Bir kez daha..
Mesud Tek
Söylediklerimiz dikkate alınmadığında
sık sık “söyleye söyleye dilimde (dilimizde) tüy
bitti” deriz.
Sosyal ve siyasal yaşamda sıkça kullandığımız
bu söylem, aynı zamanda belirli bir usancı da ifade
eder; hele bir de dediklerimiz çıkmışsa..
Kürd siyasetinde sıkça rastlandığı gibi,
böylesi durumlarda, “uyarılarımız ciddiye alınmıyor,
ne desek boş” deyip, ipin ucunu bırakma olasılığı
bir hayli.
Ama siyasal sorumlulukları olanların böylesi bir
lüksü yok, olmamalı; dillerinde değil tüy, çalı
yeşerse de, gerçekleri dile getirmekten geri kalmamalıdırlar.
Kürd sorununun uluslararası özelliği, Kürdlerin
her zaman dile getirmesi gereken gerçeklerden biridir.
Türk devleti, Kürdlere yönelik resmi red-inkar ve asimile
politikasını hayata geçirirken, onun uluslararası
boyut kazanmaması için azami gayret sarfetti.
Kürd sorununu “dahili bir mesele” olduğunu göstermek
amacıyla her yola başvuran TC devletinin, bu konuda
belli bir başarı sağladığını,
sadece uluslararası kamuoyunu değil, bir kısım
Kürdleri de “ikna” ettiğini söyleyebiliriz.
Son günlerde, Kürd sorununun barışçıl ve diyalog
yolu ile çözülmesine dair umudların canlandığı
bir dönemde, “dış güçlere, yabancı arabuluculara
gerek yok, biz bu işi kendi aramızda çözelim” söylemi
yine dolaşımda.
Filistin-İsrail, İsrail-Suriye, İran-uluslararası
camia arasındaki sorunların çözümü için arabuluculuğa
talip olan AK Parti hükümetinin ileri gelenleri, sorun Kürdler
olunca çifte standart uyguluyorlar; “dış güçlere
ihtiyaç yok, biz kendi aramızda çözeriz” diyorlar.
AK Parti hükümetinin, geleneksel devlet politikasını
ifade eden bu söylemi, O’nun devletin resmi Kürd politikasıyla
köklü bir hesaplaşmaya hazır olmadığını,
Kürd sorununun çözümü konusunda AK Parti’ye gereğinden
fazla umud bağlanmaması gerektiğini bir kez
daha ortaya koyuyor.
PKK ve çevresi de sorunun “kendi aramızda” çözülmesi
gerektiğini düşünüyor ve bu düşüncesini sık
sık dile getiriyor.
Çok eskilere gitmeye gerek yok.
Örneğin, Öcalan, yakalandıktan sonra yaptığı
açıklamalardan birinde “bana gelen bazı yetkililer,
‘Kürd ve Türk kanının akmasını önlemek
için yabancıları aradan çıkartalım, bu
işi kendi aramızda çözelim’ dediler, ben de kabul
ettim” diye buyurmuştu!..
Hafızası nisyan ile malul olmayanlar, “İmralı
süreci”nin, ilk dönemlerinde, PKK’nin Türkiye yönelik turizm
boykotu kampanyasından çekildiğini, AB’yi içişlerine
müdahale etmekle suçladığını, bazı
AB kurumları nezdinde Türkiye lehine lobi yaptığını
hatırlarlar..
Öcalan daha sonraki açıklamalarında da aynı
söylemini devam ettirdi, AB’yi, ABD’yi, Güney Kürdistan Siyasi
önderliğini müdahil olmakla suçladı, kendi gibi
düşünmeyen Kürd politikacılarını ise işbirlikcilikle,
şu ya da bu devletin ajanı olmakla yaftaladı.
