Baykal yine sahnede
16 Nisan günkü referandumda ben de hayir oyu vermistim. Oyumu kullanmadan önce de niçin hayir oyu vermem gerektigine iliskin gerekçelerim vardi. Bu sütunda bu gerekçeleri yazmistim, ama bir kez daha tekrar edeyim.
2010 yili Anayasa degisiklikleri referandumunda getirilen degisiklik önerilerini demokratik bulmus ve evet oyu vermeye karar vermistim. 16 Nisan’da oylanan anayasa degisikliklerini ise demokrasiye aykiri buldugum için hayir oyu verdim. ‘Hayir’oyu kullanirken de, Deniz Baykal’in veya diger CHP’li siyasetçilerin beni ve benim gibi düsünerek hayir oyu verenleri yüzde 49’luk bir blok olarak görüp yönetmeye kalkacaklarini ise hiç aklimdan geçirmedim.
Deniz Baykal, 60 yila varan siyasi hayatinin 12 Eylül darbesiyle parlamento disinda kaldigi 7 yili ve CHP’nin seçim barajina takildigi için 3 yili disindaki 35 yilini parlamento çatisi altinda geçirdi, ama bu süreçte, ne Kürtlere ne de demokrasiye hiç yakinlik duymadi.
1987 genel seçimlerinde Nurettin Yilmaz ve Ahmet Türk’ün SHP adayliklarinin veto edilmelerinde ve Ekim 1989 Paris Kürt Konferansina katilan SHP üyesi Kürt parlamenterlerin bu sebeple SHP’den ihraç edilmelerinde aktif olarak rol oynadi.
Deniz Baykal, 1995 yilinda ‘Hikmet Abi’ formülüyle CHP genel Baskanligina geldikten hemen sonra, Tansu Çiller’le anlasarak alel acele bir erken seçime gitti ve kil payi farkla barajin üstünde kaldigi bu seçimlerden sonra da Aydin Güven Gürkan ve Murat Karayalçin gibi rakiplerini tasfiye etmek suretiyle partideki hâkimiyetini saglama aldi.
Deniz Baykal, 1967 yilinda, Turhan Feyzioglu ve arkadaslarinin CHP’den tasfiye edilerek Güven Partisini kurmalarina yol açan süreçte, Bülent Ecevit’e yakin durmustu, ama 30 yil sonra CHP’nin basina geçtiginde aslina rücu ettirdigi partisindeki icraati, tam da Feyzioglu’nun CHP’den tasfiye olmadan önce parti içinde yapmak istedigi seylerdi.Muhtemelen bizim günahimiz neydi diyen Feyizoglu’nun kemikleri sizlamistir, ama ruhu,Baykal vasitasiyla yillar sonra CHP’ye hâkim olmustu!
Deniz Baykal, 1999 seçimlerinde baraj altinda kalan CHP’nin Genel Baskanligindan muvazaali bir istifayla bir süreligine uzaklasti, ama kendisine bagli delegasyonla yeniden bir olaganüstü kongre toplatip tekrar genel baskanliga döndü. 2002’de Ismail Cem, Kemal Dervis ve bazi eski DSP/SHP/CHP’lilerin kuracaklari bir partinin seçimlere katilmasi söz konusu oldugunda, CHP’nin baraj altinda kalmasi halinde derin devlet için dogabilecek risklerin bertaraf edilmesi amaciyla dönemin Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer devreye girerek Kemal Dervis’i bu girisimden uzak tuttu. Kemal Dervis daha sonra CHP’den aday oldu ve Baykal’in CHP’si de böylece baraj nedeniyle, sadece iki partinin parlamentoya girebildigi 2002 seçimlerinde yüzde 19,5 oy alarak 177 milletvekili ile yeniden TBMM’ye girmis oldu.
Deniz Baykal, CHP Genel Baskani oldugu dönem boyunca demokratiklesme ve Kürtler lehine düzenlenmeye çalisilan her türlü tesebbüsün karsisina dikildi. AB iliskileri, Kibris meselesi, bas örtüsü yasagi, TRT’de Kürtçe yayin kanali kurulmasi, Dersim tartismalari, Bayrak Mitingleri, 367 Krizi, Ergenekon Davasi vb. gibi daha nice basliklar siralayabilecegimiz konularda, kimi zaman Anayasa Mahkemesi yoluyla, kimi zaman fiili durumlarla engellemek için daima demokrasi ve Kürt karsiti roller üstlendi.
Bütün bir siyasi geçmisinde örnek alinacak veya hayirla yâd edilecek tek bir davranisi olmayan Deniz Baykal, bazen duran saat misali dogru bir sey söylese bile, bu sözleriyle yine bir hesap pesinde oldugunu düsünür ve endiselenerek dikkatli olmaya çalisirim. Simdi kalkip,elmalarla armutlarin toplamindan öte hiçbir sosyolojik ve politik karsiligi olmayan yüzde 49 rakamiyla topluma bir kader çizmeye çalisiyor.
Genel Baskanligi’ndan uzaklasmasina ragmen daima gölgesinden korkulan bir insan olarak kaldigi CHP’de Baykal’in son TV programlarinda söylediklerine ne ölçüde itibar edilir bilemem.
Bahçeli muhalifi bazi küskün MHP’liler, CHP’liler ve Tayyip Erdogan karsitligi disinda hiç bir siyasi projesi olmayan müzmin Kemalistler ve sosyalistler hep birlikte ‘hayir’ dediler. Bir kisim AK Parti seçmeni ise gidisati onaylamayarak partilerine ters pahasina hayir oyu verdiler.Yine dert ve talepleri birbirinden tamamen farkli olan genis bir Kürtler kitlesi, Tayyip Erdogan karsitligindan ötürü degil, getirilen degisikliklerin ne demokrasiye, ne de kendi siyasi ve hukuki taleplerine uymadigi için büyük ölçüde hayir dediler.
Her bir kesimin farkli nedenlerle hayir demesiyle toplami yüzde 49’u bulan toplaminin istatistiki bir veri olmak disinda sosyolojik anlami yoktur.
Ahmet Türk hapisteyken Baykal’in üzüntü duydugu söylemesi de pek inandirici degildi; hiç degilse benim açimdan degildi. Ahmet Türk’ün tahliye olduktan sonra bir siyasi nezaket olarak gidip kendisini ziyaret etmesi kendi tercihiydi ve tabii ki buna karismak benim haddim degildir. Ahmet Türk ve Kürtler Baykal’in nasil birisi oldugu ve siyasi geçmisi unutabilir mi bilemem, ama ben unutmuyorum.
BAS Gazetesi-15 Mayis
Ümit Firat