Makale

Yolun sonu

36 yillik gazetecilik yasamimin yeni bir dönüm noktasindayim. 10 yili askin bir süredir yazdigim gazeteye ve siz okurlarima veda etme günü geldi.

2003 yilinin basinda Merkez Medya’dan buraya, Tercüman’in ‘ikinci dogum’una katkida bulunmak için gelmistim. Yeni Tercüman, 60’li, 70’li yillarin Tercüman’inin tasidigi zaaflardan büyük ölçüde kurtulmus, çok daha liberallesmis bir gazete olacakti.

Bu benim için büyük bir meydan okumaydi.

Tanidiklarim, dostlarim Tercüman’da bulunusumu geçmisime ve kökenime yakistiramiyor; ‘O sagci gazetede ne isin var’ diyorlardi. Oysa ben yillardir ‘sag/sol’ kavramlarinin alt üst oldugu bir tarihsel döneme taniklik ettigimizi; siyasi saflasmanin gerçek ekseninin farkli yerlerden geçtigini yazip duruyordum. Degisimci oldugu söylenen ‘sol’un statükoyla bütünlestigi buna karsilik ‘sag’in statükoyu zorladigi bir ortamda olan biteni anlayabilmek için sag/sol disinda baska eksenler aramamiz gerektigini anlatmaya çalisiyordum.

28 Subat’ta yasananlar eski saflasmanin sahteligini en kör gözlerin bile görebilecegi bir açiklikla ortaya sermisti. O vakte kadar ilericiligi kimselere birakmayan nice insan, demokrasinin Sirat köprüsünden paldir küldür asagi yuvarlanirken, köprünün üstünde kalmayi basaranlar geçmisteki önyargilarindan kurtulup çok önemli bir ortak paydada birlestiklerinin farkina vardilar.

Bu ortak payda özgürlük ve demokrasiydi… Olusan bu ortak platform, Türkiye’nin çarpik sag/sol saflasmasindan kurtulup demokrasi ve özgürlüklere karsi tutum temelinde yeni ve dogru bir saflasma yaratmasina katkida bulunabilirdi.

Nitekim öyle oldu… Tercüman’in adi degisti, sahibi degisti ama biz 10 yil boyunca BUGÜN’ü çikaran arkadaslarla uyum içinde bu yeni platformu insa etmeye çalistik. Vesayet rejiminin yikilisina, eski rejimin magdurlarinin, asagilananlarinin, kenara itilenlerinin çevreden merkeze dogru yürüyüslerine birlikte taniklik ettik ve katkida bulunduk.

Ama ne yazik ki yollarimiz bir noktada ayrildi.

X x x

‘Her köse yazari çalistigi gazetenin editorial çizgisi ile uyumlu olmayi tercih eder. Bu hem gazete yönetimi için hem de o yazar için arzu edilendir. Ama bu kontrol edilebilir bir durum degildir, böyle bir lükse her zaman sahip olunamaz. Gazetenin editorial politikasi degisir, yazarin görüsleri degisir, siyasetin rengi, yapisi degisir ve her degisiklikle birlikte ‘köseciler’in yazi hayati da degisir. Bazen yazdiginiz gazetenin içinde kendi adaciginizi olusturmaniza tolerans gösterilir ve orada kendi dogrularinizi yazmaya devam edersiniz; bazen o adacik size dar gelir, bogulur, kendiniz çeker gidersiniz; bazen de özel adaciklara tahammül edilemez olur, gönderilirsiniz’ diye yazmistim bir yil kadar önce.

Benim durumumu, sikistigim adacigin içinde bogulmak olarak görebilirsiniz. Ayrica hem BUGÜN okurlarinin bir kesimine hem de gazete yönetimine verdigim rahatsizligin da farkindayim.

O yüzden gidiyorum…

10 yildir bu gazetede çikan yazilarimin tek bir kelimesine bile dokunulmadi. Bunun için hem Genel Yayin Yönetmeni Erhan Basyurt’a hem de Sayin Akin Ipek’e tesekkür ediyorum.

Hosçakalin.

—————————————-

Bugün-10 Eylül

Gülay Göktürk

Back to top button