Son dönemde revaçta olan bu “kendi aramızda çözelim”
söyleminin içerdiği tehlikeler, binlerce kez tekrarlama
pahasına da olsa, bazı gerçekleri bir kez daha dile
getirmemizi zorunlu kılıyor.
Herşeyden önce bilinmelidir ki, yapısı gereği
Kürd sorunu aynı zamanda uluslararası bir sorundur.
Çünkü Kürd sorunu ülkesi emperyalist devletler tarafından
bölünüp parçalanan ve her bir parçası sömürgeci bir devlete
bağlanan bir halkın sorunudur.
Kaldı ki “yabancıların” sorunda taraf olması
yeni değil.
Daha Osmanlı İmparatorluğu döneminde, “yabancılar”
Kürd sorununda taraf oldular.
Yabancı ülkelerin bu tarafgirliği ise, hep egemen
devletten yanaydı.
Osmanlı sultanları Kürd direnişlerini, örneğin
Şeyh Ubeydullah Nehri önderliğinde hareketi bastırmak
için İran ve Çarlık Rusyası’ndan yardım
aldılar.
Cumhuriyet döneminde de aynı şeyler yaşandı,
yaşanıyor.
TC devleti, Şeyh Said ve Hoybun önderliğindeki
ulusal hareketleri bastırmak için İngilizlerin,
Fransızların, Sovyetler Birliği ve İran’ın
yardımını aldı, bu amaçla bazı sınır
değişikliklerine gitti.
Türkiye, NATO ve CENTO’daki üyeliği nedeniyle, bu paktları
oluşturan devletlerden aldığı ekonomik,
siyasal ve askeri desteği Kürd hareketine karşı
kullandı; kullanıyor.
Özcesi, Kürd sorunu hiç bir zaman “dahili bir mesele” olmadı.
Öte yandan şu bir gerçek ki Ortadoğu coğrafyasında
yaşanan köklü siyasal değişikliklerde, dış
güçlerin etkisi, iç dinamiklerden daha fazla olmuştur.
Özellikle biz Kürdler açısından bu, böyledir.
Dış dinamiklerin etkisi bazan Muhabad’da kurulan
Kürdistan Cumhuriyeti’nin yıkılmasında olduğu
gibi olumsuz, bazan da Saddam diktatörlüğünün ABD’nin
askeri müdahalesi sonucu yıkılmasında olduğu
gibi olumludur.
AB sürecinin Türkiye’deki demokratik değişiklikler
üstündeki etkisini kim inkar edebilir?
Ayrıca küreselleşme süreci dünyayı büyük bir
köy haline getirdi, günümüzde en ücra köşedeki ufak bir
sorun kısa sürede uluslararası bir nitelik kazanıyor.
Bu ve benzeri nedenlerde dolayı, 40 milyonluk bir halkın
4 devleti ilgilendiren sorununu “dahili mesele” olarak göstermenin
iyi niyetli olduğunu söylemek mümkün değil.
“Yabancıları bu işe katmayalım, sorunu
kendi içimizde çözelim” söyleminin ardında bir “Çapanoğlu”
var.
Tarihimiz bize, sorunumuzun “dahili mesele” olarak kaldıkça
kaybettiğimizi gösteriyor.
Bu nedenle sorunun çözümü için içe kapanmayı öngören
devlet söylemlerini ve istemlerini bir kenara bırakmalı,
dünya, bölge ve Türkiye’dedaki değişim rüzgarını
arkamıza alarak hareket etmeliyiz.
Bir başka ifade ile sorunumuzu daha fazla uluslararasılaştırmalıyız.
Bu anlamda “yabancıların” sürece dahil olması,
sadece Kürdlerin değil, bir bütün olarak değişim
ve demokrasi güçlerinin de yararınadır.
Yazarın önceki yazılarından:
Olur,
olur...
En
Erken Ölüm..
Referandum
Sonuçlarına Dair..
