Kerkük’te istemedigi bir durum gelisiyor fakat sesini çikaramiyor. Mesele sadece masada olmamak degil. Bütün gelismeler Türkiye aleyhine ilerliyor. Fakat ne yazik ki Türkiye’nin bunlara itiraz edecek, etse de karsilik alacak en küçük bir agirligi kalmadi.

Türkiye, büyük devlet olmadan büyük devletmis gibi davranmanin, hatta kabadayiligi büyük devlet olmak sanmanin agir faturasiyla karsi karsiya. Türkiye’nin hem Bati ve ABD’yle hem Rusya’yla hem de Iran, Irak, Misir gibi Müslüman ülkelerle iliskisi agir yara aldi. Tehditler, meydan okumlalar, diplomatik dilden uzak, mahalle kabadayisi edasiyla yapilan hakaretler, farkli ülkelere yöneltilen akil almaz ithamlar…

Tüm bunlarin sonunda bütün etkisini kaybetmis, dünya siyasetinde en küçük bir agirligi, itibari kalmamis bir ülke durumuna geldik.

Bir devlet bankasinin genel müdür yardimcisi bir baska ülkede tutuklaniyor, iktidar agzini açip tek cümle edemiyor, bir politika belirleyemiyor.

Çünkü ülkemizin o cümleyi edebilecek, caydirici bir politika belirleyecek en küçük bir agirligi kalmadi. Hezeyanlar içindeki kimi yandas kalemlerin ‘Yedi düvelle savasiyoruz’ gibi akil almaz yayinlari, iktidarin, içeride kendini saglama almak için dis politikayi iç politika malzemesi yapmasi neticesinde Türkiye agir bir bedel ödüyor.

Yukarida da dedigim gibi büyük devlet olmadan büyük devletmis gibi davranmanin, büyük devlet olmayi mahalle kabadayiligi sanmanin neticesinde Türkiye disarida, devlet olma vasfini, etkisini ve agirligini bütünüyle kaybetti.

Birçok uzmana göre de ‘haydut devlet’ olarak algilaniyoruz.

Iktidarlarini saglama almak için Türkiye’nin asirlardir birikmis tüm itibarini harcadilar. Çok yazik!

————————————————

Gazete Insan-14 Mayis

Levent Gültekin

Back to top button