Makale

Git artik 2016

Elektrigi, suyu olmayan bir dag köyünde, ahsap bir evde açtim dünyaya gözümü… Gaz lambasinin isigi ile aydinlanir, annemin gügümlerle tasidigi çesme suyundan içer, onunla yapardik temizligimizi. Yatak-yorgan, kap-kacaktan baska hiçbir seyimiz yoktu ama mutluydum, sevgi boldu çünkü hanemizde…

Soguksu’nun tepesinde, iki göz odadan ibaret bir evde geçti çocuklugum, bu kez su da vardi, elektrik de… Tuvalet disaridaydi, hele geceleri hacet gidermek bin türlü sikintiya gögüs germeyi de gerektiriyordu. Mutluydum, gündüz aksama kadar oyun pesinde kosturduktan sonra doyamadigim uykularin evi simsicakti…

Gazi Mustafa Kemal Ilkokulunun, simdi yalnizca anilarimi süsleyen kapisindan, ögrenmeye en aç çocuklardan biri olarak girdim… Yoksulluktan dogru düzgün bir önlük bile yoktu üstümde… Okulun en seçkin ögrencilerinden biri olarak itibarim çok yüksekti ama… Mutluydum…

Ilkokula giderken, yasam tarzi, iliskileri bambaska bir mahalleye tasindik… Oda sayimiz artsa da yoksulluk diz boyuydu yine de… Mutluydum, çok farkli insanlarla tanismis, bambaska sevgilerle sarmalanmistik, beni ben yapan degerleri de olusturmaya baslamistim bir yandan…

Sokak gürül gürüldü o yillarda, ‘Tarla isleyenin, su kullanin’ diyen Ecevit, halkin umudu olarak yürüyordu iktidara, mutluydum, çok umut doluydu ülkem…

Derken bahar yüzlü bir insan, Beherengi’nin ‘Küçük Kara Balik’i ile tanistirdi beni… Hiç bitmeyecek okuma serüvenim o sayede basladi, okudukça baskalastim… Çok geçmeden ‘Baska dünya’ isteyenlerin seslerine kattim çocuk sesimi, mutluydum o sesler arasinda…

SINIF MÜCADELESININ TA GÖBEGINDE YER ALDIM

Sonra MC’ler geçti üstünden umudumun, 1 Mayis 77, Maras, Çorum, Bahçelievler, 16 Mart katliamlarinin atesinde yandi yüregim… Içim acidan oyuk oyuk olsa da, ‘bir ölür bin geliriz’ diyordu türkülerim… Ayaktaydim…

Kenan Evren adli bir diktatör baltayla dogradi delikanli düslerimi… Korku imparatorlugu ülkenin her karis topragina hâkim olsa da bu karanligi delip geçecek umudu görüyordum ülkemde…

Sevgili eli tutmadan anahtar tuttu elim. 15 yasinda girdigim çirak kursundan, biyiklari terlemis bir isçi olarak çiktim. 17 yasinda aldim ilk maasimi. Mutluydum, ekmek parami alin teriyle kazanacak bir isim vardi artik… Sinif mücadelesinin ta göbegindeydim ayrica…

Büyük madenci grevinin en ön saflarindaydi elbette yerim… Büyük bir cosku ile adimladim Ankara yollarini… Buz tutmus Mengen daglarini umuduyla isitan altin yüreklerin arasinda ben de vardim… Ekmegi, onuru için yazilan destanin bir hecesi oldugum için mutluydum…

Faili meçhullerin, bin günde yapilan bin operasyonlarin ülkesi haline geldi Türkiye; domuz baglariyla öldürülen insanlarin, enseye indirilen palalarla islenen cinayetlerin mahalli oldu… Barisi mutlaka kazanacagimiz, katillerden hesap soracagimiz umudu yüksekti hâlâ içimde…

Asik oldum, dostlarla halaya durdugumuz bir dügünle kurduk dünya evimizi… Yarin umudumu daglar gibi çogaltan dal bakisli iki evlatla en varsil zamanina ulastim hayatimin…

HER BITISI YENI BIR BASLANGIÇ SAYIP, YENIDEN SARILDIM HAYATA

Kandilli, Kozlu grizulari nasil da yakti içimi, nasil da hayata küstürdü… Eksili karanliklarda ekmegi bölüstügüm insanlari suçlu gözlerle ugurlarken, isimize, asimiza gelecegimize sahip çikma kavgasiyla diri tuttum umudumu…

Sivas yangini, bir alev topu geçti ruhumun üzerinden… Yitip giden bedenlerin pesinden çok gözyasi döktüm… Ugurlamaya gittigim Ankara’da, matemli kalabalikla birlikte yürürken is kokuyordu hava… ‘Hesabi mutlaka sorulacak’ duygusuyla kurtardim kendimi bogulmaktan…

Önce babam, sonra annem, çileleriyle birlikte sicaklarini da alip giderek dayanilmaz yalnizliklarin içine atti beni… Dostlarim ve çocuklarima yaslanarak tükettim yalnizligimi… Her bitisi yeni bir baslangiç sayip, yeniden sarildim hayata…

Durmadi hayat… En kara yüzünü takinip ölümlerle, katliamlarla gelmeye devam etti üzerime… Beterin beterini, kötünün en kötüsünü, dibin en dipsizini gördüm… Yasarken cehenneme girdim Soma’da, cayir cayir yandim… Bin türlü yoksulluktan, kirandan, kitliktan geçtim… Ama son yillardaki kadar umudumu yikmadi hiçbiri…

7 Haziran’in ardindan Suruç’ta, Ankara’da, Istanbul’da, Gaziantep’te, Elazig’da, Bursa’da, Kayseri’de, velhasil her yaninda ülkemin, binlerce parçaya ayrildi bedenim, insan yanim lime lime dograndi katliamlarda…

Meydanlarda halka ates açip, meclisi bombalayacak kadar alçaklasan canilerin kursunlarina hedef oldum defalarca, tanklarla geçtiler üstümden…

O katilleri o mevzilere yerlestiren aymazlarin yüzsüzlügü daha çok öldürdü ardindan beni… At izi, it izine karistirildi ustaca, ahali katillerini çilginlar gibi alkislarken meydanlarda, bense insanligimdan utandim…

Yetmemis gibi, akasya-nergis kokularimi, yetimevin kiyisina sakladigim düslerimi, ‘Küçük Kara Balik’in (kirmizi mi deseydim yoksa) coskusunu yitirdim; yarin umudum, yasam sevincim, isigim tükendi…

Git artik 2016, lütfen tüken… Yarattigin karanligi, katliamlari, onulmaz acilarini da al ve çik hayatimdan…

——————————————————

Marmara Yerel Haber-30 Aralik

Ahmet ÖZTÜRK

Back to top button