Evet,
Ama Yetmez
Bir
Konferans ve düşündürdükleri
Sivil
Toplum Kuruluşları Herkese Lazım
Eli
taşın altına koyma zamanı
“Demokratik
Özerklik”, Kaderini Tayin Hakkı ve samimiyet
Korkulanın
Başa Gelmemesi İçin
Renk,
renk
Samimiyet
Sınavı -3
Alınacak
Dersler Ve Bir Düzeltme
Anayasa
Cengleri-2
Allahın
Bildiğini Kuldan Saklamak
Mükemmelcilik
Yanlışta
Israr-2
Kemalist
Kanala Su Akıtmak..
Şehitler
Günü-2
Anayasa
Cengleri
Halepçe’de
Newroz
Ahmet
Altan’a Açık Mektup
Değişim..
“Taş
Atan Çocuklar” ve Demagoji
Tarafları
Bulunduğumuz Yere Çağırmak Doğru Değil..
Bir
Kez Daha Atı Arabanın Önüne Koymak Üzerine
“Herkesi
Kör Alemi Sersem Sananlar”
Ağca,
Samast, Darbe ve Açılım
Zamanı
Değil Mi?
Bir
Kez Daha “Türkiye Partisi” Ya Da “Çatı Parti” Üzerine
“Allah
Barzani ve Talabani’den Razı Olsun”
Eğer
Muhatap Çok Gerekliyse..
Taraf’tan
Yana Taraf Olmanın Zamanı
Açılım
devam etmeli
Demek
ki Neymiş!..
Her
İkisi De Doğru Söylüyor
Açık Mektup
Sayın
Erdoğan Devamını da Getirin
Zorlu
Ama Önemli Bir Başlangıç
Kurd
û Proseyê Aşitî Li Tirkiyê
6.
Kürdistan Hükümeti
“Ortadoğu’da
Allah’ın Dediği Olur”
Ez
jî Çûme Hecê
Kendi
Liderlerimizden Öğrenmek..
Bir
kez daha “Keşke” Dememek İçin
“Türk
Sorunu” mu?
1
Eylül ve Süreç
“Ölüm
ile Korkutup Sıtmaya Razı Etmek”
Xala
Hertimî Ya Rojeva me Ya Siyasî
İyimserlik
ve Olmazsa Olmazlar...
Seçim
Sonrası Sınavı
Güney
Seçimleri Ve Tavrımız
Halwesta
me
Demokrasi,
Dipçik ve Cop
Yetersiz
ama önemli..
“Peygamber
Ocağı” Böyle İse Eğer..
Olmazsa
olmazlar!..
Erdoğan Samimi İse Eğer..
Eğitim,
ama nasıl?
Gözden
Kaçırılmaması Gerekenler..
Türk
Devleti PKK İle De Görüşmelidir!..
Türkiye
Bir Kez Daha Yol Ayrımında..
Musul’da
Neler Oluyor?
“Türkiyelileşme"
Mi, Kürdistanileşme Mi?
Obama’nın
Ziyareti ve Derinlerin Çiçeği’ne Dair..
Şehidler
Günü
Soğukkanlı
Olmanın Zamanı
29
Mart Sonrasına Dair
“Ya
Hezar ya Hiç”
Mart
Ayı ve Dersleri
Can
Kurban Bu Provokasyona
Kim
Korkar Diyalogdan?
Onur..
“Bu
da böyle biline”
Yêzidiler,
Güven ve Vefa
“Kürdistanlı
Partiler Konferansı”
Bilim
İnsanı Siyaset İlişkisi Ya Da Atı
Arabanın Önüne Bağlamak
Eğri
Oturup Doğru konuşursak..
Darısı
Diyarbekir’in Başına!..
Tilkinin
Şahidi; Türk toplumu Ne zaman Isyan Edecek?
“Vatan”
ve teferruat!..
Tekrarın
getireceği sıkıcılığı da
göze alarak..
Velev
ki dedirtmesin!..
İtiraf..
Terk
Etmesi Gerekenler..
Arap
Şovenizmi ve Tersyüz Edilen Gerçekler
Başbakan’ın
Yeri ve Sakızı
Fırsat..
İkinci
Tezkereye Dair..
Kirli
Çamaşırlar Ortaya Dökülürken..
Beklenen Oldu..
Ben Işık Koşaner’i Sevdim
Bu
Sonbahar Güney’de Sıcak Geçecek
Yalandan
Kimin Evi Yanmış ki!.
Kürdi
Çatı
Uzlaşmak…
Güngören,
Kerkük ve Ergenekon’a Dair
Birlikte
Yaşama Üstüne
Taraf Olmak Yetmez Müdahil Olmak Gerek
Taraf Olmak
Takke Düştü Kel Göründü..
Malumun İlami Ya da Yeni Bir Şey Yok
“Ordu
Yargı El Ele”
Anayasa
Mahkemesi Kararı Neyi Gösteriyor?
1000
İmza ve “Yabancı”lar
1000
İmzanın Önemi
Samimiyetölçer!..
Gerçekçi
Olmak Gerekirse..
İyi
Şeyler
Kürt
Çatısı
Kargalar
Bile Gülmüştür
Kemalizmi
Kurtarmak Kürtlerin İşi Değil
Ağız
Bir Kere Yanmaya Görsün
“Bir
Musibet Bin Nasihattan Evladır”
Şehitler
Günü
Kendisine
Dokunulunca
Aklına Hukuk Ve Demokrasi Gelenler
Hasan
Cemal, Çocuk ve Berekete Dair
Haydi
Şaşırt Bizi Erdoğan!..
Kara Harekatı ve Acı
Gerçeklerimiz
Türk
Medyası, Çifte Standart ve Çocuk
“Türk
Devleti İnsanlık Suçu İşliyor”
Zorlukların
Üstesinden Gelmek İçin..
Allah
Söyletiyor!.
Sevinmek İçin Erken
“Gelin
Canlar Bir Olalım”
Havuç-Sopa
ve AKP’ye Dair
“Hak
İçin Haklıdan Yana Olmak”
Sorti,
Bombalama ve Bilime Katkıya Dair..
"Müslüman
Mahallesinde Salyangoz Satmak"
"Ya
Hezar Ya Sıfır"
Erdoğan
ve Nobel
Baykal’ın
Başına Düşen Taş
Samimiyet
Sınavı-2
Türkiye
Paşalar Cumhuriyeti
PKK
Ateşkes İlan Etmelidir (*)
Tezkere
ve Kararlılık
Çıkmaz
Sokak
Olması
Gereken..
Kemalizm
İçin Kaygılanmak Kimin İşi?
Perşembenin
Gelişi
Gerginlik
Kapıda
Sözcüklerin
Önemi!..
Şeyh
Elo’nun Söyledikleri..
Bölücü
Masalları
Kıyamet
Koparken...
Anayasa
ve Kürtler
Qandil’e
Uzanmanın Ne Gereği Var?..
Çuvaldızı
Kendimize Batırmalıyız
Seçimler
ve Sonrası..
Rektörün
Tuttuğu Ayna
Öcalan
İçin Fırsat
Sular
Giderek Isınırken..
Lafla
Peynir Gemisi Yüzdürmek..
“İyi
Çocuklar”a İş Çıktı
Polis
Devleti
Papatya
Falı
İran-ABD
İlişkileri Açısından Ortadoğu
Zorlu
Süreç
Hazır
Başlamışken..
“Ne Şeriat Ne Darbe”
Malatya Katliamı ve Uğur Kaymaz
Bir
Kez Daha Birlik Üstüne
Bremen
Mızıkacıları
Şehidler Günü
Bağımsız
Kürdistan
Newrozu
Özüne Uygun Kutlamak İçin..
Malumun
İlani
Evren
Vakası ve Eli Taşın Altına Koymak
Kürtlere Ateş Etmek Serbest..
Davul
ve Tokmak
Atı
Arabanın Önüne Koymak
Milliyetçilik
Yarışı
Ben
Erdoğan Hayranıyım!..
Katil
Kim?
Zor
Günler
Samimiyet
Sınavı
Yeni
Yıl
Ankara
Kriterleri-2
Geç
Olmadan
Gelenek
“Ne
Olacak Bu Irak’ın Hali”?
Bir
Kez Daha Kerkük Üzerine
Sembol
mü?
Demokrasi
Hayalleri
Yasaklamak
Erken
Ölüm
Törkiş
İşi Demokrasi ve Sivil Çözüm!..
Her
ikisi de aynı Orhan Pamuk
“Paşalar
Cumhuriyeti”
Cadı
Kazanı
Sıcak
Günler
Başbakan’ın
TİT Aşkı
“Bayrak
Krizi”, Gerçekler ve Görevlerimiz
“Qandil
Gönüllüleri”
Enfal
Yapışık
Üçüzler
Kirlenme,
Çürüme ve Çifte Standart
Hizaya
Getirmek
Başbakan Doğru Söylemiyor
Şahinler ve Riyakarlar
Madımak
Zeytin Dalı
Yanlışta
İsrar
“İyi
Çocuk”lar Cenneti..
Filmi
Başa Sarmak
Erdoğan’ın
Sınavı
Süreç
ve Önümüze Koyduğu Görevler
Tek
Yanlı Aşk
Sadak’ın Sadakati
İpe
Un Sermek
Güneyli
Kürtlerin Büyük Sınavı
Kansere
Razı Etmek İçin Ölümle Tehdit Etmek
Acaba
Öyle mi?
Halepçe
Olayları Neyi Gösteriyor, Neyi Gerektiriyor?
“Çeteler
Cenneti”
Arapsaçı
Söyleyemediklerim
ve Yapmadıklarımız..
Buzdağının Ucu (Mu?)
Aynaya
Bakmak
Saygı
Mı? Özgürlük Mü?
Militarizm
Ve Çürüme
Yavaş
Ama Emin Adımlarla İlerlemek...
İspanyol
General Ve Ağca
Gel
De Niyazi Usta’yı Anma
MGK’nin
Yeni Yıl Hediyesi..
Hazırlıklı
Olmak
Gündemimizin
Değişmeyeni..
Fırıldak
15
Aralık Seçimleri ve Olası Sonuçları
Biz İşimize Bakalım-2
Demokrasi
ve Ortadoğu
İyi
Asker
Ayna
Tutmak
Alışmakta
Fayda Var
Üçüncü
Ses
“Uzun, İnce Bir Yol”
3
Ekim, 15 Ekim ve Protokol
3
Ekim Sonrası..
Çürüme
Ne
yazmalı?
DİSK
Zorlu
Süreç ve Görevler
Yoğurdu
Üfleyerek Yemek!..
Kim(ler)in
kafası Karışık?
Başbakan
Samimi Olmak İstiyorsa…
"Emrin
Olur"
Sorun
Kürt aydınları mı?
Ülkenin
Gerçek Efendileri
Maksat “Terörün Kökünü kazımak”sa...
Londra Ve Kerkük
“Hukuk Herkese Lazım”
Aydınların Çağrısı ve Geçmişi
Hatırlamak
Cellad Çağrısı
Eşik Aşındırmak
Rüzgarı Arkaya Almak İçin
Gaf
Yapılacak
Başka İşler De Var
Bayrak
Ve Ekmek
Endişe
Ar
Damarı
Kürdistan
Parlamentosu
“Sözde”
Darısı
Başımıza!...
Bayrak
ve Asimilasyon
Adar û Newroz
AB Ve “Bölücü Tilkiler, Koyunlar”
|